Puan vermedi·87 syf.····Okunma: 13 Ekim 2020 22:52 İnsanın ta derinlerinde söken bir şafağın yansıması olamıyorsa gün ışığının ne önemi var? Sabah, ruhumuzu besleyecek hiçbir şey ortaya çıkarmıyorsa, gecenin örtüsünü neden üzerinden atar ki? kuru gösteriş ve parıltıdan ibarettir her şey.
Kitabımız genel olarak yürümenin çeşitlerinden bahsetsede yerimizde saymamamız için bize öğütlerde bulunurcasına bir okuma sunuyor.
Zaten benimde kanıksamış ve hayatıma aksettirmiş olduğum şey tam olarak bu olabilir yürümek, doğada yürümek.
Şahsi kanaatim olarak anca böyle dönebilir, anca böyle yaklaşabiliriz özümüze..
Bu sebepten ötürü beni en çok etkileyen kısımlar
Bir Kış Yürüyüşü
Gece ve Ay Işığı
bölümleri oldu karlar üzerinde adımlarken çıkan sesler karlar içerisinde kalsa dahi yaşamından hiçbir şey yitirmemiş olan ağaçlar, bitkiler kendini bir şekilde çiyle belki de beslemiş ve hayata tutunmanın bir sembolü gibi durmaktalardır, mevsim farketmeksizin.
Ay ışığı konusuna gelince çok sevdiğim ama bir o kadar da ilgilenemediğim belki fırsat ve imkan bulamadığım bir yürüme adımlama, düşünme şeklidir.
Yani tüm mesele yürümek eylemi değil bunu hem bir eylem olarak hem de amaç/erek olarak hayatımıza uyarlayabilmek.