Merhabalar, bugün size yine bir Rus edebiyat’ı ile geldim. “Yüzbaşının Kızı” Puşkin ile tanışma fırsatı bulduğum şahane eser. Rahatlıkla 1-2 günde bitebilecek klasiklerden. Ben bir sahaftan almıştım ama şu an çevirisi iyi bir şekilde bulabileceğiniz İletişim ve İş Bankası yayınlarında baskısı var. Aleksandr Puşkin’e ilk özgün Rus romancısı derler. Edebiyatın her alanında yenilik getirmiş, bu türlerde gerçek bir Rus dilinin kurulmasını sağlamış. Puşkin bir düello sonucu yaşamını yitiriyor, o zamanlar zaten biliyorsunuz düollolar çok meşhur. 1834 yıllarında Petersburg’a genç yakışıklı bir subay olan Dantes geliyor ve Puşkin’in güzelliği dillere destan eşi Natalya’ya aşık oluyor. Daha sonra Dantes Natalya’nın kardeşi ile evleniyor. Ama Natalya’ya olan aşkı daha da artıyor. Sonra Puşkin Dantes’i evlat edinen Hollanda elçisi Hekkern’e ağır bir mektup yolluyor, bu yüzden düello kaçınılmaz hale geliyor. Dantes küçük bir yara alırken Puşkin ağır yaralanıyor. Evde ıstıraplı günlerden sonra vefat ediyor. Düello ile biten bir hayat:((. Gelelim Yüzbaşının Kızı’na bu eser Puşkin’in sağlığında tamamladığı ve yayınlatabildiği tek büyük roman. 1836’da yazılmış bu eser; 1773’te ortaya çıkan Pugaçef ayaklanmasından esinlenerek yazılmış. Saygın zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr’un memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini ve orada yüzbaşının kızı Marya İle olan aşklarını ve önlerine çıkan zorlukları konu alıyor. Aynı zamanda yine bu eserde de savaşın ne kadar yakıcı ve yıkıcı olduğunu ardında ne kadar derin yaralar bıraktığını görebiliyoruz. Nasıl bittiğini bile anlamadım kitabın o kadar akıcı. Rahatlıkla okuyabilirsiniz ki mutlaka Puşkin okumalısınız. Eğer önceden hiç Rus edebiyatına yönelik eserler okumadıysanız iyi bir başlangıç olabilir.