Kahrolsun Emperyalizm...
10/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2020 54. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2020 15:18
Bu zamana kadar sorgusuz-sualsiz halkının desteğini arkasına alıp, emperyalist çıkarları için sömürü düzenini sürekli ve acımasızca uygulamaya çalışan, sömürdükleri ülkelerdeki hainleri de yanlarına alarak, saflarına çekerek ülkede kaos yaratıp ulus birliğini bozmak için uğraşan, devamlı olarak onlara biat edilmesini isteyen emperyalist Batı devletlerine karşı, onlara yaptıkları, tasarladıkları ve uygulamaya koymak istedikleri çıkarcı emellerini yüzlerine vuran pek az lider gelmiştir. Biz ne şanslıyız ki O büyük isme sahip olduk. Ancak her ülke böyle bir dahiyane isimlere sahip olamayabiliyor, bazıları da sahip olup da kıymet bilmiyor. İran bu kıymet bilmeyenlerin başında geliyor ve acısını Batıya karşı verilen savaşı yıllar önce kaybederek çekmeye başladı ve çekmeye devam ediyor. Muhammed Musaddık, Avrupa’da eğitim görmüş bilgisi, hırslı, halkını seven ve İran halkı için çalışan ama darbeye de karşı koyamayarak veya bilerek koymayarak (ülkede daha fazla kan akmasını önlemek amacıyla) koltuktan çekilen bir lider. Sömürülen İran yeraltı ve işgücünün geri kazanımı için elinden geleni yapan tüm emperyalist Batıya ve yerli işbirlikçilerinin karşısına alan gerçek bir milliyetçi. 󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿 Yerli işbirlikçilerini ve düşmanlarını bilmesine rağmen hiçbir şekilde şiddet uygulanmaması gerektiğini söyleyen ve uygulayan, demokrasilerde protestoların da olmasının gerektiğini savunan, kendisini deviren 1952 yılındaki gösterilerde dahi polis ve orduya hiçbir şekilde sokaklara çıkmamasını gerektiği söyleyen, farklı düşünenlere biraz fazla!sempati ile yaklaşan bir lider. Ancak O’nun bir tek kabul edemediği olay vardı, o da emperyalist ülkelerin bitmek tükenmek bilmeyen sömürme çabası olmuştur. 󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿 Kitapta, Muhammed Musaddık’ın gençlik yıllarından itibaren çok ayrıntılı olmasa da kapsamlı bir şekilde Avrupa maceralarını ve sonrasında İran’daki sürgün olarak geçirilen yıllardan sonraki siyasi yaşantısı, Başbakanlık yaptığı dönem ve İngiltere karşısında sergilenen dik duruş ile geçirilen bir dönemin anlatımını göreceksiniz. Ülkede farklı inanç ve siyasi gruplar olsa da emperyalistlere karşı nasıl birleştiğini okuyacak ancak devamında vazgeçmeyen sömürü düzenin o yıllardaki yaptığı kaçınılmaz sonu da göreceksiniz. İran tarihinin, Pehlevi dönemi ve Musaddık döneminin daha ayrıntılı olmak ile birlikte anlatıldığı müthiş bir bilgilendirici bir bölüm de mevcut. Şimdiki İran topraklarındaki devletlerin, milletlerin, hükmettiği toprakların dini, siyasi ve tarihi bir analizinin yapıldığı bir bölüm. Son bölüme gelindiğinde baskıcı, sadece kendini düşünen, halkının durumu görmezden gelerek, çok sevdiği koltuğunu, tahtını korumak için emperyalistlere ülkesinin topraklarını satarak peşkeş çeken Muhammed Rıza Pehlevi ve ona karşı ayakta durmaya çalışan Musaddık arasındaki olayları ve O’na yapılan darbenin de ayrıntılı bir olarak anlatıldığı müthiş bir bölümde var. 󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿 Bu bölümde İngiltere ve ABD’ nin (CIA) darbe planlayıcısı olduğu ve bunu nasıl, hangi aşamalarda planlayıp yaptığı, nasıl bir düzen kurarak bunu başarmak istediği, el altından İran’daki işbirlikçilerine nasıl milyon dolarlar dağıtıldığı yazıyor. Ayrıca bu bölümde İngiltere’nin yoğun baskılarına rağmen, direnen ve arabuluculuk görevini üstlenen, dünyanın ABD’yi daha başka bir şekilde görmesini sağlamak amacıyla darbeyi istemeyen, farklı bir anlayış içersinde olan Truman ve hükümeti ile O’nun yerine gelen ve komünist bir düzenin İran’da başa gelecek anlayışı ve inanmışlığıyla! İngiltere’nin destekleyicisi ve darbenin planlayıcısı olan, CIA ve dışişlerinin başına gelen komünist avcıları ile birlikte hareket eden Eisenhower hükümetini ve yetkililerini ifşa etmekte. ... Eisenhower hükümetinin bu darbeyi desteklemelerindeki amacının Sovyet Rusya etkisinin İran üzerinde kuracağı baskı olduğu bilinse de, artık Amerika’nın sömürgen pazarına tam olarak el atması ve Ortadoğu’ya yavaş yavaş hakim olan nedeni de göz ardı edilmemelidir. Sonuç olarak; darbenin olması çok fazla olumsuz sonuç doğurmuş, bunu yıllar içerisinde tüm dünya izlemiştir ve izlemeye devam etmektedir. O yıllarda gerçek düşmanın yeraltı ve İran halkını sömüren İngiltere olduğu bilinmektedir. 50’li yıllara kadar halk Amerika’yı ülkesine gelen turistlerin üzerinden düşünerek haklarında görüş belirtmekte. Ancak başkanların değişmesi ile değişen politikalar dost görülenlerin farklılaşması ve farklı bir anlayış içerinde yürütülen devlet politikası ülkelerin ve dahası halkların birbirlerine olan düşüncelerini değiştirmiştir. 󠁧󠁢󠁥󠁮󠁧󠁿 Geçmişe bakarsanız ABD destekli darbenin, dünya da çok önemli bir olayı da ortaya çıkarmış olduğu görülecektir. Eğer darbe olmasaydı, İran geleceği ve dolayısıyla da dini, siyasi ve tarihi açıdan şüphesiz bambaşka olacaktı. ABD ve İngiltere’nin şahın diktatörlüğünde oynadığı rol ileride ABD-İngiltere-İran ilişkilerinde olayı farklı bir duruma sokacaktı. ABD’nin bu darbedeki suç ortaklığı, 70’lilerin başlarında ABD’li bazı kurum ve kuruluş ile vatandaşlarına yapılan saldırılara, 78-79 yıllarındaki anti-Amerikan devrimi ve devamında rehin alınan büyükelçilik krizine neden olacaktı. Ayrıca 79 yılında yapılan devrimden sonra ortaya çıkan Batı düşmanı rejimin, radikal terör örgütlerinin çıkmasına neden olduğu ortadadır. El Kaide ve IŞID gibi terör örgütlerinin zararlarını da bütün dünya çekmeye devam etmektedir. Bu darbe ABD’nin sadece 25 yıllık bir kazancıyla sonlanmış olabilir, ancak sonraki dönemlerde hiç kimsenin kazandığı bir durum söz konusu değil. Darbenin götürdüklerine bakarsak insan Abd’ ye “değer miydi?” diye sormak istiyor.
Siyaset
Şah'ın Bütün AdamlarıStephen Kinzer · İletişim Yayınları · 2014115 okunma
··
224 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.