Kaan'a Mektup
Penceresine hüzün kuşları konardı
Sıra sıra mor menekşeleri vardı.
Hüzün kuşları yerdi yapraklarını
Ne kuşları kovabildi Kaanım
Ne de menekşelerden vazgeçebildi.
*************************************
Sevgili Kaaan'ım,
Hayatına son vermek için çok erkendi. Okudum seni, 22 yılda neler yaşadın neler hissettin de böyle bir karar verdin bilemiyorum ama keşke elimde olsaydı da seni geri çevirebileydim.
Gidişin herkesi üzdü muhakkak. Seni geç tanıdım ama çok sevdim. Şiirlerinden ve şiirsi yazılarından oluk oluk acı, hüzün ve salt kaybediş akıyor. Keşke karşı karşıya olaydık da iki kadeh tokuşturaydık. Dertlerini derdim edineydim de yükünü taşımana yardım edebileydim.
Yazıların yaşından beklenmeyecek nitelikte. Şu an yoldan çevirsen 22 yaşında bir insanı, iki kelimeyi bir edip, cümle dahi kuramayabilir. Ama sen o yaşında o koca sevdan ve yüreğinle bizim içimizi titrettin. Yaz günü, ama ben seni okurken üşüdüm, soldum ve öldüm.
Belki her şey daha iyi olabilirdi, yükün hafifleyebilirdi, ama sen mermerden kayığına bindin ve gittin. Sana asla kızgın değilim. Sana kızanlara ve seni yaftalayanlara da bela okurum. Herkesin acılar karşısında bir çıkış noktası vardır. Ölüm de buna dahildir. O yüzden seni suçlamak en aşağılık hareket olur.
Gittiğin yerde rahat uyu emi. Şiirlerin hala okunuyor. Üzüntülerin herkesçe paylaşılıyor. Kendimi buluyorum kelimelerinde. Umarım her şey gönlüncedir olduğun yerde.
İncinen yüreğinin tam ortasından öperim dostum.
Sevgiler Yasin.
NOT: Sana bir türkü armağan ediyorum. Kazım abinin de olduğu bir parça. Umarım hoşuna gider.
youtu.be/A8H80RoyTOo
Esen kal Kaan'ım...
Yazar/şairin kendi dünyasının düşlerini aktarma çabası içine girmeden, onları gerçeğe benzetmeye çalışmadan ve belki de okuru bile kendi dünyasından kıskanarak anlaşılmaya çalışmadan oluşturduğu bir antoloji. Ni Nilgün MarmaraSylvia Plath gibi yazarlarla erken gidenlerin arasında
Kaan ince benim için çok özeldir. Söyleyebileceğim çok şey yok. Sadece şiirlerini okudukça niçin yaşamına son verdiğini anlabiliyorum. Çok içsel ve çok derin sözcükleri var. İnsanın yüreğini titretiyor sanki, yada benim için öyle. Bugün hayatta olmasını çok isterdim.
Şiir üstü...iliklerinize kadar işleyen kelimelerin birbiriyle ahenk içindeki hüznüne,sevgisine,parıltısına ve gerçekliğine kapılmamak olanaksız. Çokça geçmiş zaman dejavularına kapılacağınız, kelimelerin giyindiği insancıl, capcanlı duygularla sizi sarmalayan yaralarınıza naifçe üfleyip pansuman yapabilen incelikli bir kitap... 22 yıla bunca hisli, canlı,incelikli kelimeler sığdırıp, gitmiş olması üzücü..
''Çek kürekleri tayfa götür bu limandan denizi
küstüm çocuk gibi çünkü zamana.'' (s.105)
Herkese selamlar.
Kaan İnce… Yirmi iki yıllık hayatına bu denli derin şiirleri nasıl sığdırdığını düşünüyorum. Öyle içten ki... Kelime dağarcığım onu anlatacak kadar geniş değil. Kalemden kayığım fırtınalı bir denizde alabora olmuş sanki. Dalgalar, mısraları çekip boğdukça duruluyor. Göçebe umutlar doğuran mavilik kalemime mezar oluyor. Söyleyecek çok söz de yok gibi.
''Gül değmemiş gözbebeklerine
Kurşun yaraları düşer ömrümün.'' (s.91)
‘’Zamanla dayanağımı kopardığımda
varoluşa aykırıydım.’’ (s.78)
Kaan İnce, şiirlerini delik deşik bir gökyüzüyle süslemiş. Satırlarında asılı bulutların urganı… Sabaha karşı saat 5'te sessizce bırakmış kendini camdan aşağı. Arkadaşları başta intiharına inanamamış. Hatta, edebiyat buluşmaları düzenlediği öğretmeni Nizamettin Uğur onun hakkında şöyle söylemiş:
‘’Tamam, şiirlerde ölüm vardı yoğun olarak; ama diyorduk, şairin imge çalışmasıdır, yaşamla ilişki, yaşamı yorumlama biçimidir, ruhunun derinliklerinde duyumsadıklarıdır. Hiçbirimiz konduramadık Kaan’a bu eylemini. Günlük ilişkilerimizde hiçbir ipucu yoktu çünkü.’’ (s.16)
***
Kaan İnce’nin yazılarını okurken zihnimin tenha bir sokağında Kâzım Koyuncu’dan Ayrılık Şarkısı çalıp durdu. Zaten müzik hep şairlerin hemderdi olmaz mı? Apansız çıkıp yüreğinin elinden tutmaz mı?
Öyleyse bu güzel parçayı Kaan'a armağan edelim. Umarım huzurla uyuyordur...
'’Nasıl başlasak, geri dönmemek için? Hüzünkıran ardında saklanan kalbimle artık okyanuslara açılmak geçmeli içimden.
Biliyorum. Hem kavuşmalar ayrılıktır bazen.'' (s.39)
''Suskunluk bazen en büyük sesleniştir
Coşku çırpıntılar toplamı değil
Öfkeyi aklın kınında büyütmektir.'' (s.91)
Keşke ‘’mermerden kayığına’’ bu kadar erken binip
Seni, kendini öldürdüğün yaştan daha büyükken tanıdım. Şiiri ayrı şairi ayrı seven ben, senden yaşça büyükken daha, elime kalemi aldığımda şiir diye tek kelime bile karalayamam. Sen şiiri kalem diye tutmuşsun ellerinde oysa...
Şimdi yazacaklarım yalnızca sana Kaan.
Canına kıydığın tarihte çoktan doğmuş olmayı, seni omuzlarından tutup o pencerenin önünden almayı o kadar isterdim ki! Ya da o pencerenin herhangi bir pervazı olup seni ölümden soğutmayı...Ya da anlık bir yaşama sevinci olup, saniyelik aklından geçmeyi.
"Yapma, yaz Kaan, illa alacaksan canını, vazgeç sevmekten kendini, yine de yaşat kendini" demeyi isterdim sana, yüzüne bakıp, haykıra haykıra. Sesimi ne kadar yükseltirsem o kadar ulaşabilirdim sana. İşte o zaman atmosferdeki en büyük ses dalgası olabilirdim.
"Neden?" diye soracak olursan, "İşte" derim. Sana bunları söylüyorum işte. İçime diktin kelimelerini gece gece de ondan. İlmek ilmek işledin hem sevgini hem nefretini!
Bu yazdıklarım yalnız sana Kaan.
Seni tanımadan ölmemiş olacağım en azından.
Kaan ince ..20 yaşında böyle şiirler yazmak mı.... tek kelime ile muhteşem şiir seven biri olarak çok sevdim kesinlikle okunmalı yaşasaydı edebiyat dünyası için kazançtı bence nadide şair bence
Birinci defter bölümü yani kitapta bulunan son bölüm. Şairin el yazısı ile bizi karşılayan şiirler. En güzel en özel kısmı bence burası.
Bu kadar kısa bir zamana bu kadar güzel eserler çıkartan biri için insan ne diyeceğini bilemiyor. Birkaç şiirini bulun okuyun içinize işlerse ki bence işler sonra ilk firsatta kitaba ulaşın. Vitrinlerde durmayan bir kitap ama çoğundan daha güzel, bence.
Eğer yağmurun ellerinde nasıl yuva yaptığını ve bu yuvayı bozarak yüzünü yoklamayı bilmiyorsan! Kaan İnce okuma.
Bir sahildesin acılar denizi pencerene konmuş, neden yarım kalması gerektiğini bilmiyorsan bu kitabı oku. Oku ki kendi sahilinden gördüğün denizin gerisini ölümü göze alacak keskinlikte bilişe sahip olan ruhlar olduğunu ve hiç bir şey olmasa dahi akrep kendini sokana kadar, gecenin haritasının kaç kere yırtıldığını, ölmek arzusunun, kendini açmayı denediğin o son gün... dünya üstü mektubu "mektupta gökkuşağı var" almak için sabır göstermeyen kişiyle
birlikte kalkan kuğunun neden gözyaşı kokusuyla dolu olduğunu o zaman farkedeceksin. Eğer o kuğu kalkmasa yahut şair buna dikkat edecek kadar farkında olmasa yaşıyor olacaktı.
İYİ Kİ ÖLDÜN KAAN ÇÜNKÜ SENİ SEVİYORUM.
Ahh o imdat! o imdat yelkovanı çevirten telefon yerine, sonların hafifliği ve ruhun özgürlüğünü arayan parmakları hızlandırdı zamanı.
İyi ki öldün Kaan söylemek istediğim tek şey bu.
Kitabın önsözünde imgelem bombardımanından bahsediyor. Bunu söylediğime şaşırabilirsiniz ama Kaan o kadar az imgelem kullandı ki! onun bir şeyleri hissediş ve yaşayış tarzıdır olsa olsa sizler için imgelem olan. Bir serçeyi ısıtmaya çalışan herkes gözlerinin buğusunun serçede nasıl kalacağını bunun bir imge olmadığını bilir. Yarım kalmış acılar denizi penceresine konan şair o odada boğuldu. O mektupta boğuldu. Bu şiirde imgelem olan tek şey oda.!
Teklik isimli şiirden
Endişeli bir görünüme büründü avuçlarım yansıdı içine sonra su gibi temiz dünya. Şair avuç içine ruhunu aktarıp temizledi, temizlendi keşke hepimiz böyle temizleyebilsek ellerimizi.
Kaçış isimli şiirinde kendi varlığının yansımasını en yakınında ki insanın yüzü vasıtasıyla kış vakti bir buz saçağından izledi. Gördüklerinden memnun
1970 yılında Ankara'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenemini Ankara'da tamamladı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ne kayıt oldu. 1991 yılının ocak ayında ilk şiiri Milliyet gazetesindeki Sanat Genç Şairler köşesinde yayımlandı.
1992'de, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, Mektup isimli şiiri yayınlandı. Ağustos ayının ilk haftasında Gizdüşüm isimli dosyasını bir yayınevine verdi. Dosya, yayınevi tarafından kitap olarak basılmaya uygun görüldü. Ağustos ayının ikinci haftasında, 13 Ağustos sabahı Kadıköy, İstanbul'daki bir otel odasından atlayarak yaşamına son verdi.
20 Ocak 1993'de Kaan İnce Kültür ve Sanat Vakfı kuruldu. Ekim 1993'de arkadaşları tarafından anısına İzlek dergisi çıkarıldı. Bütün şiirleri Nizamettin Uğur ile Kenan Yücel'in birlikte yayına hazırladıkları "Gizdüşüm (Gizdüşüm / Ka n / Birinci Defter) " adlı kitapta toplandı