·105 syf.····Okunma: 11 Kasım 2020 12:06 Yazarı ve kitabını daha önce duymamış ve okumamıştım. Arkadaşımın kitabı hediye etmesiyle çok da geç olmadan bu eserle tanışmış oldum.
Kitabın ana kahramanları 72 yaşındaki yaşlı bir adam ve onun kör köpeğinden oluşmakta. Mekanı ise Balou Sıradağları’ndaki bir köy. Olay, bir kuraklık mevsiminde başlıyor. Kuraklık köye uğrayınca, ihtiyar adam ve köpeği dışındaki herkes başka köylere adeta kaçıyorlar. İhtiyar adam çektiği açlığa ve güneşin kavurduğu sıcaklara rağmen nasıl hayatta kalacağının yollarını arıyor. Bu serüvende sıçan sürüsü istilaları yüzünden umutla beklediği mısır fidelerinin yendiğine de şahit oluyor, kurt sürüsünün içinde kıpırdamadan bir gece geçirdiği de oluyor. Fakat bu kitap umudun, yaşama inatla tutunmanın en güzel örneklerinden biri. Kitabı okurken her duyguyu duyumsamanız pek mümkün. Arkadaşıma bu güzel kitabı benimle tanıştırdığı için buradan da teşekkürlerimi iletirim.
(spoiler alert!)
Kitabın bana tokat atmış gibi bir duygu uyandırdığı kısım ihtiyar ile köpeğin sonlarına doğru birbirlerine karşı duydukları sadakat oldu. İhtiyar, köpeğe yazı-tura atacağını ve yazı gelirse köpeği çukura gömeceğini (ekinlere gübre olması için) tura gelirse köpeğin ihtiyarı gömmesi gerektiğini tembih ediyor. Şans da o ki, iki kere tura denk geliyor. Köylüler aylar sonra dönünce kötü kokularla birlikte canlı, yeşil mısır fideleri görünce şaşırıyorlar ve barakayı inceliyorlar. Barakadaki masanın üzerinde iki tarafı da tura olan bir bakır para, arka tarafta ise tümseğin üstünde yatan zayıf bir köpek görüyorlar. Tümseğin içini kazınca ihtiyarın çürümüş bedenini görüyorlar...