''(...)İhbar ediyorum bütün herkesi
öteki yarıya aldırmayan,
çimento dağlarını yükselten
kurtulamaz yarıya
unutulmuş hayvancıkların
yüreklerinin attığı yerde
matkapların son şenliğinde
hepimizin döküleceği yerde.
Suratınıza tükürüyorum.
Dinliyor beni öteki yarı
yiyip bitirerek, türkü söyleyerek,
................................uçarak kendi saflığında.
incecik çubuklar taşıyan
kapıcı çocukları gibi
böcek antenlerinin
paslandığı deliklere.
Cehennem değil bu, bir cadde.
Ölüm değil, manav dükkanı.
Otomobilin ezdiği şu kedinin
.......................................................pençesinde
bir dünya var kesik ırmaklardan,
..............................ulaşılmaz uzaklıklardan,
gelirken kulağıma türküsü solucanın
nice kız çocuğunun yüreğinden.
Pas, maya, titreyen yeryüzü.
Yeryüzü, sen ki, büroların
.......................................sayılarında yüzen.
Ne yapayım? Sıraya mı dizeyim
.....................................................manzaraları?
Sıraya mı dizeyim birazdan
..................................fotoğraf olacak aşkları,
birazdan tahta parçaları, kan
.........................................yudumları olacak?(...)''