Gönderi

Ne dersin Olric?
9/10
·724 syf.··
2020 1. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2020 22:18
Nihayet “Tutunamayanlar” ı bitirdim. Evet, nihayet diyorum; çünkü okumaya başlamamın üzerinden yaklaşık üç ay gibi uzun bir zaman geçti. Aslına bakarsanız biraz yavaş okuduğum doğrudur. Fakat bu kadar uzun sürmesinde en son sayacağım etken yavaş okumam diyebilirim. Kitabı elime aldığım vakit, iki bin yirminin ocak ayı bitmek üzereydi. Şubatın ayazı başladığında ise bedenimi saran hastalıklar okumama mani oluyordu. Ama iki hastalığın ve üç acil servisin yakasından kurtulup tekrar okumaya başladığımda ise, bu sefer dünyayı sarıp sarmalayan bir virüsün kapısı açılmıştı. Şimdiyse nisan ayının ortalarında ve Turgut Özben ile Selim Işık’ın macerasının sonundayız. Burada derinlemesine bir analiz yapmayacağım tabi ki. Zaten buna da ne bilgim ne de eğitimim müsaade eder. Amacım kitabın bana ne hissettirdiğini yazmaya çalışmaktan başka bir şey değil. Bir garip öyküydü Tutunamayanlar. Kendimi çoğu zaman içinde hissettiğim bir serüven. Roman hiç yaşanmadan bitmiş, tükenmiş bir hayatın tam ortasına atıyor sizi ve oradan kendi çabanızla çıkmanızı bekliyor. Eğer çıkabildiyseniz yine de anlamsız bir boşlukta buluyorsunuz kendinizi. Yukarıda isimlerini zikrettiğim iki karakter (özellikle Selim Işık) sizi romanların, hikayelerin arasında dolaştırıyor. Bu yönden Tutunamayanlar, edebiyat ile ilgilenen ve özellikle de dünya klasiklerine ilgisi olanların dimağında ayrı bir tat bırakıyor. Başımızda dolaşan belirsiz boşluk hissinin adı konulmuş gibi bu eserde. Yazar Oğuz Atay hakkında pek fazla bilgim yok aslında. Hatta inşaat mühendisi olduğunu bana kitabı okuduğum sıralar da bir arkadaşım söylemişti. Yazarlar hakkında az çok bilgim olmasına rağmen Oğuz Atay’ı ve yaşamını kendime hep uzak hissetmişimdir nedense? Bu sitede* geçtiğimiz günlerde kitaptan alıntıladığım yer, belki de eserin en vurucu kısımlarından biriydi. Orada ki final cümlesi kitabın tüm ruhunu yansıtıyor adeta. Bir intikam duygusu. Kendini yok ederek diğer insanların hayatların da bir boşluk meydana getirme çabası. Böylelikle ruhsuz hayatlara ruh ve can katma hedefi. Karakterlerin düşünce dünyasında yaşadıkları iklimin, bildiğimiz tüm zamanın üzerinde ve vazgeçilmez olması. Hepsi bir dehanın belleğinde hayat bulmuş ve Tutunamayanlar ismini almış. Geriye sadece , bahsettiğim yerde denildiği gibi “sanıkların ellerinden başarılarının alınmasına oy birliği ile karar verilmesi kalmış...” Ne dersin Olric? * ozerssinan.wixsite.com/website/post/tu...
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.