Puan vermedi·448 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Kasım 2020 20:37 Ayfer Tunç, farklı bir kurgu, ustaca bir dil kullanımı ile, çok hoş bir şekilde anlatıyor. Hüzün dozu hep yükseklerde olan; çaresizliğin, umutsuzluğun ve acının içerisinde yine de yaşamın devam ettiğini gösteren yalnızların ve aşkın romanı.
Genetik bir hastalıktan dolayı öleceğini bilen Umut'un herkese dünyanın dibine düşen bir kutudan bakmaya başlaması sonrası tedavi için gittiği Amerika'da Sanem ile aşkı bulmasını anlatıyor kitap. Küçük mutlu anı parçacıkları ile kum saatini kırarak zamanı durdurmanın mümkün olabileceğini gösteriyorlar bize. Kelimelerle ördükleri zincirin birer ucundaki Sanem ve Umut, fırtınalı hayatlarında, yaşadıklarını hissediyorlar böylece.Umut ve Sanem'in hayatlarının ayrıntılarını birçok geri dönüş ile vermiş yazar ve karakterlerin yaşadığı olayların yanında her türlü ruh hallerini ve duygularının derinliklere inerek anlatılıyor.
Kitap, iki bölümden oluşuyor: Yazı ve Tura.
Yazı kısmında bölüm numaraları tek sayılardan (1,3,5,7...) oluşuyor. Umut’un penceresinden okuyoruz, hikayeyi.
Annesinden ona geçen genetik bir hastalığın pençesinde olan Umut tedavi olmak için Newyork’a gider. Ve onun tabiriyle giderayak Sanem’e aşık olur.
Tura kısmında ise bölüm numaralarının eksikleri tamamlanıyor. Bu seferde Sanem’in penceresinden okuyoruz, hikayeyi. Ailesinden sevgi görmediğini, çocuklukta aşık olduğu saplantı haline getirdiği Deniz’i. Ve lise çağlarında doğurduğu kızını ablasına verişini. Hiçbir yeri evi gibi hissedememesini. Ve Umut’la tanıştığı anlardaki duygularını okuyoruz.