Bu yazarla çok geç tanışmış olmaktan dolayı içim buruk. Okuduğum ilk kitabında büyülenmiş durumdayım.
Kitabın ana karakteri C. sıradanlığa, tekdüzeliğe ve alışılmışın kolaylığına katlanamayan ismini bile bilmediğimiz bir adam. Babasından kalan mirasla hayatına devam ediyor. Çocukluğunda yaşadığı olaylardan kalan psikolojik sorunları var ve bunu kitabın sonlarına doğru kendi ağzından dinliyoruz. Günlerini aylaklık yaparak, sinemaya giderek, insanları gözlemleyerek ve bir de aşkı arayarak geçiriyor. Asıl aradığı "o" yu bulamayışı, B ile tanışmalarının hep kıyısından geçişi, ve bolca iç monologlarla dolu sizi içine çekip büyüleyecek bir kitap bu. Okurken 1959 yılında nasıl böylesine çağ ötesi bir kitabın yazıldığına şaşıracaksınız.
Kitabın sonuna geldiğimde ise kendimi büyük bir boşlukta hissettim. C.nin iç dünyasından çıkmak çok zordu. Sanki bir filmin içindeydim ve film bitmiş gibiydi. Bu kadar kapıldığımın farkında değildim ve kitap bitmesin istedim. Birçoğunuzun okumuş olduğunu düşündüğüm ve okumayanlara şiddetle tavsiye edeceğim bir kitap. Özellikle farklı tarzda kitap arıyorsanız ve bu kitapla tanışmadıysanız hemen okuyun derim. Keyifli okumalar