Puan vermedi·110 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ekim 2020 17:27 *Spoiler içerir.*
Karakterimize ve duygularımıza göre karşılaştığımız her olayda verdiğimiz tepkilerin ve düşüncelerin şekillenme biçiminin her insana göre değişmesi...
Birisi için annesinin ölmesi önem sırasına göre ilk sırada yer alabilirken, bir başkası için ikici, üçüncü hatta belkide daha geride olabilir, tıpkı Meursault gibi. Önyargılarımız ise sadece kendi çapımız kadar. Daha geniş ya da farklı bir düşünce tarzı ile karşılaşan insanların, bir başkasını ölüme götürebilmek için bu davranışları, düşünceleri nasıl kullandığının hikayesi diyelim. Çünkü Meursault annesi öldüğünde ağlamadı, ertesi gün denize ve komik bir sinemaya gitti, üstelik sevgilisi ile.
Sevgilisi ‘Beni seviyor musun?’ diye sorduğunda, ondan hoşlandığını ancak sevip sevmediğini bilmediğini söyleyecek kadar dürüst, ama toplumun bu kadar dürüstlüğü kaldıramayacağını belki de umursamayan ana karakterimiz, birini öldürürken de pek duraksamadan eylemini gerçekleştiriyor. Akabinde işlediği bu suç için pişmanlık duymuyor ve ‘güneşten oldu’ diyerek aslında basit bir yanlış anlaşılma nedeni ile olayın gerçekleştiğini söylemek istiyor, ancak, herkesin kafasında verilmesi istenen, planlanan karar çoktan belli: Ölüm.
Öldürülen kişi ise hiçkimsenin umrunda değil.