Puan vermedi·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Aralık 2020 22:49 Uluslararası bir öğrenci değerlendirme sistemi olan PISA’ya göre eğitim
sistemimiz neredeyse olabileceğinin en kötüsü. Dahası çocuklarımız
okuduklarını tam olarak anlayamıyor bile. Peki durum böyle mi?
Gerçekten okuduğumuzu anlamaktan bile aciz miyiz?
Yaklaşık 60 yıl önce Almanya’nın daveti üzerine bu ülkeye göç
eden işçilerimizin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri çocuklarını
Alman okullarında okutmaktı. Zira çocuklarımız eğitimde ciddi
sıkıntılar yaşıyor hatta yapılan zeka testlerinden aldıkları düşük
sonuçlar yüzünden geri zekalı olarak sınıflandırılıyordu. Kuşkusuz bir
açıdan bakınca bu örnek, genel olarak zeka testlerinin güvenilirliğini
sorgulatabilir. Nitekim aradan geçen yıllar boyunca zeka testleri kendini
geliştirmiş olsa da, genel tablo maalesef hala çok farklı değil. Testleri bir
kenara bırakıp bizi ilgilendiren kısma bakarsak ortaya çıkan sonuç şu:
Düşünmeyi öğret(e)miyoruz.
Aslında çocuklar yapıları gereği soru sorar ve araştırmacıdır. Peki
bu çocuklar ne oluyor da zamanla soru sormayı bırakıp düşünmekten
vazgeçiyor? Geçen yıl bir arkadaşımın katıldığı veli toplantısındaki Fen
bilgisi öğretmeni bu sorunun cevabını bizzat vermiş. Ciddi bir tavırla
arkadaşıma parmak sallayarak oğlundan şikayetçi olduğunu ve uzay
hakkında sorduğu sorularla dersi böldüğünü söyleyen öğretmenin tavrı
bırakın çocukları, arkadaşımı bile korkuttuğu için arkadaşım oğluna bir
daha öğretmenine soru sormamasını tembihlemiş. Sözün kısası eğitim
sistemimiz gerek müfredatı gerekse öğretmenleri ile soru soran değil
ödev yapan öğrencilere göre programlı. PISA sonuçları ise, kendi içinde
“bir şekilde ilerleyen” bu sistemsizlikler sisteminin, uluslararası arenaya
çıkınca ne kadar acuze olduğunu tüm haşmetiyle gözler önüne sermiş
oldu. Neredeyse her ay eğitim sistemimizin eksikliklerinden bahseden
biri olarak bu sonuçlar beni şaşırtmadı. Fakat “ben söylemiştim” deme
lüksüne sahip değiliz ve bu konuda bir şeyler yapmamız gerekiyor artık.
Ülkemizdeki idealist matematikçilerden biri olan Yrd. Doç. Dr. Burak
Karabey ile kısa bir süre önce moderatörlüğünü yaptığım, Türkiye Zeka
Vakfı’nın “Zeka ve Yetenek” başlıklı kongresinde tanıştım. Kendisini
dergimizde yazı yazması için ikna etmem zor olmadı zira bir eğitimci
olarak eğitim sistemimizdeki problemler ve olası çözümlerine dair
söyleyecek çok şeyi var. Popular Science Türkiye olarak 2017’ye merhaba
derken yeni yazarımız Burak Karabey’e de hoş geldin diyoruz.