İbnü'l-Arabi, bu şekilde nefse taallük eden manevi temizlikten bahsederken seyr u sülük anlayışı doğrultusunda nefste gerçekleşen temizliğin bazı önemli hususlarına da dikkat çeker. Şöyle ki; bu şekilde insanın bâtınında gerçekleşen bu temizlik, nefse ait bazı sıfatlardan bütünüyle uzaklaşıp temizlenmekten değil bu sıfatların kullanım alanlarının (mesârif) temiz tutulmasından ibarettir. Çünkü ona göre nefse ait sıfatlar, ilk yaratılışı itibarıyla nefsin ayrılmaz özellikleri olarak onda yerleşiktir ve ondan ayrılmazlar. Söz gelimi cimrilik, hırs, laf taşımak vb. gibi yerilmiş huylar yaratılış itibarıyla nefse yerleşmiş niteliklerdir ve bunlardan bütünüyle temizlenmek mümkün değildir. Dolayısıyla burada gusül abdestiyle gerçekleşen temizliğin genelliğine ilişkin olarak kendisinden temizlenmemiz emredilen ve yerilen kötülük, bizâtihi o sıfatın kendisiyle değil kullanım yeriyle ilgilidir.!23
Nitekim insan, kendi nefsine yerleşmiş olan hırs sıfatından/huyundan bütünüyle temizlenemez; sadece nefsinde yerleşik olan bu hırs sıfatını, dünya malı ve haramları biriktirme noktasında harcamaktan ve onları bu alanda kullanmaktan temizlenebilir. Öyleyse insan, bu şekilde hırs sıfatını, yerilen bir alanda kullanmaktan uzak durarak bizzat hırs vasıtasıyla da temizlenebilir. Bu ise ilim talep etme, salih amel, iyilik yapma ve mutluluk vesilesi olacak şeyleri toplama noktasındaki hırs ile gerçekleşen temizliktir. Çünkü nefse ait hırs sıfatının bütünüyle yok olması mümkün değildir.