·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Aralık 2020 23:09 ''Çek kürekleri tayfa götür bu limandan denizi
küstüm çocuk gibi çünkü zamana.'' (s.105)
Herkese selamlar.
Kaan İnce… Yirmi iki yıllık hayatına bu denli derin şiirleri nasıl sığdırdığını düşünüyorum. Öyle içten ki... Kelime dağarcığım onu anlatacak kadar geniş değil. Kalemden kayığım fırtınalı bir denizde alabora olmuş sanki. Dalgalar, mısraları çekip boğdukça duruluyor. Göçebe umutlar doğuran mavilik kalemime mezar oluyor. Söyleyecek çok söz de yok gibi.
''Gül değmemiş gözbebeklerine
Kurşun yaraları düşer ömrümün.'' (s.91)
‘’Zamanla dayanağımı kopardığımda
varoluşa aykırıydım.’’ (s.78)
Kaan İnce, şiirlerini delik deşik bir gökyüzüyle süslemiş. Satırlarında asılı bulutların urganı… Sabaha karşı saat 5'te sessizce bırakmış kendini camdan aşağı. Arkadaşları başta intiharına inanamamış. Hatta, edebiyat buluşmaları düzenlediği öğretmeni Nizamettin Uğur onun hakkında şöyle söylemiş:
‘’Tamam, şiirlerde ölüm vardı yoğun olarak; ama diyorduk, şairin imge çalışmasıdır, yaşamla ilişki, yaşamı yorumlama biçimidir, ruhunun derinliklerinde duyumsadıklarıdır. Hiçbirimiz konduramadık Kaan’a bu eylemini. Günlük ilişkilerimizde hiçbir ipucu yoktu çünkü.’’ (s.16)
***
Kaan İnce’nin yazılarını okurken zihnimin tenha bir sokağında Kâzım Koyuncu’dan Ayrılık Şarkısı çalıp durdu. Zaten müzik hep şairlerin hemderdi olmaz mı? Apansız çıkıp yüreğinin elinden tutmaz mı?
Öyleyse bu güzel parçayı Kaan'a armağan edelim. Umarım huzurla uyuyordur...
'’Nasıl başlasak, geri dönmemek için? Hüzünkıran ardında saklanan kalbimle artık okyanuslara açılmak geçmeli içimden.
Biliyorum. Hem kavuşmalar ayrılıktır bazen.'' (s.39)
''Suskunluk bazen en büyük sesleniştir
Coşku çırpıntılar toplamı değil
Öfkeyi aklın kınında büyütmektir.'' (s.91)
Keşke ‘’mermerden kayığına’’ bu kadar erken binip gitmeseydi. Keşke tanıyabilseydim Kaan İnce’yi. Birlikte ''yerçekimini tersine döndürseydik.'' Sonra ''bir balıkçı barakası bulsaydık kıyıda / kırık dökük bir teknemiz olsaydı'' ve içimizdeki çocuklar şiir yazıp dursaydı oralarda. Ahmet Erhan da gelseydi, Arkadaş Zekai ve Nilgün Marmara da...
Daha yazmak isterdim lâkin sözcüklere istediğim anlamı yükleyebileceğimi sanmıyorum. Çabalasam da beyhude. Bu yüzden bol bol alıntı ekledim. Bırakalım artık şiirler kendilerini anlatsın. Bırakalım ki Kaan konuşsun...
Sağlıcakla kalın, sevgiler…
‘’Sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
anne, gül et beni kederine.’’ (s.101)
‘’Ve ben güzün ağlayacağım
sulara çekileceğim dönerken balıkçılar
yakamoz göreceğim dümensiz simsiyah gözleri
öleceğim
ve ben...’’ (s.152)