Büşra

Büşra
9/10
·126 syf.··
2026 23. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:46
Yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Kitabın dili çok akıcıydı ve severek okudum. Keiko'nun hayatını okurken onu otizmli bir birey olarak düşündüm. Bu şekilde okuyunca kitap bana daha anlamlı geldi. Ama sadece otizmli bireyler değil nöroatipik bireylerin hepsinin hayatı, normal kavramını sorgulayarak geçiyor. Bu bireyler "normal" insanların başarılı olduğu şeylerin yanı sıra daha sıra dışı alanlarda başarı gösterebilir, bu kitap özelinde de bunu markette görüyoruz. Keiko'nun marketteki yetenekleri kimse tarafından bir yetenek olarak görülmüyor, sadece tuhaflık olarak adlandırılıyor ve onu da gözden çıkarmak konusunda çok da hassas değiller. Çünkü kendileri bile yaptıkları işe değer vermiyorlar ki bir başkasının bu işteki becerilerini takdir etsinler. Ancak ben Keiko'nun marketteki olağan üstü becerisini bir çok yerde sergileyebileceğine inanıyorum. Sadece bunu tercih etmemiş ve etmesine de gerek yok zaten. Üniversiteye başladığında yarı zamanlı iş olarak kasiyerlik yerine başka bir iş imkanı önüne çıksaydı onda da bu şekilde bir takıntı geliştirip yetenekli olma potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Japon edebiyatının dinginleştirici, olaydan olaya sürüklemeyen, sıradan olaylara odaklanıp, sıradan insanların hayatlarına mercek tutmasına bayılıyorum. Bu kitaplar beni sakinleştiriyor ve oradan oraya uçan zihnimi alıp bulunduğum yere getiriyor. Bu kitap da yine bu şekilde deneyim yaşadığım bir kitap oldu. Ayrıca giriş gelişme sonuç değil de sanki yol üstünde biriyle tanışmışız, kısacık bir an hayatına şahit olmuş gibi bir his veriyor bu kitaplar. Vedalaşmayı hiç sevmem ve japon edebiyatının bu yarım kalmışlıkları o yüzden bana iyi hissettiriyor. Bu yarım kalmışlık sayesinde o karakterle başka bir yerde bir daha karşılaşma imkanım varmış gibi hissediyorum. Ben kitabı severek
KasiyerSayaka Murata · Turkuvaz Kitap · 20193,677 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·232 syf.··
2023 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2023 00:00
Gayet akıcı bir kitap. Okurken ruh halime çok iyi geldiğini düşünüyorum. Atatürk dönemini görmüş ve yaşamış olan Muazzez İlmiye Çığ o zamanları öyle güzel anlatıyor ki böyle bir dönemi görememiş olduğuma üzülüyorum. İster istemez şu anki dönemimizle kıyaslıyorum ve saçma sapan sebeplerle ne kadar bölünmüş olduğumuzu ve bölünmemiz sebebiyle gücümüzü kaybettiğimizi düşünüyorum. Daha önce hiç Atatürk döneminde yaşamış birinin düşüncelerini okumadığımı fark ettim. Büyük eksiklik... O kadar keyifle okudum ki o bölümleri en çok bu bölümlerin etkisinde kaldığımı söylebilirim.
Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı?Muazzez İlmiye Çığ · Tuhaf Yayınları · 20231,872 okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2021 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 14:12
Temel psikoloji dersi alanlar, John Bowlby'nin bağlanma teorisiyle şöyle ya da böyle muhtemelen karşılaşmıştır. Bu teoriye göre insanlar bebekliklerinde bakım vereniyle yaşadıkları deneyime göre diğer insanlara karşı üç türlü bağlanma gerçekleştirirler: Kaçıngan bağlanma, kaygılı bağlanma, güvenilir bağlanma. Bu bağlanma türleri sadece anne baba ilişkilerinde değil romantik ilişkilerde ya da diğer insanlarla, arkadaşlarla olan ilişkilerde de yani yetişkin yaşamımızda da kendini gösterir. Kitapta öncelikle bağlanma türleri anlatılıyor, gerçek hikayelerle davranış örnekleri veriliyor. Böylece hangi bağlanma stiline sahip olduğumuza ilişkin farkındalık kazandırılmaya çalışılıyor. Davranışların çok detaylı analizleri yapılıyor. Ardından bu güvensiz bağlanma türlerini güvenli bağlanma türüne nasıl çevirebileceğimize ilişkin önerilerde bulunuluyor. Kitapta, bağlanmanın ne kadar önemli olduğu ve aslında güvenle bağlanan insanların hayatlarında nasıl bir kazancı olduğu, güvensiz bağlanan insanların ise nelerden mahrum kaldığı açıkça gösteriliyor. İlişkilere değer vermeyen bir yapıya sahip olaraktan bu kitabı okuyunca kendimi nelerden mahrum ettiğimi ve nasıl yanlış davranışlar geliştirdiğimi açıkça görmüş oldum. Sadece kendimizi şifalandırmaktan ziyade bu tarz güvensiz bağlanan insanların vereceği yıkıcı zararlardan nasıl korunacağımıza hatta ve hatta bu güvensiz bağlanan insanları önceden tespit edip ona göre nasıl önlem alacağımıza ilişkin muhteşem bilimsel bilgiler veriliyor. Açıkçası sosyal bir varlık olan, yani sürekli diğer insanlarla ilişki halinde olan bir insan için mutlaka öğrenilmesi gereken bilgiler barındırıyor. Kitabı daha geç okusaydım kim bilir yanlış davranışlar sergilemekle ve bunlara maruz kalmakla nelerden mahrum kalacaktım. Kitapta da ifade edildiği
Psikoloji
BağlanmaAmir Levine · Aganta Kitap · 20186bin okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2020 57. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2020 20:04
Netoçka Nezvanova, Dostoyevski'nin sürgüne gitmesi sebebiyle yarım kalmış bir eseri. Sürgünden dönünce de tekrar oturup tamamlamak istememiş. Zaten o kitabı yazan, sürgüne gitmeden önceki Dostoyevski ile sürgünden sonraki Dostoyevski aynı kişi olmadığı için bu yüksek ihtimalle kitaba da yansıyacaktı. Kitabın yarım kaldığını öğrenince "okumasam mı?" diye düşündüm. Ancak kitap elimde bulunduğundan okumaya karar verdim. İyi ki de okumuşum. Yarım iken bile o kadar muhteşem bir kitap ki... Tek oturuşta bitirdim. O kadar da akıcı ve sürükleyici bir kitap. Tamamlansa kim bilir ne kadar harikulade bir eser olacaktı. Ancak yarım iken bile bu özelliğini yitirmemiş. Sadece keşke biraz daha okuyabilseydim diye bir üzüntü duydum. Zaten Dostoyevski kitaplarının sonunu tamamen bitiren bir yazar değil. Mutlaka bizim hayal gücümüze bir şeyler bırakıyor. Kitaplarının sonunda bizim tamamlamamız gereken olaylar bırakıyor. Bu sebeple bu kitabın yarım kalmış olması da beni rahatsız etmedi. ~ SPOİLER UYARISI ~ Netoçka, aile içi çatışmalara, ebeveynlerinin kötü tutumlarına maruz kalmış bir kız çocuğudur. Tek istediği şey sevgi, her çocuğun ihtiyaç duyduğu gibi. Ama bundan bir o kadar mahrumdur. Yaşamını kendi ağzından bebeklik, çocukluk ve genç kızlık dönemine kadar anlatıyor. Gerisi malumunuz yarım kaldığından eksik. Olaylar çok hızlı gelişiyor. Merak unsurları üst düzeyde. Kitabın son kısımlarında da heyecanlı olaylar gelişmekteydi, olay sonuçlanmadan kitap bitecek diye çok gerildim ama öyle güzel bir yerde bitti ki yarım kalmış olduğunu bilmesem de çok yadırgamazdım. Yine de insan sonunda acaba neler oluyor diye merak duymadan edemiyor. Eh, gerisi de bizim hayal gücümüze kalsın.
Netoçka NezvanovaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 20163,057 okunma
9/10
·59 syf.··
2020 8. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2020 23:09
"Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku" cümlesiyle o kadar çok karşılaştım ki, ne olduğunu merak ediyordum. Kitapla rastlantı üzerine karşılaşınca hemen alıp okudum tabiki. Okurken bir kaç kişiden kitabın çok kötü olduğu, hiç bir şey anlaşılmadığı yorumlarını duydum. Ancak kitabı bitirdiğimde gayet iyi anlamış ve içindeki aktarılan duyguları hissetmiştim. Kötü kitap kategorisine koyamam, etkileyici bir kitaptı da diyemem ama okutuyor kendisini ve bence duyguyu gayet güzel geçiriyor. Ayrıca çok akıcı bir dili var. Ne okuduğunu anlamadan kitabı bitiriveriyorsun hemen. Zaten 50-60 sayfa civarında. Kitap bir adamın ağzından yazılıyor. Ve adamın çok ilginç bir iç dünyası var, şizofreniye yakın bir dünya. Kitap benim hoşuma gitti diyebilirim. Okuyanlara da anlamaları için dikkatlerini vererek okumalarını tavsiye ederim.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma