Kitapta Santiago Nasar’ın bir namus meselesi sebebiyle öldürülüşü anlatılıyor. Diğer polisiye/cinayet kitaplarından farkıysa şu: kurban ve katil kitabın neredeyse başında zaten yazar tarafından açıklanıyor. Hatta anlatıcının kendisi de “herkesin açıkça bildiği bir cinayet” olarak tanımlıyor. Beni en çok etkileyen kısmı ise kısa bir zaman diliminde gerçekleşen ve önceden bilinen bir olayın farklı karakterler tarafından zenginleştirilmiş anlatımlarıyla merak uyandırarak okunmasını sağlayan kurgusu. Öylesine ustalıkla işlenmiş, resmen ilmek ilmek dokunmuş bir kitap ki su gibi akıp gidiyor.
Kitaptaki karakterlerin çoğu detaylandırılmış, bu da onlarla sanki önceden de tanışıyormuşsunuz hissi veriyor. Olay Santiago Nasar’ı tanıyan veya cinayetle ilgisi olan kişiler tarafından bölünerek anlatıldığı için yoğunlaşmak gerekebilir çünkü sonrasında havada kalan kısımlar olabilir fakat kendini vererek okuyunca insan, sanki o köyün meydanında dolaşıyormuş, etrafı izliyormuş gibi hissediyor. Hani bir kitaba çok dalarsın da son sayfaya gelince bittiğini anlamazsın ya, işte bitirip kapağı kapatınca 2-3 dakika öylece bakakaldım. Derin, güzel bir kitap.