! Spoiler vardır!
-Nişanlanmak üzere olan Kemal nişanlısına hediye almak için girdiği bir mağazada uzak akrabası Füsun'u görür ve aşık olur. Hem uzak akraba hemde Kemal'in nişanlanacak olmasına rağmen ikiside birbirlerine karşı hissettikleri duyguların önüne geçemez. Böylece Merhamet Apartmanında gizli gizli buluşmaları başlar iki aşığın. Bu buluşmalarda Füsun'a iyice bağlanan Kemal'in nişan günü gelip çatar. Nişandan sonra Füsun'un çekip gitmesi üzerine Kemal kahrolur, kendine gelemez. Füsun'u bulmak için uzun yıllar uğraşır durur. Bu arayış sürecinde kahrolan Kemal'e nişanlısı Sibel yardımcı olmak istesede olamaz ve nişan bozulur.
Yıllar sonra Füsun'u bulan Kemal hiç beklemediği bir gerçekle karşılaşır. Yinede tüm zorluklara rağmen Füsun'a olan aşkından asla vazgeçmez.
-Füsun'un eşyalarını gizli gizli toplarken okuyoruz hep Kemal'i.Topladığı eşyaları her şeyin başladığı yerde yani Merhamet Apartmanında topluyor. Neden eşya topladığını da okuyucalara böyle açıklıyor:"En mutlu anı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıya dayanılabilir kılan tek şey, o altın andan kalan bir eşyaya sahip olmaktır."
-Günlük hayatta kullandığımız, önemsiz diye üstünde durmadığımız onca eşyaya öyle anlamlar yüklüyor ki hayran kalmamak elde değil. Bu eşyalardan oluşan bir müzeyi de yazarımız Orhan Pamuk İstanbul'da açıyor. Kitabın içinde okuyucular için tek kullanımlık bir bilet bulunuyor. Benim çok merak edip, gitmek istediğim bir yer Masumiyet Müzesi...
-Füsun'un Kemal'e olan aşkı bence çok geri planda kalmış. Kitap Kemal'in aşkını ele alıyor ama ben Füsundan da bir şeyler okumak isterdim. Çünkü - ne kadar yanlış olsada- kitabın sonlarına doğru Füsun Kemal'i hiç sevmemiş sadece film yıldızı olmak için muhatap oluyormuş gibi bir hisse kapıldım.
-"Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum." diyerek başlayan roman "Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım." diyerek etkileyici bir son ile bitiyor.