Gönderi

Okuma Edimi Tinsel Hayatın Eşiğidir!
8/10
·71 syf.··
Beğendi
·
2020 109. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2020 18:10
Proust'un Okuma Üzerine isimli risalesinin iki bölümden oluştuğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki, Proust risalesinin ilk bölümünde kendi çocukluğuna dönerek okuma edimine ilişkin çağrışımlara işaret etmiş. Çocukluğunda hangi mekânlarda okuduğunu, çevresindeki insanların ve eşyaların bu okuma ediminde anımsattığı duyguları ve düşünceleri dile getirmiş. Kendi için çok önemli addettiği okuma pratiğinin, çevresinde bulunan insanlar tarafından nasıl anlaşılamadığını ve neredeyse hiç yere rahatsız edildiğini hayıflanarak olmasa da dile getirme gereği duymuş. Proust'un bu bölümde dile getirdiği duygu ve düşüncelerini özetleyen belki de şu aşağıdaki paragraftır: "Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka zaman belki yoktur." Proust çocukluğunda okuma pratiğine ilişkin duygu ve düşüncelerinden sonra yetişkin bir birey olarak okuma pratiğine ilişkin düşündüklerini ifade ettiği bölüme şu tümceyle başlar: " Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir." Proust Descartes'tan yaptığı bu alıntıdan sonra kitap ile dostu karşılaştırır ve kitap vasıtasıyla geçmişte yaşamış büyük insanlarla görüşme ayrıcalığı elde edebileceğimizi vurgulayarak kitap mı dost mu sorusunun yanıtını kitaptan yana kullanır. Kitaplar aracılığıyla bilge insanlarla konuşma fırsatı elde ederken günlük yaşamımızda karşılaştığımız kanlı canlı insanlarla bu fırsatı yakalayamadığımızı imler. Bu düşüncesini şu sözleriyle destekler: "...okuma insanların en bilgesiyle bile olsa, bir konuşmaya indirgenemez; bir kitapta bir dost arasındaki asıl farklılık bilgeliklerinin büyüklüğündeki farklılık değil, onlarla iletişim kurma biçimidir; okuma konuşmanın tersine, yalnızlığımızı sürdürürken, yani yalnızken sahip olunan ve konuşunca çabucak dağılan entellektüel güçten yararlanmaya devam ederek, esinlere açık olmaya ve zekanın kendi kendisi üzerindeki çalışmasını bütünüyle verimli kılmaya devam ederek, her birimizin önceden üretilmiş bir başka düşünceyi edilmesidir. Proust okuma ediminin, okuduğumuz kitabın bitimiyle sonuçlanan bir şey olmadığını bilâkis asıl etkisinin bundan sonra başladığını savunur. Ona göre yazarın yapabileceği tek şey bizim arzu duymamızı sağlamaktır. Bu düşüncesini ya da iddiasını şöyle dile getirir: " Yazarın bilgeliğinin bittiği yerde bizimkinin başladığını çok iyi hissederiz ve onun yapabileceği tek şey bizim arzu duymamızı sağlamakken biz yanıt vermesini isteriz. O ise bu arzuları bizde, sanatının son çabasıyla erişebildiği nihai güzelliği bize seyrettirerek uyandırabilir. Proust bu tümcelerde de belirttiği üzere, yazarın verdiklerinin bittiği noktada bizim hayâl gücümüz devreye girmeli ve yeni kapılar açmalıdır. Gerçeğin tümünü yazarda bulamayacağımız için bizim sorularımızla yeni kendi bilgeliğimizin başladığını anlarız. Yazarın yanıtlarının bittiği noktada bizim yeni sorularımız doğmalı ve bu merak duygusu ve nihayetinde yaratıcı edim sürdürülmelidir. Sanatçının ve yazarın nihai çabasının bizi evren karşısında meraklandırmak ve hayatı anlamlandırmaya çalışmaktır. Bununla birlikte okuma disiplinine fazlaca anlam yüklemenin gereksiz bir çaba olduğunu vurgulayan Proust, " okuma tinsel hayatın eşiğidir, oradaki yolu bize gösterebilir, yolu oluşturmaz" diye belirtmeyi ihmal etmemiştir. Proust okuma biçiminin yanında kişisel dostluğa da küçümseyerek bakar. Okumanın var olmayan birine samimi, çıkarsız bir yakınlık ya da dostluk olduğunu vurgular. Suni insan ilişkileri ile karşılaştırıldığında çıkarsız ve dolaysız olması nedeniyle okur yazar ilişkisini fazlasıyla önemser. Kitaplarda sahtelik olmadığını, kitaplarla geçirilen vakitlerin insanların aksine istediğimiz için olduğunu ve daha değerli olduğunu vurgular. Proust kitabının son kısmında bütün büyük yazarların tercihinin antikçağ yazarlarına yöneldiğini belirterek kendi çağdaşlarını romantik bulduklarını söyler. Büyük yazarların eski eserleri tercih etmelerinde yazıldıkları dilin, tözlerinin ve o dönemin yaşam aynası olmalarının etkisinin önemli olduğunu vurgular. Proust bu durumu şöyle vurgular: " Çünkü bunlar artık yaşamayan geleneklerin ya da hissediş biçimlerinin hatırasını koruyan yürürlükten kalkmış dillerin bütün güzel biçimlerini bugünkü hiçbir şeyi andırmayan ve zamanının üzerlerinden geçerken hala renklerini güzelleştiren tek şey olabildiği süregelmekte ısrar eden geçmiş izlenimleri içerir."
Edebiyat
Okuma ÜzerineMarcel Proust · Notos Kitap · 20091,621 okunma
·
33 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hasan Hüseyin AKKAŞ
Gönderi Sahibi
Kitabı okuma sürecinde, öyle çarpıcı/etkileyici tümcelerle karşılaştım ki incelememi yazarken bunları mutlaka paylaşmalıyım diye düşündüm. Zira o tümceleri ya da pasajları alıntılamasam yorumum eksik kalırdı. Bir de hiç değilse incelemeye göz atan olursa salt o alıntıları dahi okusa kâfidir diye düşünüyorum...
Abim kitabı baştan mı yazdın bu nasıl bir inceleme😃