Hayatımdaki okuduğum ve kendime yakın bulduğum en iyi kitap, aşırı beğendim. En beğendiğim kitap hangi kitap diye sorarlarsa kesinlikle bu kitap diye cevap veririm. Kitabın başlangıcı itibariyle muhteşem bir şekilde hikayenin içerisine giriyorsunuz. Martin karakteri başlarda ün için çabaladığını zannetse de aslında aşkı için çabalıyor. Yaşadığı tüm olaylar ona ders çıkarmak ve vazgeçmek yerine daha da hırslandırıyor. Öğreniyor, okuyor, çabalıyor. Sonradan öğrendiğimizde ise bu olayların başlıca sebebi Peynir Surata uzanıyor. Herkesin hayatında olması gereken bir Peynir Surat bu. Tabi herkes kaldırabilirse.
Kitap bir yolculuk aslında çok uzun yıllar sürmese de 3 4 yıllık bir yolculuk bu yolculukta Martin Eden Kitabın başında kendini övdüğü nokta kitabın sonunda baş sorunu oluyor. Hayatı insanları daha iyi anladığında aslında dünyanın düşündüğü gibi bir yer olmadığını anlıyor. Yalnızlık içindeki Martin Eden'in öyküsü okunması çok keyifli. Muhteşem ötesi harika bir kitap.
[SPOİLER]
Bu kitabın bende düşündürdüğü ayrı bir konu ise büyük yazarların büyük sıkıntılar çekmeden büyük yazar olamadığıdır. Hayatın her noktasında önce büyük bir bir düşüş yaşanmalı ki burada kaleminin mürekkebini dolduran yazar veya ressamlar daha iyi eserler verebilsin. Bu kitapta bu çok iyi anlatılmış. Sonlara doğru söylediği "Ben o kitapları yazarken sefilin tekiydim. Beni neden o zaman evlerine davet etmediler." Sözü insanlığın kısa bir özeti. Ayrıca Ruth karakterinin yalnız senin için geldim diyerek abisiyle gelmesi kitabın dönüm noktasıydı. Bu noktadan sonra her şey koptu. Her tarafıyla muhteşem bir kitap Martin Eden'in farkındalığı sona erse de kitabın farkındalığı uzun yıllar boyu devam edecek. Kesinlikle başucu kitabım. Muhteşem ötesi harika. Saygılar Jack London.