Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 15 Kasım 2020 12:26 Spoiler içermez.
Uzun bir yazı, ya da iç dökme ya da konuşma isteği ya da her neyse işte..
Hadi başlıyoruz.
Kişisel gelişim tarzıyla aram hiç düzelmedi. Çünkü "sen yapabilirsin, sen başarırsın, sen mükemmelsin" vs tarzı cümlelerle insanı anlık gaza getirip, insanın önünde hiçbir engelin olmadığını, istediği her şeye ulașabileceği algısını oluşturuyor. Çok kısa bir süre sonra ufacık bir engelde dahi takılınca (ki insanlık hali olabilir) yapabilirdim ama olmadı diyerek insan daha büyük bir çöküntüye uğruyor. En azından ben böyle hissettiğim için kişisel gelişim kitaplarını ya okuyamayıp yarım bıraktım ya da zar zor devam edip haftalarca elimde süründü. Lakin Beyhan Budak'ın tarzını severek okudum. İlk olarak kendisiyle zorlu bir dönemden geçerken youtube videolarıyla tanıştım. Birkaç videosu beni oldukça etkilemiști. Ardından da kitapları olduğunu öğrendim. Lakin aramın pek iyi olmadığı bu tarzdaki kitaplara elim hiç gitmiyor, dolayısıyla ara ara videolarını izlemeye devam ediyordum. Nasip bu zamanaymıș diyerek ilk kitabını okudum ve iyi ki de okumușum dedim.
"Sana bugüne kadar anlatılan, her şeyi yapabilirsin iddialarının görünüşte iyi hissettirdiğini ama içinde bir yerlere zarar verdiğini unutmamalısın. Sen insansın; hem âciz hem güçlüsün. Nerede güçlü olabileceğini, nerede gücünün yetmeyeceğini bilmek en büyük erdemlerden birisi. Her şeyi yapamazsın, her şeye gücün yetmez. Bazen yorulursun, bazen seni aşan şeyler olabilir, bazen de zamanı gelmemiştir. Hayallerine âşık ol ama karşılık bulamayacağını anladığın zaman vazgeçebilmeyi de bil."
diyerek oldukça realist bir düşünce ile insanın hem yapabileceği hem de yapamayacağı şeyler olduğunu ve bunun çok normal bir süreç olduğunu, yapamadığı zaman ise çöküntü uğramadan en hafif şekilde nasıl atlatılması gerektiğini, kendini başkaları ile kıyaslamamayı öğrenmesi gerektiğini gözler önüne seriyor.
Kitapta ara ara danışanlarından anlattığı olaylar ise ayrı bir içtenlik ve gerçeklik katmış.
Videolarında ne kadar samimi ise kitapta da o samimiyeti buldum diyebilirim. Hatta kitabı okumuyor sanki karşısına oturmuş muhabbet ediyormuşuz gibi hissetmiş, kitabın sonunda ise şu cümlelerle karşılaşmıștım.
"Ben bu kitabı sadece bir kişiye anlatıyormuşum gibi yazdım. Sadece sen ve ben vardık sen bu kitabı okurken. Umarım ruhunda bir yerlere temas edebilmişimdir. Neydi o güzel cümle: Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş..."
(son cümleyi kitabı okuyunca daha iyi anlayabilirsiniz)
Sanırım kişisel gelişim yoluma Beyhan Budak ile devam edeceğim. Ben kendisini ve tarzını sevdim, Rabbim yolunu açık etsin.
Buraya kadar okuduysan teşekkür ederim guzel insan :)