The Four Horsemen 1

Pestilence

Laura Thalassa
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı:
380
Basım Tarihi:
21 Mart 2018
Yayınevi:
Createspace Independent Publishing
Orijinal Adı:
Pestilence
Orijinal Dil:
İngilizce
ISBN:
9781986665810
Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·380 syf.··
2022 50. kitabı
Rapsodi’den sonra Laura Thalassa’ya karşı bir ön yargım oluşmasına rağmen (baya bi hayal kırıklığına uğramıştım) Pestilence’e bir şans vermek istedim. Goodreads’i biraz bile takip ediyorsanız Pestilence’ı çok okunan listelerinde görmüşsünüzdür zaten yanılmıyorsam yakında çok popüler yayınevlerinden biri tarafından da yayınlanacak. Açıkçası şaşırdığımı söylemek zorundayım çünkü baya bi beğendim Özellikle Rapsodi’nin dilinin basitliğinden sonra bu kitaptaki kelimelerin seviyesi karşısında zorlandım bile diyebilirim bu bence kitaba ağırlık katan bir etken olmuş (hani yavaş okunması zor anlamında değil de ciddiye alınabilirlik açısından anladınız siz beni sjsjjsjsj). Yalnız yazarın betimleme kıtlığı bu kitapta da devam ediyor sanki. Hani Rapsodi kadar da değil de yine mekanları insanları vs vs hayal etmek için beynimi ve hayal gücümü dibine kadar kullanmak zorunda kaldım hatta kapaktaki (bu kapak değil başka bir kapak) Pestilence’ı direkt o şekilde okeyledim kafamda. Konu kısaca şöyle; The Four Horseman biri olan Pestilence insanlığın sonunu getirmek için yeryüzüne geliyor ve insanları toplu olarak öldürmek için bir salgın hastalık başlatıyor her geçtiği yerde. Esas kızımız Sara da Pestilence’ın geçeceği yerlerden birinde ona suikast hazırlıyor. Başarılı da oluyor olmasına ancak şöyle bir durum var o da Pestilence’ın ölümsüz olması. Sara’nın yaptığına aşırı derecede sinirleniyor ve onu yanında esir olarak alıyor. Amacı da Sara’ya insanların ölümlerini izleterek azap çektirmek. Tabiki olaylar bu ikili kıtada yol aldıkça değişiyor gelişiyor ve romantikleşiyorr Şunu söylemem gerek ki kitaptaki karakterler arasında Stockholm Sendromu mevcut yani zaten kendi türünü öldüren birine aşık olan biri başka nasıl açıklanabilir başka türlü bilemedim. Kitapta sonlara doğru Sara’nın
PestilenceLaura Thalassa · Createspace Independent Publishing · 201815 okunma
8/10
·380 syf.··
2020 89. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2020 19:16
Geçenlerde okumak için kitap bakınırken Mahşerin dört atlısını konu alan fantastik bir seriye denk geldim. İlk kitap olan ‘Pestilence’i bitirdim. Beş yıl önce mahşerin dört atlısı dünyaya gelmiş ve bildiğimiz hayat yok olmuştu. İnternet yok, elektrik yok denecek kadar az. Geldikten sonra beş sene süren durgunluk dönemi ise bitmiş; Pestilence(Salgın), kendisi gibi ölümsüz atıyla dolaşarak veba yaymaya başlamıştı. Bir itfaiyeci olan Sara, kasabalarından geçeceğini bildikleri Salgın’ı öldürmek için kısa çöpü çeker ve ormanda pusuya yatar. Salgın, altın sarısı saçları ve gerçek olamayacak kadar yakışıklı yüzüyle; altın zırhı ve tacıyla tıpkı bir meleğe benzer. Sara önce silahla vurduğu ardından istemeyerek de olsa yaktığı atlıyı arkasında bırakıp kamp kurar. Gecenin bir körü, yanmış bir isleletten ibaret olan Salgın’ın saldırısıyla uyanır. Çok acı bir şekilde öğrenir ki atlı ölümsüzdür. Ona acı çektirip onu öldürmeye çalışanlar için bir örnek haline getireceğini söyleyen Salgın, Sara’yı sağ bırakır. Ancak hem fiziksel olarak çektiği acı hem de her geçtikleri yerde gerilerinde bıraktıkları ölülerin verdiği ruhsal acı Sara’ya fazla gelmektedir. Salgın, duygulardan yoksundur, insanları hor görür ve görevini yerine getirmeye son derece kararlıdır. Ancak yavaş yavaş Sara ile çıktıkları yolculukta Salgın, insanlık adına bir şeyler hissetmeye başlarken; Sara da insanlığın kökünü kazımaya niyetli bu adama karşı hissetmemesi gereken şeyler hissetmeye başlar. Sara’nın baştan sona kadar hissettiği tüm duyguları anlayarak okudum ve nefretten aşka geçişini asla yadırgamadım. Salgın’ın insanları öldürmeyi sevmediğini ama Tanrı tarafından verilen görevi yaptığını anlaması, ona karşı değişen tavırlarıyla nasıl da düşünceli, sevgi dolu ve nazik birine dönüştüğünü görmesi ile ona aşık
PestilenceLaura Thalassa · Createspace Independent Publishing · 201815 okunma
Veba
5/10
·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:02
Herkese merhaba, Merak ettiğim bir kitaptı ama tamamıyle boş bir kitap olarak bittirdim. Aşırı sıkılarak zar zor bittirdim.. Kitap; mahşerin dört atlısı olan veba’nın dünyaya gelip herkese hastalık bulaşıtırp insanlığı öldürüyor, kız karakterde insan hali ile kahramcılık yapıp vebayı öldürmeye calışıyor fılan.. zaten ilk sahnede direk kendini feda edıyor vebanın gecçtiği yerde beklıyor bir güzel vuruyor onu sonra üstüne canlı canlı yakıyor adamı... bir an o sahnede şok oldum... vurmayı geçtim, canlı canlı birine yakmak aşırı şeytanca geldi neysee... işte tabikide veba ölmüyor yeniden diriliyor fılan, kızıda kendine esir alıyor cezanlandırmak için , at üstünde onunla beraber gıdıyor, geçtikleri her yerde olan ınsanlar hastalık bulaştırıp öldürüyor veba.. Kitap tam bir slow burn... ben normalde okurum severim de bunda hiç sevmedim... ne konunun ilerleyişini nede karakterleri... hiç birini begenmedim.. işte kız bir yandan adama yani vebaya karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor bir yandanda adamda nefret edıyor... nefrette haklı bebek cocuk demeden herkesi öldürüyor... ben kitaba başlamadan farklı bir şeyler okuyacagımı sandım, böyle nefretle aşka arası bır şeyler olucak insan ve veba savaşcak fılan olcak sanıyorum öyle bir şey yok ... kız yaralanıyor veba ona bakıyor aynı şey tekrarlanıyor kitap sonuna kadar ve yolculuk boyu bır evlerde kalıyor fılan ayy yazarken bile sıkıldımm. O kadar sıkıcıydı yani kitap, işte aşık oluyor veba kıza ınsani duygular beslıyor , kızda hıssedıyor ama kendine yediremıyor kendi ırkını öldüren adam karşı bır şeyler hıssetmeyi, işte bır kaç olay oluyor fılan bunlar yattıyor... ayyy sanki yaşlıların seks sahnesi okudum yani... o kadar sıkıcı... ve ne olmazsın vebada bakir cıkmaz mı? O zevkten sonra kıza daha çok aşık olur hahahahah
Macera
VebaLaura Thalassa · Martı Yayınları · 202615 okunma
8/10
·416 syf.··
2026 34. kitabı
Öncelikle belirtmeliyim ki; herkesin bayılarak okuyacağı ve sevebileceği bir kitap değil bence kendileri. Hatta bazı davranışlar, sahneler ve kararlar çoğu okuyucuyu aşırı rahatsız edip saç baş yoldurtacak seviyeye bile getirebilir. Genel olarak kitabın karakterlerini, sorgulattıklarını ve öğrettiklerini sevdim diyebilirim. Kitabın başlarında “yeter artık bu kadar ölüm, hiç mi gülmeyecek şu fani gönlümüz” kaygısına baya bi düştüm ama yine de sevdim. Sarah a bayıldım. Aşırı komik ve haklı iç diyaloglarına, fütursuz cesaretine, çelişkilerine, kararsızlıklarına, sevmesine, sevmemesine, nefretine, aşkına, hepsini yaşayış şekline bayıldım. Veba ise anlatılmaz okunması gereken karakterlerden biriydi. Kendisini hem çok sevdim, hem çok nefret ettim, hem haklı buldum, hemde aşırı haksız buldum, hem övdüm hem de sövdüm. Ama insani duygularının, aşkının farkına varışına ve özellikle de sevme becerisinin güzelliğine bayıldım. Kitabın uzun uzun anlatılan yolculuk kısmına rağmen mutlu sonunun bu kadar kısa tutulması ise çok canımı sıktı. Velhasılı ben kitabı sevdim, içeriğindeki hassas konuları aman be kurgu işte bu dedim ve geçtim. Ama siz kutsallıkla, inançla ilgili konularda bunu diyemeyecekseniz hiç bu kitaba elleşmeyin, benden söylemesi.:)
Kitap Yorumu
VebaLaura Thalassa · Martı Yayınları · 202615 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 13. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 17:32
VEBA Selam Mahşerin dört atlısını anlatan bir seri mi? Düşmandan aşka mı? İnsanlığa hastalik salan kötü bir adam mı? En bi sevdiğim fantastik konularının başinda geliyor diyebilirim. Geçmiş dönemde de yine atlılari anlatan kitaplar okumuştum ki Veba beni aşırı heyecanlandirdi. İsminden de anlaşılacağı gibi dünyaya gelen dört atlı hiç de romantik düşüncelerle gelmiyorlar. Dünyayı kaosa, savaşa, hastalığa ve insanlık için en kötüsünü peşlerinde getiriyorlar. İlk dördü gelmiş dünyaya ve dünyanın dengesini bozmaya insanlık için en önemli kaynakları bozmaya başlamışlar. Sonra Veba dışındaki atlılar uyumuş ama Veba'ya kendisine verilen görevi yerine getirmek için atlamış atına ve dünyayı dolaşmaya başlamış. Atıyla geçtiği yerlerde insanlara hastalık bulaştırmasının sonucunda da onları ö*lume mahkum bırakmış. Arkadaşlarıyla Veba'ya tuzak kuran Sara ise bir itfaiyeci. O akşam şans ondan yana olmasa da çektiği kısa çöp ile ne kadar korksa da gizlendiği yerde Veba'yi öldürmek için beklemeye koyulur. Çünkü alınan habere göre Veba onların kasabasından gececektir. Sara görevinde başarıli olur Vaba'yi yakalar ama onun ölümsüz olduğundan haberi yoktur. Feci şekilde öldürmeye çalıştığı için Veba ondan intikam almak ister. Diğer insanlara da örnek olması açısından genç kızı yanına alır ve bir süre atına bağlayarak onu geçtiği her yerde sürükler. Günlerce dayanılmaz acılarla çeken genç kadın bir yandan da insanların hastalıktan ölmeleri tanık olur. Sara buna dayanamaz ama hiçbir duygu hissetmeyen Veba'ya ne kadar yalvarsa da onu durduramaz. Günler geçer. Her gectikleri yerde insanlara yardım eden Sara'ya Veba bir şeyler hissetmeye o taş kalbi sıcak atmaya başlar. Ve Sara da ona karşı boş değildir. Baştan itibaren Sara'ya inanılmaz üzülerek okudum. O neydi öyle. Veba'ya o kadar
VebaLaura Thalassa · Martı Yayınları · 202615 okunma
Kitap yorumum
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 16:00
Veba Puanım 10/10 DÜNYAYA DOKUNDU VE DÜNYA DEHŞETİ TANIDI... ​Bazen bir kitap okursunuz ve sadece bir hikaye değil, bir kıyamet solursunuz. Mahşerin Dört Atlısı dünyaya geldi; Veba, Savaş, Kıtlık ve Ölüm. Ama onlardan biri, altın zırhı, melek gibi yüzü ve o mağrur ifadesiyle tam karşımızda duruyor: Fetheden Veba. ​İnsanoğlu yüzyıllardır inşa etti, fethetti, doğayı kendine köle etti. Nehirlerden su çektik, şehirler kurduk, krallar ve kanunlar yarattık. Kendimizi dünyanın efendisi, her şeyin sahibi sandık. Ama unuttuğumuz bir şey vardı: Yarattığımız her şeyin bir sonu, her yükselişin bir düşüşü vardır. İnsanlık dünyayı bile bile mahvederken, Tanrı’nın habercileri sessizce aramıza sızdı. ​Sara Burns, bu kutsal canavarı durdurmak için silahını ateşlediğinde, Veba’nın öldürülemeyeceğini bilmiyordu. Ama asıl yıkım, mermilerle değil, hislerle geldi. Sara’nın şu sözleri kalbimi sızlattı: ​"Bu adam şimdiye kadar tanıdığım tüm erkeklerden çok daha kötüydü ve yine de onun yanında savunmasız hissediyordum." ​Düşünün; bir yanda tüm sevdiklerinizi ölüme işaretlemiş bir felaket, diğer yanda ona bakmakta zorlanacağınız kadar nefes kesici, fazla asil ve fazla uğursuz bir varlık... Sara, dünyayı onun gazabından kurtarabilir ama bunun bedeli kendi kalbini feda etmektir. Korku ve nefret midesinde çalkalanırken, Mahşerin İlk Atlısı’na karşı hissettiği o çekimden kaçamıyor. ​Veba’nın kadim sesi yankılanıyor: "Antik pazarlarda durdum, kalelerde, ara sokaklarda oyalandım... Binlerce insanın alnından öpüp her biriyle yattım." O, bizim tarihimiz, bizim günahımız, bizim sonumuz. Biz onu bir canavar olarak görürken; o, aslında bizim kendi ellerimizle hazırladığımız sonun bir yansıması. ​Tanrı’ya olan inancı, insanlığın kibrini ve yıkımın ortasında yeşeren o "en güzel sefaleti"
1000Kitap
VebaLaura Thalassa · Martı Yayınları · 202615 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 00:54
Mahşerin Dört Atlısı: Veba Bu kitap benim için hem zorlayıcı hem de bırakamadığım bir okuma oldu. Başından sonuna kadar sürekli bir çelişki içindeydim: okurken sinirlendim, rahatsız oldum, ama aynı zamanda merak edip elimden de bırakamadım. Konu olarak zaten çok cezbedici. Mahşerin dört atlısından biri olan Veba’nın dünyaya hastalık yayarak insanlığı yok etmeye çalışması ve tam bu noktada onun karşısına çıkan Sara’nın hikayesi… Kıyamet atmosferi, umutsuzluk ve sürekli hissedilen ölüm duygusu kitabın her sayfasına sinmiş durumda. Bu yüzden kitap boyunca iç açıcı bir an neredeyse yok. Bu da bazı yerlerde gerçekten bunaltıcı olabiliyor. Sara karakterini gerçekten çok sevdim. Güçlü, cesur ve inatçı bir kadın. Yaşadığı onca şeye rağmen pes etmemesi, insanlara yardım etmeye devam etmesi ve duygularını saklamadan yaşaması onu çok gerçek kılıyor. Onun iç sesini okumak çoğu zaman hem etkileyici hem de yer yer hüzünlüydü. Özellikle yaşadığı fiziksel acılar ve çaresizlik anları beni fazlasıyla etkiledi. Veba ise tam anlamıyla karmaşık bir karakter. Ona karşı ne hissedeceğinizi asla netleştiremiyorsunuz. Bir yanda görevini yerine getiren, duygusuz ve acımasız bir varlık; diğer yanda Sara sayesinde yavaş yavaş değişen, hissetmeyi öğrenen biri. Ama işte bu değişim süreci herkese hitap etmeyebilir. Çünkü ne olursa olsun yaptığı şeyler çok ağır. Bu yüzden ona empati kurmak bazı noktalarda gerçekten zorlayıcı. İkili arasındaki ilişki de kitabın en tartışmalı kısmı. Nefretten aşka geçiş güzel işlenmiş olsa da, bu sürecin içinde ciddi bir güç dengesizliği var. Yer yer Stockholm sendromu hissi oluşuyor ve bu da okurken insanı düşündürüyor. Ama buna rağmen aralarındaki duygusal bağın gelişimi tamamen kopuk ya da zorlama hissettirmiyor, aksine yavaş yavaş inşa ediliyor. Kitabın en güçlü
VebaLaura Thalassa · Martı Yayınları · 202615 okunma
9/10
·416 syf.··
2026 21. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 21:41
Bir gün tüm insanlığı yok etme gücüne sahip dört atlı çıkıp gelmiş, atlarına binip dünyanın dört bir yanına dağılmışlarıdır. Mahşerin Dört Atlısı adı verilen bu kişiler (Veba, Savaş, Kıtlık, Ölüm) ile insan çağı sona ermiş, atlı çağı başlamıştır. Ve atlılar beş yıldır dünyadadırlar. Sara Burns, bir itfaiyecidir ve kendi aileside dahil olmak üzere kasabasındaki bütün insanları güvenli bir yere göndermiştir. Şimdiyse geride kalıp geçtiği şehirlerde büyük bir salgına neden olan Veba'yı öldürecektir. Sara, Veba'nın gelişini beklemiş ancak onu öldüremeyi başaramış, üstelik esiri olmuştur. Veba hastalık yaymak için yoluna devam ederken onun atına bağlı bir şekilde peşinden gitmek zorunda kalmıştır. Veba ona acı çektirmek için bu yolu seçmiştir. Ama günler ilerleyip birbirlerini tanıdıkça Sara yavaş yavaş kalbine sahip çıkmakta zorlanacak, Veba ise Sara sayesinde insanlara farklı bakmayı öğrenecektir. Bayılarak okuduğum ve beni anında içine çeken kitaplardan biri oldu.Şu anda olduğumuzdan bambaşka bir dünyanın içinde buldum kendimi.Sara güçlü, merhametli ve sevdikleri için her şeyi yapabilecek bir karakterdi.Veba ise insanlığın yaptığı şeylerin bedelini ödemesi gerektine inanıyordu ve gerçekten yıkım makinesi gibi bir şeydi.Ancak ikilinin tanışması ve sonrasında yaşananlar he ikisini de değiştirdi.Veba'nın gezdiği yerlerdeki insanların hayatlarına bir süre ortak olup, çaresizliğin insanlara neler yaptırabileceğine şahit oldum.Ruth ve Rob ile olan kısımları atlatamıyorum.Bazı yerlerde yıkıldım bazı yerlerde kitabın içine girip insanları boğasım geldi.Ayrıca Veba'nın Sara için yaptıkları kalbimi eritti.Bu arada uyarımı yapmadan geçmeyeyim. Kitabın sonları ise en heyecanlı kısımlardı.Ve bundan sonra neler olacak çok merak ediyorum.Savaş geliyor ve ortalık çok
VebaLaura Thalassa · Martı Yayınları · 202615 okunma
Reklam