Livaneli'nin hangi eserini okusam içerisinde bir kültür bir tarih bulabiliyorum belkide onun en sevdiğim özelliğide bu. Romanlarında olay örgüsünün yanında verdikleri.. Mesela Huzursuzlukta bize Mardin kültürünü Leyla'nın evinde son Osmanlı ve yeni Cumhuriyet arası kültürel çatışmayı, Kostantiniyye Oteli'nde İstanbul'u, Kardeşimin Hikayesinde biraz Rus kültürünü tanıtıyor. Ancak belkide en kültürlü yada daha güzel bir ifadeyle Livaneli'nin "çok kültürlü" eseri Serenad'ta bu sefer Hitler'in Almanyası'nda Yahudi zulümlerinin yaşandığı "kristal gece" olayı ile Türkiye deki "6-7 Eylül olayları" arası inceleme, Kırım Türklerinin Ruslardan kaçarken yaşadıkları, İstanbul Üniveristesi özelinde Türkiye üniversite tarihinin kuruluşunda temel yapı taşları olan Alman profesörlerden parçalar sunuyor. Livaneli tüm bunları Alman bir profesörün akademik bir üniversite seyahati sırasında tanıştığı Maya Duran ve ona anlattığı duygusal, eşi zor duyulur aşk hikayesi çerçevesinde sunuyor. Harikaydı bitmesini istemediğim ama bittiğinde bir romandan daha fazlası dediğim bir eser oldu...