·380 syf.····Okunma: 01 Aralık 2020 19:16 Geçenlerde okumak için kitap bakınırken Mahşerin dört atlısını konu alan fantastik bir seriye denk geldim. İlk kitap olan ‘Pestilence’i bitirdim.
Beş yıl önce mahşerin dört atlısı dünyaya gelmiş ve bildiğimiz hayat yok olmuştu. İnternet yok, elektrik yok denecek kadar az. Geldikten sonra beş sene süren durgunluk dönemi ise bitmiş; Pestilence(Salgın), kendisi gibi ölümsüz atıyla dolaşarak veba yaymaya başlamıştı. Bir itfaiyeci olan Sara, kasabalarından geçeceğini bildikleri Salgın’ı öldürmek için kısa çöpü çeker ve ormanda pusuya yatar. Salgın, altın sarısı saçları ve gerçek olamayacak kadar yakışıklı yüzüyle; altın zırhı ve tacıyla tıpkı bir meleğe benzer. Sara önce silahla vurduğu ardından istemeyerek de olsa yaktığı atlıyı arkasında bırakıp kamp kurar. Gecenin bir körü, yanmış bir isleletten ibaret olan Salgın’ın saldırısıyla uyanır. Çok acı bir şekilde öğrenir ki atlı ölümsüzdür. Ona acı çektirip onu öldürmeye çalışanlar için bir örnek haline getireceğini söyleyen Salgın, Sara’yı sağ bırakır. Ancak hem fiziksel olarak çektiği acı hem de her geçtikleri yerde gerilerinde bıraktıkları ölülerin verdiği ruhsal acı Sara’ya fazla gelmektedir. Salgın, duygulardan yoksundur, insanları hor görür ve görevini yerine getirmeye son derece kararlıdır. Ancak yavaş yavaş Sara ile çıktıkları yolculukta Salgın, insanlık adına bir şeyler hissetmeye başlarken; Sara da insanlığın kökünü kazımaya niyetli bu adama karşı hissetmemesi gereken şeyler hissetmeye başlar.
Sara’nın baştan sona kadar hissettiği tüm duyguları anlayarak okudum ve nefretten aşka geçişini asla yadırgamadım. Salgın’ın insanları öldürmeyi sevmediğini ama Tanrı tarafından verilen görevi yaptığını anlaması, ona karşı değişen tavırlarıyla nasıl da düşünceli, sevgi dolu ve nazik birine dönüştüğünü görmesi ile ona aşık olmaması imkansızdı. Ancak binlerce insanı öldüren bu ölümsüz yaratığa karşı hissettiği aşk, hep suçluluk duygusu ve acıyla karışıktı. Başlangıçta yaptıklarından sonra bu adamı nasıl sevebilir diye düşünsem de yazar o geçişi gayet güzel başarmıştı.
Sırada bir diğer atlı olan War(Savaş) var. Bakalım onun da kalbini sıradan bir insan kazanabilecek mi