Puan vermedi·202 syf.····Okunma: 03 Kasım 2020 21:32 Kitapları kesinlikle yazardan bağımsız olarak düşünemeyiz değil mi? Hemfikirsek devam ediyorum..
Kitabın yazarı bir Polis yolda yürürken ne yapıyorsunuz diye sorduğu zaman "Bir ayağımı diğerinin önüne koyuyorum." diyebilecek bir mizaha sahip bir insan ve bu yürüyen kişi zamanla roman karakteri oluyor alabildiğince yürüyor. Ayrıca yazar kitaplarını yazabilmek için sürekli kütüphanelerde, kitapların içerisinde bulunuyor ve ücretli daktilo aracılığıyla duygularını olduğu gibi yansıtmayı tercih ediyor. Hal böyle olunca ister istemez kitabımızın konusu kitaplar oluyor.
Kitaplara karşı çıkan başkaldırı, kitap aşıklarının bir şekilde örgütlenmesi elde kalanlara sıkı sıkıya sarılması hatta ezberlemesi.
Kitabımızın adına gelirsek eğer yazarımız kimya fizik uzmanlarına kitabın tutuşma sıcaklığını soruyor cevap alamıyor ya da bununla kimseler ilgilenmiyor.
En sonunda İtfaiye Teşkilatını arıyor ve şefle görüşerek soruyor Şefin cevabı ise "451 Fahrenheit" sayı ile kelimeyi ters çeviriyoruz ve
"Fahrenheit 451" ve yazar hiç sorgulamıyor irdelemiyor bunu kabul ederek bu ismi sayın kitabımıza bahşediyor.
Dönemine göre incelemek gerek aslında garipseyeceğimiz bu ütopyanın hiç gerçekleşmeme olasılığı ne kadar göz önünde olsa da gerçekleşme ihtimalini de bizlere düşündürebiliyor.
Ama bir nokta var ki yazar o zamandan çok doğru tahmin ederek genel başlıkta ekranlara(televizyon, bilgisayar, hatta günümüzde yoğunlukla telefon) kendimizi kaptıracağımızı doğru tahmin edebiliyor.
Montag gibi içinde bulunduğumuz durumu sırf öyle olsun diye yaşamaktan vazgeçip, bazı kişilerin eğer o kişiler hayatımızda yoksa da kendimizin kendimizi uyarması ile bir takım şeylerin farkına varalım!