·170 syf.····Okunma: 24 Kasım 2020 01:01 Olmak yada olmamak işte tüm mesele bu
Hamlet’i duymayanımız yoktur. Hamlet’i duymadıysanız yukarıdaki sözü mutlaka duymuşsunuzdur. Onu da duymadıysanız mağranızdan çıkma vaktiniz gelmiş demektir. Dikkat gün ışığı gözünüzü yorabilir kısık gözle okuyabilirsiniz.
Shakespeare’in daha önce Coriolanus isimli tiyatro eserini okumuştum ve yıllar önce okuduğum ilk tiyatro eseri olduğu için hiç sevememiştim. Hamlet’i okurken aslında anladım olayı ve yaptığım yanlış bakış açısını. Eğer sizin de tiyatro eserlerine karşı bir ön yargınız varsa büyük ihtimal sizde olayın içine giremiyor, mekanı kafanızda tam olarak tasvir edemiyorsunuzdur. Bu sefer mekandan daha bağımsız, hikayenin kurgu kısmından daha ziyade içeriğine, yani diyaloglara odaklanınca daha bir keyif aldım. Hele Hamlet bu diyaloglar konusunda o kadar zengin ve tatlıydı ki isteseniz de başka şeylere kafanız gitmiyor. Fakat şunu söylemeliyim ki bu diyaloglar o kadar şairane ve dolambaçlı ki başlarda bayağı gelmişti. Hatta kahramanımız Hamlet nasılsın sorusuna cevap verirken bile karşısındakine ‘edebiyat yapma be reis sadede gel dedirtiyor’. Ama hemen gözünüz korkmasın bir zaman sonra alışıyorsunuz ve basit konuşmalarda bile ozan atışmasına şahit oluyormuş hissi veriyor.
Çok kısa özet geçmek gerekirse Hamlet’in babası amcası tarafından gizlice öldürülür ve tahta geçerek annesi ile evlenir. Hamlet ise bu durumu kabullenemez. Babasının hayaleti bir gece olanları anlatınca Hamlet bu suikast anını bir tiyatro eserine çevirir ve tüm saray izlerler. İşte buradan sonra işler sarpa sarar. Bu hikaye Aslan Kral filmini izleyenlere de tanıdık gelmiştir. Evet neredeyse benzer olaylar. Birinde olay danimarkada geçerken diğerinde Afrika savanalarında, birisinde insanlar varken diğerinde hayvanlar oynuyor, ve birisinde olay çook trajik biterken diğerinde mutlu son ile bitiyor.
Son olarak eserde en çok beğendiğim kısmını aşağıya bırakıyorum. Sarayda soylu olan Polonıus oğlu Laertes’i başka bir ülkeye gönderirken ona tavsiyeler veriyor. (Okurken satırların sonlarındaki noktalama işaretlerine dikkat edelim çünkü anlatımı değiştirebiliyor. Örneğin nokta yoksa bir alt satır ile birlikte okumalısınız.)
Hâlâ burada mısın Laertes? Ne ayıp!
Hadi gemiye, gemiye! Seni bekliyorlar yalnız,
Rüzgâr şişirdi bile yelkenleri.
Haydi, hayır duam üstünde olsun.
Şu öğütlerimi de yaz kafana:
Düşüncelerinin ağzı dili olmayacak;
Aşırı hiçbir düşüncenin ardına düşmek yok;
Teklifsiz ol, bayağı olma;
Dostların arasında denenmiş olanları
Çelik halkalarla bağla yüreğine
Ama her zıpçıktı, acemi çaylak arkadaşı da
El üstünde tutup elini kirletme.
Kavga etmekten sakın, ama ettin mi de
Öylesine et ki korksunlar senden.
Herkese kulağını ver, sesini verme.
Herkese akıl danış, kendi aklını sakla.
Kesenin elverdiği kadar iyi giyin,
Zengin ama gösterişsiz olsun giydiğin.
Çünkü kıyafet insanın mihengidir çok kez:
Fransa’da da en kibar kimseler
En çok giyinişle gösterirler soyluluklarını.
Ne borç ver ne de borç al; çünkü borç vermek
Çok kez hem paranı yitirmektir hem dostunu.
Borç almaksa tutum gücünü yıpratır.
Her şeyden önce de kendi kendinle doğru ol
O zaman, gece gündüze varır gibi,
Sen de aldatmaz olursun kimseyi.
Güle güle. Dualarım öğütlerim seninle olsun.