Gönderi

Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2020 447. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2020 09:18
Bu sene başından beri tüm dünyayı etkileyen salgın hastalık,  aslında virüsten ziyade insan türünün kendisinin ne denli  tehlikeli olduğunu ortaya koydu. İnsanların birbirine ver- diği zarar ve ortaya çıkan yıkım, hastalığın sebebiyet verdiği ka- yıplarla mukayese edilmeyecek kadar büyük ve kalıcı. Tüm dünyada zaten son yıllarda önemli bir yükseliş gösteren  insan hakları ihlalleri, salgın hastalığı bahane eden iktidar sahip- leri tarafından çok daha korkunç boyutlara taşınıyor. Covid-19’a  karşı er ya da geç bir aşı elde edilecek ama bu “iktidar hastalığı”- nın aşısı, malum asırlardır bulunamadı. Türkiye çeşitli nedenlerle  Covid-19 karşısında -açıklanmayan veya aşağıya çekilen rakamla- ra rağmen- birçok ülkeye kıyasla daha az kötü bir durumda. Ancak  kendi içimizdeki itişmeler yüzünden ölüm karşısında bile birlikte  duramadığımız için, “dış düşmanlar”a pek ihtiyaç duymuyoruz.  Daha doğrusu duymuyorduk. Yakın zamanda ise özellikle iktisadi  durumların giderek fenalaşması üzerine, belli bir zeminde birara- ya gelmek kaçınılmaz ve zaruri oldu.  Tabii bu “birlik ve beraberlik” hâlini, özellikle Kurtuluş Sava- şı’ndan sonraki dönemlerde hakiki manasıyla ve pratikte gerçek- leştiremedik. Bilindiği gibi tarihte ekonomik koşulların ağırlaştığı  neredeyse her dönemde, siyasi otorite kimi zaman “baldırı çıplak”  denilen sokak güçlerini devreye sokar. Bunlar da ilgili ülkeye bir  nizam verir, bir tür “kamu düzeni” sağlarlar. 2015 başındaki terör saldırısında 12 kişinin katledildiği Char- lie Hebdo saldırısı, tüm dünyada infial meydana getirmişti. Bu ha- disenin etkisiyle doğal olarak kendine gelemeyen bu dergi sonraki  yıllarda kalitesini-esprisini yitirdiği gibi, ucuz ve provokatif bir  çizgiye sürüklendi. Ekim sonunda yaptıkları ve Tayyip Erdoğan’ı  hedef aldıkları kapak, Fransa’da yabancı düşmanlığından ırkçılığa  giden yolda özellikle şimdiki Macron yönetimini konsolide etmeyi  amaçlıyor. Ve tabii Türkiye tarafında oluşan haklı tepki ve nefret  de, ülkemizdeki benzer odaklara İslâmiyet’i kullanarak harekete  geçme fırsatı veriyor. Bu karanlık tablo kimseyi ürkütmesin. Bu berbat salgını da,  uluslara yapışan-yapıştırılan yabancı düşmanlığını, ırkçılığı ve din  tacirliğini de yeneceğiz. Bir ve beraber olmak için, kimsenin bizim  hakkımızdaki kışkırtmalarını kullanmaya ihtiyacımız yok. Onlar  daha Hz. Muhammed’e gelmeden, Hz. İsa’yı bile idrak edememiş  “medeniyet” tacirleridir. Biz birleşmiş bir millet olarak nelere kadir olduğumuzu son  olarak İstiklal Harbi’nde ele-güne gösterdik. Ele-güne göstermek- ten öte, neler başarabileceğimizi önce kendi kendimize kanıtladık. 
Tarih
#Tarih Dergi - Sayı 77 (Kasım 2020)#Tarih Dergisi · Kafa Grup Reklam · 202020 okunma
·
11 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.