Puan vermedi·331 syf.····Okunma: 23 Ekim 2020 12:43 Körlük...
"Göz belki de insan bedeninin içinde ruh barındıran tek kısımdır."
Bu kısım işlevini yitirirse neler olabilir?
İkinci bir soru, bu kısım herkeste işlevini yitirirse neler olabilir?
Görmek aynı zamanda bilmek demektir. Bilmek ise çoğu kez sorumluluktur. Bu sorumluluk görmenin beraberinde getirdiği acıyla birleşince körlüğü arzulatabilecek bir süreci başlatabilir.
Yazar aslında körlüğün biyolojik bir durumun çok daha ötesinde ortaya çıkabilecek sonuçlarını ele almış. Körlüğün sadece gözün görme yetisini kaybetmesinden ziyade farklı boyutlarını düşündürmek istemiş.
Tahammül sınırları aşıldığında insanın kendinden nasıl ödün verdiğini, nasıl insanlıktan çıktığını ayrıntılı bir şekilde ele almış. Kitabı okurken birçok kez "ben olsam ne yapardım"ı sordum kendime. Karanlığa mahkum olmak olarak algıladığımız körlüğü aydınlığa mahkum olmak şeklinde düşünmüş yazar. Gözümü kapattım yanan lambaya doğru baktım... Yaşadığımız salgının körlük değil de covid olduğuna şükrettim.
Kitapla ilgili rahatsızlık duyduğum iki nokta oldu. Beni en çok rahatsız eden, yazarın birkaç cümlede ifade edilecek yerleri çok fazla ayrıntı vererek anlatması oldu. Yazar belki o duyguyu vermek için bu kadar ayrıntıya yer vermiştir diye düşünsem de uygunsuz yerleri midemi bulandırdığı için atlayarak geçtim. Beni rahatsız eden ikinci nokta ise bazılarının hoşuna gitse de nokta ve virgül dışında hiçbir noktalama işareti kulanılmamış olmasıydı.
Senaryosu güzel bir filmin, içindeki bazı sahneler yüzünden güzelliğinden ödün vermesi gibiydi bu kitap benim için.