"Bundan birkaç yıl önce, gençliğimden bu yana ne çok yanlışı doğru olarak kabul ettiğimi, dolayısıyla bu yanlışların üzerine temellendirdiğim şeylerin ne kadar kuşku götürdüğünü fark ettim ve o günden itibaren bilimlerde sağlam ve kalıcı bir şey inşa etmek istiyorsam, hayatımdaki her şeyi bir kerede kökünden söküp atmam ve meseleye en başından başlamam gerektiğini anladım."
Bu cümlelerle başlıyor Meditasyonlar'ına, Descartes. Evet, elimde bir takım fikirler var, ancak bunların hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğunu bilmiyorum. O yüzden tüm yargılarımdan vazgeçiyorum ve sıfırdan başlıyorum. Duyularımın bana sunmuş olduğu şeylere ne kadar güvenebilirim? Belki şuanda bir rüyadayım? Tamam, kabul edelim ki bir rüyadayım. Ama yine de, gördüğüm bu nesnelerin, bir kaynağı olmak zorunda: Gerçeğin bir kopyası! Peki, diyelim ki aldığım tüm duyumlar bir illüzyon ve bir yaratık beni yanıltmaya çalışıyor. O halde her şeyden şüphe etsem dahi, yanılan bir özne olduğundan ve o öznenin ben olduğumdan şüphe edemem! O zaman buldum. Hislerim konusunda yanılmış olabilirim, ama düşündüğüm kesin. Benim, ben varım. Düşündüğüm sürece de var olmaya devam edeceğim!
1. bölümdeki tüm yargılarından ve dogmalarından arınma kararı ve 2. bölümdeki bu tespitinden sonra, 3. bölümde sonsuz tözün sahibi Tanrıyı kanıtlamaya çalışır Descartes. 4. bölümde doğruların ve yanlışların tespitinde bir metot bulmaya çalışan Descartes yanılgılarımızın sebebini açıklar. Özgür irademiz vardır ve bir de anlama yeteneğimiz. Ancak irademizin alanı, anlama yetimizin alanından büyük olduğundan dolayı yanılgıya düşeriz. Yani bazen bir karar vermemiz gerekir, ama bu kararda doğru seçeneği seçmemizi sağlayacak yeterli bir anlama yeteneğinden yoksunuzdur. İşte bu durumlarda yanılmaya elverişli hale geliriz. 5. bölümde maddi şeylerin doğası üzerinden Tanrının varolduğunu ispat etmeye çalışır. 6. bölümde Kartezyen Dualizm'i anlatır. Bu sırada İmgelem ile Kavrama yetisi arasındaki farklara değinir ve şahanedir.
Metin boyunca yer yer Platoncu etkisini görmekteyiz. Geometri, Aritmetik ve Matematik gibi kavrama ilişkin ilimlerin açık ve güvenilir olmasına; Doğabilim(fizik), Gökbilim ve Hekimlik gibi ilimlerin ise yanıltıcılığına dair açıklamalarla karşılaşıyoruz. Ve 3. Meditasyondan itibaren de yoğunlaşan bir Skolastik Felsefe etkisi ortaya çıkıyor. Tanrının varlığına ilişkin açıklamalarında gelen "Tanrı kusursuzdur, kusursuz olan ise beni yanıltmaz." gibi varsayımlarında bunu görüyoruz. Modern felsefenin kurucusu olarak görülen Descartes'in eserinde Skolastik Felsefe'nin etkilerini görmemiz gayet doğal. Çünkü dönem, bir geçiş dönemidir ve ortaçağın etkisinden bir günde çıkılması beklenemez. Yine de geneli itibariyle şüpheci ve sistematik bir yol izlemektedir Descartes.
Çevirmen Çiğdem Dürüşken'in notları ve sunuşuyla iyice anlaşılır hale gelen metinde çok sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Felsefe tarihinin kırılma noktalarından biri olan Meditasyonlar mutlaka okunmalıdır.
Dünya Felsefe Gününüz kutlu olsun.
Keyifli okumalar.