"Değişmez tek bir kesinlik vardı insan için: Ölüm"
Anayurt Oteli'nin filmini elbet duymuşsunuzdur. Ama kitabı filminden çok başka. Yusuf Atılgan'ın en ses getiren kitabı. Okuyanlar ikiye bölünüyor hatta. "Bu nasıl bir kitap böyle? Böyle konuları nasıl yazabilmiş?" diyenler ve tam tersi benim gibi böyle bir kitap yazdığı için Atılgan'a saygı duyanlar. Zebercet isimli ana karakterimiz, hayatını sadece bu babadan kalma otelde sürdürüyor. Yanında bir de 'ortalıkçı kadın' dedikleri görevli bulunuyor. Bir gün bir kadın müşterinin gelişi Zebercet'in hayatında bir dönüm noktası yaratıyor. Ertesi gece tekrar geleceğini söyleyen kadını beklemeye başlıyor. Kafasını bile çıkarmadığı o küçük fanusundan yavaş yavaş çıkıyor artık. Kitap Zebercet'in duygu değişimlerini o kadar derinden hissettiriyor ki insana. Birçok insan "Ne kadar depresif bir kitap." diyip bitirmiyor bu kitabı. Bir de karakterlerin cinsellikle alakalı düşüncelerini de paylaştığından dolayı çok eleştiriliyor yazar. Oysa sanki hayatın bir gerçeği değilmiş gibi saklaması gerekirdi değil mi? Freud'un izinden gittiği de biliniyor, kullandığı bilinç akışı tekniği sayesinde karakterlerin zihnine erişebiliyorsunuz. Bence Anayurt Oteli'ni okurken en derine inmeye çalışmalısınız. Kitap kesinlikle 108 sayfadan ibaret değil, olmamalı. Her cümlede başka bir anlam, farklı bir dünya gizli. Kitapla ilgili bir şey söylerim de büyüsünü bozarım diye o kadar korkuyorum ki.. Okumadıysanız kesinlikle okuyun. Bakalım siz hangi tarafta olacaksınız?