Puan vermedi·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Kasım 2020 22:43 İnsanoğlu olarak tamamen umutsuz vaka değiliz. Geçmişte, dünya için
güçlerimizi birleştirip dişe dokunur sonuçlar elde ettiğimiz olmuştu.
Montréal Protokolü örneğin; bir dayanışma örneği olarak tarihe adını
altın harflerle yazdırmıştı. Protokole giden yol, Britanya Antarktik
Araştırmaları ekibinin Güney Kutbu’nun üzerinde, ozon tabakasında
dev bir delik tespit etmesiyle başlamıştı. Yıl 1985’ti ve “ozon tabakası”
terimine bile aşina değildik. Zamanla, şeffaf bir örtü gibi Dünya’yı
sardığını ve Güneş’ten gelen zararlı ışınları bloke ettiğini öğrendik.
Ozon, biz dünya varlıklarının görünmez koruyucusuydu.
Ne var ki onu, kendi geliştirdiğimiz kloroflorokarbon gazlarıyla
giderek inceltiyorduk. Üstelik bu gazları, buzdolabından deodorantlara
hayatımızın her alanına sokmuştuk. Yine de, nispeten hızlı davrandık.
Keşiften iki yıl sonra, kloroflorokarbon gazları ile bazı
halonların üretimi tüm dünyada aşama aşama azaltıldı.
Bunu sağlayan ise Birleşmiş Milletler (BM) üyesi
tüm ülkelerin imza koyduğu Montréal Protokolü
oldu.
İnsanlık olarak, ozon deliği kadar vahim
bir başka belayı başımıza sarmış durumdayız.
BM henüz yayınladığı raporda, son 20 yılda
doğal afetlerdeki “afallatıcı” artışı iklim kriziyle
açıklıyor. 2000’den 2019’a kadarki doğal
afetlerin sayısının, bir önceki 19 yıllık döneme göre
neredeyse iki kat arttığı belirtiliyor. “Böyle gidersek
dünya yaşanamaz bir cehenneme dönüşecek” diyor rapor. 3.2
derecelik sıcaklık artışı gerçekleşirse, dünya bildiğimiz yer olmaktan
çıkacak. Sabrı tükenen bilim insanları, siyaset ve iş dünyası liderlerini
anlamlı bir adım atmaya çağırıyor.
Hal böyleyken, bu ayın 4’ünde, yani başkanlık seçimlerinin ertesi
günü, Dünya’nın ısınmasına insan eliyle yapılan en büyük “katkı”yı
veren ülkelerden ABD, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilecek. Beş
yıl önce, 197 ülke, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutabilmek
için karbon emisyonlarını azaltmaya nihayet razı olmuş, aralarında
ülkemizin de yer aldığı az sayıda devlet ise anlaşmaya imza koymamıştı.
Bu ay Atlas’ta, bu giderek ısınan gündemin farklı yüzlerine bakıyoruz.
İklimin doğaya etkisini ilk fark eden ve modern çevreciliğin temellerini
atan bilim insanı Alexander von Humboldt’a da bir saygı duruşunda
bulunuyoruz. Humboldt, bundan 200 yıl önce en büyük öğretmenimizin
doğa olduğunu yazmıştı. Bu öğretmen hiyerarşi tanımıyor, bize büyük
küçük her şeyin birbiriyle ilintili ve bütün olduğunu öğretiyordu. Ahlaki
ve politik tartışmalarımıza yön vermesi gereken de bu hassas dengeydi.
Bu umudu hep canlı tutmak dileğiyle, iyi okumalar
KÜÇÜLMEYEN NADİR BUZULLARDAN
Bu bir fotoğraf değil, buzulların
olağanüstü resmedicisi Zaria Forman’ın
“Perito Moreno Buzulu” serisinden bir eser.
TOPRAK DEĞİŞİRKEN
Boğaziçi Üniversitesi’nden
araştırmacılar, 700 çiftçiye iklim değişikliğini
sordu. Aldıkları yanıtlar ilgiye değer.
UNUTULAN BİR BÜYÜK DOĞA BİLİMCİ
20’nci yüzyılın büyük kısmında
unutulan Alexander von Humboldt, iklimin
coğrafyaya etkisini tespit eden ilk kişiydi.