Yunan trajedileriyle ilgilenmeyi çocukluğumdan beri sevmişimdir. Fakat ne zaman analiz etmeye veya incelemeye kalkışsam dilim bir türlü dönmüyor. Bana öyle geliyor ki Yunan trajedileri, esasen bu yazarların edebiyatlarından çıkardığımız anlamlardan çok daha farklı şeyler anlatmaya çalışıyorlar.
Tipik bir Yunan trajedisinde gerilim unsurları az'dan, yok denecek kadar'a doğru sıralanabilir. Misal, Shakespeare'in trajedilerinden birini okuduğunuzda, hikayenin kahraman için (ve en azından çevresindeki diğer birkaç kişi için) kötü sonuçlanacağını bilirsiniz, aksi takdirde buna trajedi denmezdi. Fakat oyun bitene kadar her zaman için küçük de olsa bir umut ışığı var gibi görünür. Kendi trajik sonucu yine trajik kahramanımızın kendi seçimlerine bağlıdır; perde her kapandığında bize, "ya şöyle olursa?" hissini yaşatır. Ancak Yunan trajedilerinde durum biraz daha farklıdır.
Yunanlıların oyunlarında (spesifik olarak trajedilerde) çoğunlukla her şey Tanrıların iradesi ya da kaderin gizemli etkisi yüzünden gerçekleşir. Her karakter kaderin kurbanı olur ya da yine kaderin isteklerini yerine getirir. Bu durumda yapabilecekleri tek şey ise durumlarının ne kadar korkunç olduğu hakkında birkaç anlamlı söz ya da şarkı söylemek olur. Bu sayede koronun bir müzikal edası ile oyunun gidişatını yarıda kesen ve ardı arkası kesilmeyen, seyirciye zaten bildiği şeyleri tekrar tekrar anlatan şarkılarını dinleriz. (Oyun yazarlarının bir suçu yok, düzen bu.)
Günümüzde artık pek az kişi Eski Yunanca okuyabildiği için oyunları çevirileri aracılığıyla okumak zorunda kalıyorlar; fakat şiir çevirileri kastedileni her zaman için birebir aktaramadığından, verilmek istenilen mesaj da yerine ulaşamıyor. Ayrıca bu trajedilerdeki koro bölümleri icra edildikleri dönemde müzikle iç içeydi, bu yüzden onları