Gönderi

10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2020 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2020 13:03
Ben bu satırları gece saat birde yazıyorum ancak sizler bu satırları yarın ben uyandıktan sonra okuyacaksınız çünkü ilk defa bir kitap incelemesini klavye ile değil kalemle yazmak istedim duygularım seri bir şekilde aksın diye. Sanki klavye ile yazmaya kalkarsam her şeyin büyüsü bozulacak diye hissediyorum. Hepiniz Yeşil Yol filmini izlemişsinizdir ya da en azından çevrenizden birkaç kişiden duymuşsunuzdur film sohbeti açıldığında. Ben de filmi en az on kere izlemişimdir herhalde ve her izlediğimde ağlamışımdır.Hayatımda iki kitabı filmlerini izledikten yıllar sonra okudum. Biri Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı, diğeri de Stephen King'in Yeşil Yol'u. Malum bilirsiniz, genelde bir şeyi görselde görmek akılda daha kalıcıdır ancak bazı şeyleri okumak akılda kalmanın yanında ruhunda bir yerlerde de bir yara olarak kalır. İşte Yeşil Yol da okuduktan sonra ruhumda kalan yaralardan biri oldu. Kurgu mu, gerçek mi yoksa gerçekten esinlenilmiş bir kurgu mu bilemem ancak ben ruhumda bunu okuduktan sonra hissedebiliyorsam buna benzer hikayeler Dünya'nın dört bir tarafında yaşanmıştır ve yaşanmaya da devam ediyordur. John Coffey aslında bize o kadar şey anlatıyor ki hayatı ve mucizeleriyle, neresinden başlanır hiç bilmiyorum inanın ki. Mesela, John Coffey bana hayatın mucizeleri olduğu kadar adaletsizliklerinin de olduğunu, hatta bunların mucizelerden çok daha fazla olduğunu anlatıyor. Ya da bazen unutmanın en büyük lütuf olabileceğini haykırıyor. Irksal ayrımın ne kadar gaddar olabildiğini ise anlatmakla kalmayıp yaşatıyor desem yalan söylemiş olmam size. Hatta ve hatta yıllar içinde Dünya'nın düzeninin pek değişmediğini eliyle işaret ederek "Patron bak, hiçbir şey değişmedi bu yerkürede." bile diyor. Percy Wetmore, Vahşi William Wharton gibi ruh hastalarının her daim olduğunu ağlayarak, susarak, unutarak ruhumuza işliyor. Paul Edgecombe ise bir adaletsizliği durduramayarak, büyük balığın küçük balığı aslında nasıl acımadan yuttuğunu ve çaresizliğin insanı düşünsel bazda ne hale sokabileceğini, yaşlılığın güzelliklerini ve sıkıntılarını anlatıyor. Bazı kitaplar vardır bir şey öğretir, bazı kitaplar vardır birçok şey öğretir. Bazı kitaplar da vardır aslında bilip de görmek istemediğini alır senin vücudunun bir parçası yapar. Yeşil Yol o kitaplardan biri işte. Aslında anlatmak, dökmek istediğim o kadar çok şey var ki burada ama iş siyasete girer diye susmak istiyorum. Çekindiğimden değil, siyasetten Dünya'nın düzeninden tiksindiğimden. Bu kitap okunmalı mı ya da ben filmini izledim ancak okusam mı bilemedim ne dersin sorularına gelecek olursam, cevaben diyebileceğim şey; okunmalı! Sebeplerine gelince; filmde kitabın çoğu yansıtılmakla beraber yansıtılmayan ayrıntılar da var. Burada bu ayrıntılardan bahsedecek değilim. Ya da insan olmak, iyi veya kötü olmak, vicdan ve çaresizlik nasıl iç içe olur öğrenmek isteniyorsa ilk tercih edilen kitaplardan biri olmalı derim Yeşil Yol. Stephen King Bu hikayeyi yazıp anlatırken neler hissetti bilemem ama ben insan olmayı hissettim. Hayatın mucizelerini ve adaletsizliklerini hissettim. Bana bu duyguları yaşattığı için Stephen King'e, John Coffey'e ve bu kitabı bana alan can dostuma teşekkür ederim. Sağlıcakla ve kitapla aydınlık kalın.
Yeşil YolStephen King · Altın Kitaplar · 20219,3bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.