Franz Kafka, Dava, Can Yayınları, 2005
Kafka ile somut dünyada soyut anlamlar aramaya çıktığımız bu yolculukta, Kafka bizlere; hukuk sistemindeki hiyerarşiden tutun da insanlığın içinde bulunduğu ''Korku Çağı'' gibi pek çok konuya göndermeler yapılan bu eser, bir çok insana göre Kafka'nın en iyi eseri. Tabii ki böyle bir karşılaştırmaya başvurmayacağım. Fakat Kafka'nın biz okuyucuların gözlerini kitabın satırlarına mahkum ettiğini açıkça, çekinmeden söyleyebilirim.
Kitabın sonlarındaki rahip ile olan konuşmada anlatılan öyküde, aslında davalı için kapılar açıldığını fakat davalıyı korkutup o kapıdan içeriye girmesi için gereken cesaretini ''eğer girersen benden daha güçlü bekçilerle karşılaşacaksın!'' diyerek kıran bekçi ve bu sözlerden sonra içeriye giremeyen, kapıda beklerken ölüp giden bir davalı-mahkum- vardı. O satırları okurken, o an, bizim kahramanımız Bay Josef K.'nin de aynı şekilde kitap boyunca hep bir korkuyla çeşitli yerlerden kaçtığını, uzaklaştığını anımsadım.
Kafka'nın bir diğer göndermesiyse en yetkili kişiyi bir türlü göremeden, cezalarını bilmeden, bütün benliğini avukatlara teslim edip, onların köpeği olan davalılar.(Tüccar Block)
Avukatların davalıları nasıl süründürdüğü ve de hiyerarşik düzende herkesin bir alt kademesindeki çalışanı nasıl kullandığı, ezdiğini gözler önüne seriyor.
Her bireyin bu örgütün, düzenin parçası-kuklası, oyuncağı- olduğunu da söyleyen Josef. Şöyle diyor:
-Her şeyi doğru saymak diye bir zorunluluk yok, sadece her şeyi gerekli sayma zorunluluğu var.
Bu sözünden sonra ise şunları söylüyor
-Yalan, dünyanın düzenine dönüştürülüyor.
Ve buradan da anlaşılacağı gibi; yalanlarla kurulan bir dünya oluşturuluyor. Kafka bunları yazdığında 20. yüzyılın başlarıydı, şimdiyse 21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarındayız. Düzen sizce ne oldu?
Kafka' gibi büyük bir kalemi dünyaya tanıtan, onun vasiyetine aykırı hareket edip, Kafka'nın ardında bıraktığı yazıtları yakmayan, sevgili Max Brod'a tüm dünya okuyucuları minnettardır.
İyi okumalar dilerim.