·305 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Nisan 2017 17:25 Bugünün Türkiyesini anlayabilmek açısından, bin dokuz yüz doksanlardan itibaren Türkiye siyasetinde yaşananların, sermaye kanadında olan dönüşümlerin, çok daha önceden başlanıp bugünlere kadar getirilmiş olan toplumu dönüştürme süreçlerinin anlatıldığı kitabı okuyunca , bugünün Türkiyesine gökten zembille gelmediğimizi bir kez daha fark ettim...
Aşama aşama çok büyük kayıplarımız olduğunu hatırladım..
Evet bugünlere gelirken toplum da dönüştürüldü..Ülke de... Eğitiminden, sağlığına , sermaye yapısından, özgürlük anlayışına kadar her şeyin tarumaar edildiği bir süreçten geçtik geçiyoruz...Bu da geldi bizim ömrümüze denk geldi...
Gemisini yürütüp , kesesini dolduran sahtekar kaptanlar mı marjinal ve azınlıkta , yoksa alnının teriyle üç kuruş için ter döken emekçiler mi ?
Aşikar olan bir şey var ki yaşadığımız bu sűrece toplumun büyük bir kısmı çanak tuttu..Alkışladı..
Yağmaya ortak olmaya kalktı.. Sanal hikayelerle böbürlendi ve avundu... Başkasına caka sattı... Kendine biat etmeyeni ötekileştirdi...
Medya, üretim, sanayi, eğitim , toplumu ilgilendiren her kademe iğdiş edilip ucubeye döndürüldü...
Evet bu hikaye bize bir diktatörlük hediye etmiş olabilir...
Bence bir hediyesi daha var sanırım..
Bu saatten sonra , ne idüğü belirsiz , partiler bu toplumun muhalefetini karşılayamaz...
Bu toplum içinde bulunduğu ortamda ya yok olacak... Yada kendi argümanlarını yaratıp küllerinden yeniden doğacak...
Bu bir umut ....
Yazarını şahsen de tanıdığım kitabı ilgi ile okudum. Davutoğlu perspektifinde "yeni Türkiye" imajının temelde bir İslam Türk diktatörlüğü fikriyle nasıl filizlendiğini ve bu bakışın yansımalarını anlatmış... Bugün iflas eden ve hak ile yeksan olan düşüncenin o günün koşullarındaki değerlendirmesi ve tespiti bugünkü eksen kaymalarını anlamak açısından da faydalı...