Gönderi

Nam-ı diğer İspanyanın Dostoyevski'si
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 58. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2020 13:03
İspanya'nın Dostoyevski'si diye lakabının çıkmasını fazlasıyla tabii karşıladığım bu yazarın, okuduğum ilk eseriydi. İspanyolların eğilimlerini, genel patolojilerini ve değerlendirme biçimlerini o kadar büyüleyici anlatıyor ki Unamuno; akılda en ufak bir sis bulutunun kalmasına mahal tanımıyor. O kadar zarif bir tınısı, özgün bir yapısı var ki eserin; bir anda bitirip kenara kaldırmaya içiniz el vermiyor adeta. Tamamen bir rastlantı sonucu yolumun kesiştiği bu eserde de denildiği gibi ''nesnelerin gerekliliği sebebinin, tesadüfler bütünün bir elemanı olduğunu kabul etmeli insan''. Eserin yahut Yazarın eserdeki üslubunun kimyasını tanımlamam gerekirse; bir parça Gogol'ün ''Paltosu'', bir parça Dostoyevski'nin ''İnsancıklar''ı ve ''Yeraltından Notlar''ı ve bir parça da Goethe'nin ''Genç Werther'in acıları''nın heterojen bir biçimde karışıp ortaya keskin bir zekanın mahsulü olduğu belli olan görkemli ve bir o kadar da zarif bir sis yığınının somuttaki iz düşümü olan bu eser ortaya çıkıyor. Benim gözlemimce kapsamlı aroma tarifi budur. Ayrıyeten Behçet Necatigil'in çevirisinin bu nadide yapıttaki katkısının elzemliğini göz ardı edemeyeceğim. En yakın zamanda Miguel De Unamuno'nun diğer kitaplarının sindirimine ve ardından incelemelerine geçmeyi düşünüyorum. Her zaman dediğim gibi okuyunuz, okutunuz.
Edebiyat
SisMiguel de Unamuno · Can Yayınları · 20246bin okunma
·
11 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.