Öncelikle belirtmeliyim ki; herkesin bayılarak okuyacağı ve sevebileceği bir kitap değil bence kendileri. Hatta bazı davranışlar, sahneler ve kararlar çoğu okuyucuyu aşırı rahatsız edip saç baş yoldurtacak seviyeye bile getirebilir.
Genel olarak kitabın karakterlerini, sorgulattıklarını ve öğrettiklerini sevdim diyebilirim. Kitabın başlarında “yeter artık bu kadar ölüm, hiç mi gülmeyecek şu fani gönlümüz” kaygısına baya bi düştüm ama yine de sevdim.
Sarah a bayıldım. Aşırı komik ve haklı iç diyaloglarına, fütursuz cesaretine, çelişkilerine, kararsızlıklarına, sevmesine, sevmemesine, nefretine, aşkına, hepsini yaşayış şekline bayıldım.
Veba ise anlatılmaz okunması gereken karakterlerden biriydi. Kendisini hem çok sevdim, hem çok nefret ettim, hem haklı buldum, hemde aşırı haksız buldum, hem övdüm hem de sövdüm. Ama insani duygularının, aşkının farkına varışına ve özellikle de sevme becerisinin güzelliğine bayıldım.
Kitabın uzun uzun anlatılan yolculuk kısmına rağmen mutlu sonunun bu kadar kısa tutulması ise çok canımı sıktı.
Velhasılı ben kitabı sevdim, içeriğindeki hassas konuları aman be kurgu işte bu dedim ve geçtim. Ama siz kutsallıkla, inançla ilgili konularda bunu diyemeyecekseniz hiç bu kitaba elleşmeyin, benden söylemesi.:)