-Albert Camus en çok merak ettiğim yazarlardan biriydi. Yabancı'da Albert Camus ile ilk tanışma kitabım oldu.
-Meursault dış dünyaya ve kendisine "yabancı"laşmış bir adamdır. Herkese ve her olaya soğukkanlı ve umursamaz bir biçimde yaklaşan bu adam annesinin ölümüne bile kayıtsız kalır. Cenazenin üstünden uzun bir süre geçmediği halde Meursault'un yeni tanıştığı bir kadın ve komşusu Raymond ile tatile gitmesi de bu kayıtsızlığın cabası... Bu tatil maalesef Meursault'un başı derde sokar.
-Meursault'ın işlediği suç yüzünden değil de, annesin ölümüne beklenen tepkiyi vermediği, cenazeden hemen sonra denize gidip tanıştığı kadın ile sinemalarda gezmesi yüzünden yargılanmasını okuyoruz aslında. Mahkeme salonunda da "yabancı" olarak oturuyor savcının karşısında. Mahkemede gelişen olayları da uzaktan bir söz söylemeden izliyor. Meursault bu düşüncesi ile mahkeme anını özetleyebiliriz: "Benim davamı beni işe karıştırmadan çözümlüyor gibiydiler sanki. Her şey, benim araya girmeme gerek kalmadan geçip gidiyordu. Düşüncemi sormadan kaderimi karar altına alıyorlardı."
Kitapla kalın, hoş kalın...