·234 syf.····Okunma: 11 Kasım 2020 12:19 Babasıyla aynı ismi taşıyan Fransız yazarımızın 1848'de yazdığı, 1853'te operaya (La traviata), 1936 yılında da İngiliz sinemasına (Camille) uyarlanan romanı.
Roman, bir adamın hayatını kaybetmiş hayat kadını Marguerite Gauthier'in açık artırmada satılan eşyaları arasından bir romanı satın almasıyla başlıyor. Etkileyici ve merak uyandıran bir giriş cümlesiyle kendinizi bu sürükleyici romanın bir anda içinde buluyorsunuz:
'Bana kalırsa, bir dil ancak iyice öğrenildikten sonra konuşulabildiği gibi, roman kahramanları da insanlar iyice incelendikten sonra yaratılabilir.'
Kitaba sadece bir aşk romanı demek çok yetersiz bir tanım olur. Birbirine yoğun bir aşkla bağlanan Marguerite Gauthier ve Armand Duval'ın aynı zamanda korku, kıskançlık, şüphe, hoşgörü, alçakgönüllülük, fedakarlık gibi hislerine de tanık oluyoruz. Kitabın son kısımlarına kadar Armand'ın ağzından olayları ve duyguları okurken, son kısımda ise olayların farklı boyutunu ve kendi sebeplerini tüm samimiyetiyle aktaran Marguerite'ı okuyoruz. Olayların anlatım sırası güzel kurgulanmış ve daha en başında kitabın sonunu bilmenize rağmen akıcı edebi anlatım ve merak duygusuyla kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Yan karakterlerden Prudence ikiyüzlülük ve çıkarcılık konusunda üstüne düşeni layıkıyla yapıyor. Diğer bir önemli karakterimiz Armand'ın babası, sözde doğruluk ve dürüstlük timsali biri. Ancak 'elalem ne der' düşüncesiyle oğlunun-ailenin itibarının ve toplum gözündeki konumunun, oğlunun saadetinden daha önemli olduğunu düşünerek bu aşk konusundaki hükmünü veriyor. Benzer arkadaşlıklar ve aile-çevre tutumu günümüzde de mevcut. Kitapta hayat tarzını çok eleştirdikleri, kulislerde çok konuştukları kadının ölmesiyle evini, özel yaşamının detaylarını merak eden bir grup insanın sırf bu niyetle açık artırmaya katılması da yine genel-geçer bir toplum eleştirisi niteliğinde.
Yazar Alexandre Dumas, gayrimeşru bir çocuk olarak büyüyor ve toplumun ona bakış açısı, yapıştırdığı etiket, onun hayat kadınlarının hayatlarına ilgi duymaya yönlendirmiş olabilir. Daha sonraki yıllarda babası onu yasal olarak tanıyor ve Paris'e onun yanına yerleşiyor. Burada tanıştığı ve aşk yaşadığı hayat kadını Marie Duplessis'in, bu romandaki Marguerite'e ilham kaynağı olduğu söyleniyor.