Şarap ve Tanrılar
9/10
·74 syf.··
2020 168. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2020 19:34
Önce kısaca özetleyelim. Kitabın başkarakteri Dionysos, Zeus'la ölümlü Semele'nin oğludur. Here kıskançlığı yüzünden önce Semele'ye tuzak kurarak öldürür, bu sırada çocuğu düşer. Zeus oğlu yaşasın diye onu kendi baldırında saklar. “Gel, Dithyrambos, baldırıma gir, bir erkeğin rahminde büyü. İstiyorum ki, ey Bakkhos, Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın.” Bakkhos, Dionysos'un diğer adıdır. Bu şekilde hayatta kalan Dionysos, diğer tanrılar ve halk onu ölmüş bilirken o artık tanrılığını kanıtlamak ister ve Thebai'ye gelir. Hikaye de burada başlıyor. Kitabın ikinci karakteri Pentheus, Thebai şehrinin kralıdır. Şehrine gelip kadınları kandıran, onlara şaraplarla şölenler düzenleyip kendini Zeus'un oğlu diye tanıtan Dionysos'a kızgındır. Dionysos, şarabı ilk bulan ve insanlığa sunan tanrıdır. "Zeus’un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos barışı, insanları rahata kavuşturan, çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Odur veren zengine de, fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Sevmez Dionysos, cömert günlerin, gecelerin sevincine varamayan insanı. Uy aklın dediklerine, kapılma gurura ve derin düşüncelere; İnan en basit halkın inandığına, onun yaşadığı gibi yaşa." Kitapta çift karakterlilik de işlenmiştir. Dionysos, Pentheus ve annesi Agaue'de görülür. Kitabın içinde şöyle açıklayıcı bir not da var: "Sarhoşluğun başlıca özelliği insanları ikileştirmesidir: Eskiler sarhoşluğu ruhların içyüzlerini,alt bilinçlerini meydana çıkarmak için bir araç olarak kullanıyorlardı." Penthues, tanrıyı inkar etmesi yüzünden Dionysos tarafından cezalandırılır. Önce kişiliği Dionysos tarafından ele geçirilip ikili karaktere bürünür, kadın kıyafetleri giyer ve kadınları görmek için Dionysos ile -Pentheus onu yabancı sanmaktadır- gider. Onları gözetleyeceği sırada kadınlar onu fark eder ve Dionysos'un verdiği sarhoşluk ve güçle Pentheus'u canlı canlı parçalara ayırırlar. Ona ilk saldıran da annesi Agaue'dir. “'Anacığım, benim, ben,' diyordu, 'oğlun Pentheus, Ekhion’un evinde doğurduğun çocuk! Bana acı anacığım; evet, bir günah işledim, ama sen oğlunu öldürme.' Ağzı köpükler saçan, gözü hiçbir şey görmeyen Agaue artık ne yaptığını, bilmiyordu, iradesi Bakkhos’un elindeydi, oğlunun ne söylediğini duymuyordu bile." Ölüyü vahşi bir aslan sanan ve kafasını değneğine saplayarak şehre getiren Agaue hala kendi oğlunu taşıdığının farkında değildir tabi. "Ya oğlum Pentheus? O nerede? Gelsin bu sarayın önüne sağlam bir merdiven dayasın, kendim koparıp getirdiğim bu aslan kafasını elleriyle duvarın üst kenarına çivilesin." Babası Kadmos'un da uyarısıyla Dionysos ona en büyük acıyı bahşetmek için Agaue üzerindeki iradesini kaldırır. İkilik nihayet sona erer, sarhoşluk ve onun verdiği çılgınlık sona ermektedir. "Birkaç dakika öncesine kadar, işlediği cinayetle gurur duyan ben, şimdi acı içindeyim. Eve ganimet diye lanetimi getirmişim!" Hikayenin sonunda Dionysos nihayet tanrılığını ilan eder, Agaue'yi ve tüm ailesini sürgüne gönderir. Çünkü onu inkar etmiş ve küçük düşürmüşlerdir! Bu kitabı çok sevmemin sebebi Dionysos'un temsil ettiği ve bu şekilde halktan istediği şeyler. Dionysos halka bir çılgınlık, eğlence, ciddiyetsizlik ve bu vesileyle basit, mutlu bir hayat vadediyor. Ayrıca sınırsız bir teslimiyet de istiyor onlardan. Muhtemelen şimdiye kadarki bilinmemezlik onu öyle bir hırsa bürümüş ki, bir insan gibi öfke taşıyor. "Çünkü siz bana, bir tanrıya hakaret ettiniz!" "İnsani tutkular tanrılara yakışmaz." Onun insanları, kendisine inanmakla kalmamalı, sarhoş olup coşarak, danslarla kendilerini tanrılarına yaklaştırmaya çalışmalıdır. Asla sormaz, sorgulamaz, tanrısında hiçbir yanlışlık bulamaz. "İnsan haddini aşmadıkça, tanrılara ayak diremedikçe, insanlığını bilip yaşadıkça, ezasız cefasız bir ömür sürer. Gözüm yok benim derin bilgilerde; ben tuttuğum geniş ve ışıklı yolda, gece gündüz, iyilikle, doğrulukla, imanla ruhumu doldurarak yürüyorum; tanrıları kutlayarak, Doğanın kanunlarına aykırı düşünceleri içimden atarak yaşıyorum." "Bu dünyada yapılacak en güzel şey kendini bilmek ve tanrıları saymaktır, bana kalırsa insanlar için en akla uygun ve bilgece yol budur." Peki doğrusu bu mudur? Euripides, bu tragedyayla insanlara hala hitap ediyor, çünkü soruları hala güncel, hala cevaplanmamış. Bu yüzden rahatsız edici. Dionysos gerçekten tanrıydı, ama kendini kanıtlamak için doğru bir yol mu seçti? İnsanları doğruya mı yönlendirdi? Pentheus onu inkar etmekle ne kadar suçluydu? Ve o meşhur söz, içki kötülüklerin anası mıdır? :) Beni derinden etkilediği için bu kadar yazma ve alıntılama gereği duydum, zamanınızı boş yere aldıysam kusuruma bakmayın, iyi okumalar!
Edebiyat
BakkhalarEuripides · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20101,234 okunma
·
83 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.