Sarkaç insanın durmaksızın değişen hallerini, geçmişi ve şimdiyi bir ânın içinde bütünleyen, insanı bir bütün olarak kavramak isteyen öykülerden oluşuyor.
Yazarın deyişiyle, “Bence söz bizi sağaltmaz, iyileştirmez, hatta kimi zaman daha da hasta eder. Belki yatıştırır. Ama hummalı bekleyiş devam eder.
Belki hep ertelenir. Bir yerde histerik olarak yine ortaya çıkar. Yazılmak istenen bu kadar çok şey varken, bunların yazılıp yazılamayaçağı konusunda ya da ne şekilde yazabileceği konusunda ciddi sorgulamalara girişir. Çünkü en büyük tartışmalar sözsüz cereyan eder. Söze dökülemez belki bir ‘mırıltı'
Yazar, kitaba adını veren öyküsünde ise, anlatıcısının annesi, kendisi ve hayatla kurduğu şiddet ve saplantı temelli ilişkiyi hikâye ediyor.
Açıkçası çok çok beğenmedim ama bu tarz kitaplardan hoşlananlar okuyabilir.