Aiskhylos

Aiskhylos

Yazar
8.6/10
221 Kişi
·
623
Okunma
·
38
Beğeni
·
2257
Gösterim
Adı:
Aiskhylos
Tam adı:
Eshilos, Aeschylus, Aiskhulos
Unvan:
Antik Yunan Oyun Yazarı
Doğum:
Eleusis, Atina
Ölüm:
Gela, Sicilya
Eshilos (Yunanca: Αἰσχύλος, Aiskhylos) (d. yak. MÖ 525/524  – ö. yak. MÖ 456/455) Antik Yunan oyun yazarıdır.

Hayatı

MÖ 5. yüzyılda tragedyanın asıl şeklini aldığı yazar Eshilos'tur. (MÖ 525-424 ) Eleusis'te doğmuştur. Bu tarih, Peisistratos'un parlak egemenliğinin onun ölümüyle son bulmasından üç yıl sonraya geliyor. Onun dönemi büyük politik kişiliklerin dönemi olmuştur. Isthenes, Miltiades, Themistokles,Kimon, Ephialtes, Perikles gibi. Tümden kişisel olan nitelikleri açısından Eshilos Eleusis site devletindeki eski bir soylu aileden gelmedir. Dönemim şairleri Pindaros, Simonides, Khoirilos, Sofokles ile ilişki içindeydi. Eshilos salt bir yazar değildi, dönemin etkin düşünürlerindendi.

Tragedya yazmaya yaklaşık MÖ 500'lerde, yani gençliğinde başlamıştır. 2. yüzyılda coğrafyacı Pausanias'a göre bir gece tanrı Dionysos rüyasına girip, ona yeni oluşmakta olan tragedya sanatına yönelmesini söyler. Eshilos rüyasından uyanınca bir tragedya yazmaya başlar. Maraton, Salamis,Pers savaşlarına katılmıştır. Tragedya yarışmalarına gençliğinde katılmaya başlamıştır. İlk ödülünü 485'te kazanmıştır. Eserlerinde koroya önem vermiş, oyunlarını mitolojiden almıştır. Tanrıların ve kahramanların en önemli ve en etkileyici taraflarını seçmiştir.

Eshilos, konuları bakımından birbiri ile ilgili üç oyunu birleştirmiş (trilogia=üçleme), sonuna bir satyr oyunu eklemiştir. Doksan kadar oyun yazmış olmasına rağmen elmizde sadece yedi tanesi ulaşmıştır. MÖ 458'de Orestia adlı trilogiasıyla (Agamemnon, Adak sunucuları, Eumenidler) son zaferini kazanmıştır. Trilogianın konusu Orestes in babasının katilinden ve annesinden aldığı öçtür. Yarışmalarda elli iki kez ödül kazandığı sanılıyor. 472'de sahnelediği Persler adlı oyunu diğerlerinden tarihi, konu olarak işleme bakımından farklıdır. Bu oyunda yazar, Atinalıların yiğitliklerini, Perslerin ağzından övüp Perslerin yenilgisini tanrılara bağlar. Elimize geçen yedi oyunundan ilk yazılanı Yalvarıcılar'da elli kişilik koro ve bir kahraman vardır. Eshilos bu oyunda tek bir oyuncu kullanırken Persler, Tebai'ye Karşı Yediler ve Zincire vurulmuş Prometheus adlı oyunlarıyla tragedyaya ikinci oyuncuyu getirmiştir ve böylece karşılıklı konuşmaların oranı artmıştır.

Oidipus'un oğullarının çatışmasını anlatan Tebai'ye Karşı Yediler ile MÖ 467'de birincilik kazanmıştır. Zincire vurulmuş Prometheus'ta koro şarkılarının azalmasıyla oyunu konuşmalar ilerletmiştir. Konusu Promethes'un ateşi çalıp insanlara öğretmesi nedenyile Zeus tarafından cezalandırılmasıdır.

Eshilos oyunun sunulması ile ilgili de maske, elbise ve yüksek ayakkabılar gibi yeniliklerde getirmiştir. Dili güç anlaşılan, ağdalı bir dildi. Toplımdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir. Karakterlerin derinine pek inmemiş, kahramanların kin, intikam, gurur gibi duygularını başarıyla aktarmıştır.

Eshilos kendi doğduğu yer olan Eleusis'te temellerini bulmuş Demeter tapımı Eleusian gizemlerine yönlendirilen yunanlılardan birisiydi. İsmindende anlaşılacağı gibi tapımın üyeleri bir anlamda mistik, ulaşılması güç bilgiler edinmek zorundaydı. Bu tapımın üyeleri aksi taktirde ölüm cezası alacakları koşulda tapım dışındakilerre gizemlerle ilgili hiçbir şey anlatmama, tapımın üyelerinin kendilerinden olmayana gizemler konusunda hiçbir şeyi açığa vurmama amacıyla aksi taktirde ölümle cezalandıracakları gerçeği dolayısıyla, gizemlerle ilgili detaylar çok azdır. Bununla birlikte, Aristoteles'e göre Eshilos'un oyunlarından birine gizli bölümlerle ilgili ipuçlarını gizliden aktardığı iddia edilir. Bazı kaynaklara göre halktan kızmış biri sahnede performans sırasında Eshilos'u öldürmeye çalışmış fakat Eshilos kaçmıştır. Kendisi aleyhine açılan dava için hakim önündeyken Eshilos bu yaptığının hoş görülmesini dilemiştir. Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.

Oyunları

Persler
Tebai'ye Karşı Yediler
Oresteia
Agamemnon
Adak Sunucuları
Yakarıcılar
Eumenidler
Zincire Vurulmuş Prometheus
Payıma düşeni gönül ferahlığıyla taşımalıyım,
Kaderin önünde durulmaz, bilmeliyim bunu.
Aiskhylos
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2013. Çeviri: Azra Erhat - Sabahattin Eyüboğlu
...bilmektense bilmemek daha iyi.
Aiskhylos
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 6. Basım - 2018 - Çeviri: Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu
Ey mutlu genç kız, niçin yalnızsın
Erkeklerin en yücesi özlerken seni?
Aiskhylos
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 6. Basım - 2018 - Çeviri: Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu
Dinginsiz dil bela getirir...
Aiskhylos
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 6. Basım - 2018 - Çeviri: Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu
78 syf.
·1 günde·Beğendi
Prometheus Yunan mitolojisinde insanın yaratıcısıdır. İnsanlara tüm meziyetleri o öğretmiştir. Bu tragedyada Zeus’un karşısındaki durumu anlatılır.

Diğer tragedya incelemelerimde olduğu gibi bunda da biraz konunun öncesinden bahsetmek doğru olur. Gelin kısaca Prometheus’a kadar Yunan Theogonisine (mitolojinin tanrılardan bahseden kısmı) bakalım. Yunan mitolojisinin Khaos ile başladığı söylenir:

“Khaos karışık ve hiçbir şekil almamış olan uçsuz bucaksız boşluğu ve karanlığı ihtiva ediyordu. Khaos'dan geniş göğüslü her şeyin dayanağı olan Gaia(Yer) çıktı. Sonra sevginin temeli, bütün varlıkları, her şeyi birbirine doğru çeken, birleştiren, hayatı kuran, çoğalma sembolü olan Eros(Aşk) doğdu. Khaos'dan Erebos(Gece) doğdu. Onlar da birleşerek yerin üst tabakasının ışığı olan Aither ve yeryüzünün ışığı olan Hemera'yı doğurdular. Işık meydana geldikten sonra yaratılış durmadan devam etti. Khoas bunları doğururken Gaia da Ölmezlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli bulunan göğü Uranus'u doğurdu. Ona, yani göğe kendi büyüklüğünü verdi ki tamamıyla kendisini kaplasın, içine alsın. Ondan sonra Gaia yüksek dağları, ahenkli dalgaları bulunan Pontos'u(Deniz) meydana getirdi.”

Sonra Gaia ve Uranos birleşerek 12 Titan’ı doğurdu: Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetos, Kronos, Theia, Rhea, Mnemosyne, Phebe, Themis, Tethys.

Uranos garip bir şekilde doğan çocuklarından korkuyor, doğduklarında yeraltına hapsediyordu. Karısı Gaia buna daha fazla dayanamadı ve kocasının yaptıklarının hesabını sormak için kanlı bir plan tasarladı. Gaia göğsünden parlak bir çelik çıkardı ve onunla bir tırpan yaptı. Bu tırpan Uranos’u biçecekti. Sadece Kronos plana uydu ve babasını biçti. Uranos öldükten sonra yeraltına itilen Titanlar yeryüzüne çıkarıldı ve onların saltanatı başlamış oldu. Başlarında Kronos vardı.

Kronos kardeşi Rhea ile evlendi. Bu evlenmeden: Hestia, Demeter, Hera, Hades, Poseidon ve Zeus doğdu. Kadere bakın ki Kronos babasına yaptığı şeyin kendisine de olacağından korktuğu için çocuklarını doğar doğmaz yutuyordu. Rhea sadece Zeus’u kurtarabildi ve sakladı. Kader yine istediğini alacaktı. Zeus büyüdü ve Kronos’u tahtından indirdi ve kardeşlerini kurtardı. Bundan sonra tahtlarından olan Titanlarla Zeus arasında yıllar yılı sürecek korkunç bir savaş başlamıştı. Ama bu savaş kaba kuvvetle kazanılacak bir savaş değildi. Zeus’a savaşı kazanması için Prometheus akıl vermişti.

Titan İapetos’un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios yıldırımlarla öldürüldü. Atlas’ın omuzlarına gökkubbe yüklenerek ayakta bekleme cezası verildi. Prometheus ve Epimetheus ise insanın yaradılışında önemli pay sahibi oldular.

Prometheus kendi soyu Titanların yıkılması için Zeus’a akıl vermişti. Ama savaş bittikten sonra beklediği değeri görmeyince dedelerinin intikamını almak için insanı yarattı. İlk insanı Prometheus kendi gözyaşıyla balçığı karıştırarak yarattı. İnsan doğduğunda acınacak kadar acizdi. Kendini koruması için elinde bir şeyi yoktu. Elbise yerine yapraklardan giyiniyor, kanlı etleri yiyordu. Onlara acıyan Prometheus onlara ateşi ve diğer bütün sanatları öğretti:

“Bir gün bir rezene sapı içinde
Çaldım götürdüm insanlara ateşin tohumunu.”

“Uzun sözü kısası şunu bilmiş ol:
Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.”

İnsanlar bunlara sahip olunca şımardılar ve Tanrılarla kafa tutmaya, onlarla kendilerini bir görmeye başladılar. Ama bu uzun sürmedi. Zeus kendisinden habersiz ateşi insanlara veren Prometheus’u çözülmez çelik bağlarla bir kayaya çaktırdı, insanlardan da ateşi geri aldı. Zeus’un öfkesi insana karşı dinmemişti ve kadınları yarattı. Pandora efsanesi de doğmuş oldu. Hülasa Prometheus Zeus’u tahtından indirme şansını yakalayamadı. Şimdilik bizi ilgilendiren mitlik kısımlar bu kadar.

Zincire Vurulmuş Prometheus öyle bir tragedyadır ki baskıcı yönetimlerine karşı takınılan tavır, başkaldıran insan, kader, özgürlük-kölelik, kaba kuvvet-akıl kıyaslamaları gibi çeşitli konularda bize yorumlar sunar. Baştan beri anlattığımız hikayede başta olan zorba saltanatlar Zeus’a kadar hep kaba kuvvetle yıkılmıştı. Zeus da bunu denedi ama başaramadı. Sonuç olarak akıl danıştı ve Kronos’u devirdi. Ama her başa gelen gibi Zeus da kendi kanunlarını koymaya, herkesi kendi istediği gibi yönetmeye başladı. Akılla gelen yönetim yine baskıcı yönetime dönüşmüştü. Burada saltanat olanlar kaba kuvvetin Prometheus ise aklın simgesidir. Akıl kaba kuvvetten üstündür. Tragedyaya da bu yön kuvvetlice vurgulanır:

“Günün birinde bir öfkedir sardı tanrıları,
Birbirine girdi bütün ölümsüzler,
Kimi der Kronos gitsin, Zeus otursun tahtına,
Kimi Zeus’un hiç başa geçmesini istemez.
Boşuna öğütler verdim o zaman hepsine:
(…)
Gücün hakkından güçle geliriz sandılar.
Oysa bana anam, Themis ya da Gaia
(…)
Kaç kez öngörüşüyle söylemişti bana
Nasıl kazanılır gelecek zamanlar,
Güçlei zorla değil, akılla kazanılır demişti.”

Gücü zorla ele geçirmek olanlar, kendilerini her şeye kadir sanırlar. Önüne çıkanların hepsini sindiririz düşüncesindedirler. Ama “iktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır…Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez…” Bu bakımdan Prometheus tragedyası politik bir tragedyadır.

Özgür düşünceye gem vurulamaz ise birilerinin başkaldırması lazım gelir. Prometheus bunun için insanları yaratmıştı. İnsan başkaldırmak için yaratılmıştı. “İnsan başkaldıran bir hayvandır” tezlerinin çıkması da bu yüzdendir. Ama insan her zaman olduğu gibi kendini bir şey sandı ve şımardı. Cezasını fazlasıyla da çekti. Akıllandı mı insan? Akılla her şeyin üstesinden gelinebilir ama insan o aklı hep başka şeye kullanır, kendi için kullanmayı akıl edemez. Bu yüzden acizdir. Sizce de öyle değil mi? Kendi işimize yarayacak şeyleri hep başkasının üzerinden akıl ederek kazanmaya çalışırız. Prometheus bizi hazıra iyi alıştırmış. Günümüz insanı nerede hazır orada nazır. Ama tabii bu insanın Prometheus tarafında yaratılış amacını değiştirmiyor. O yüzden gerçek insan mitoloji nazarında başkaldıran insandır.

Normalde kitap hakkında bir şeyler yazmayı düşünmüyordum. Ama daha önce okuduğum tragedyalara hep yazdığım için üstün körü olsa da bunu da boş geçmek istemedim. Bahsedilecek bir iki konu daha var ama daha oturaklı bir yazı okumak ümidiyle es geçiyorum. Bu gibi mitler dünya edebiyatının kaynaklarıdır. Okuduğumuz çoğu kitapta karşılaşırız. Bu yüzden bu tragedyaları okumak ayrı bir emek ve bilgi istiyor. Ben de az çok en önemlilerini okumuş sayılırım. Bu konuda danışmak isteyenlere kapım her zaman açık. Keyifli okumalar.

“Başı dertte olmayana kolay gelir
Dertliye akıl öğretmek, yanıldın demek,
Ama ben biliyordum başıma gelecek olanı.
Bile bile, isteye isteye suç işledim.
Buna karşı söyleyecek bir sözüm yok.”
78 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Prologos (Öz Deyiş)

Perde açılır, Okuyan’ın elinde sarıya çalan ince bir kitap ile sahnede yerini alır. Hafif sola dönük bir şekilde, kafasını kaldırır öne doğru ve Okur karşısında alır sözü.

(Okuyan - Koro – Okur)

OKUYAN
Ey sen, site sahibinin bizi buluşturduğu okur,
İyi dinle sana söyleyeceklerimi,
Dert etme sakın, yazının bozuk, tuhaf hallerini.


OKUR
Zavallı Okuyan sen misin bu seslerin sahibi?
Sun bakalım sunacağın cevheri
Değeri elbet biz belirleyeceğiz; cevher midir, değil mi?

KORO
Dilin rıza gösterir, verirse ahdini
Ağzından çıkan her şey olur cevher değeri
Sakın dil kesip susma
Suskunluk berbat eder kişiyi


I. Epeisodion ( Birinci Bölüm)
Okuyan elindeki kitabı kaldırır, dili söz etmeye başlar.
(Okuyan – Okur - Koro - Bir Ses)

OKUYAN
Aiskhylos’tu adı bir garip Eski Yunan’da,
Önemli tragedya yazarıymış aynı zamanda.
Düşünceleri politik politik varlığı ise tam bir muamma.
Hak derdine düşmüş, adalet arar dururmuş
Doksan eserinden yedi tanesi günümüzle buluşmuş.
Dokunmadığı Tanrı, eserinde işlemediği Titan kalmamış
MÖ 525 doğmuş, 456 yılında düşmüş toprağa.

KORO
2500 yıl öncesinden bize ne
Zıpla ayakların üstünde bu zamana gelsene
Tanrılarla işimiz yok, olmadı da
Başka şeyler desene…

OKUYAN
Adı Prometheus yine Yunan ellerde
Babası İpetos bu kesin de,
Anası bazı Asia
Bazı yerlerde ise bir Klymene, bir Gaia
Dört kardeşten bir tanesi, insanlığın hamisi
Titan soyunun üçüncüsü…

BİR SES
Ey zavallı Prometheus; hırsızların, devrimcilerin atası
İnsanlığa bilgeliği ve ateşi sunan kişi…
Zeus’un zincire vurduğu mazlum
Yarattığın insanlar dertsiz, tasasız yaşarken
Başlarına “kadın” diye Pandora’yı sundurmaya neden olan
Yeryüzünü derde, tasaya ve kedere boğan aciz.

OKUR
Yeter bu kadar zavallı Okuyan
Sözlerin acı ve değersizdir.
Zekâ ve akıl öncüsü Zeus’a dil uzatan işlerini bozan
Her kişinin sonudur Prometheus’un hali


Exodos
Sözleri acı ve değersiz bulan Okur sahneden uzaklaşır. Okuyan elinden kitabı yere düşürür.
(Okuyan – Koro)

OKUYAN
Bu eser Eski Yunan’da bir tiyatro piyesidir.
Konusu bir başkaldırış, bir hak, dava meseledir.
Her ne kadar uzak olsak da bu devirde bu meziyetlere
Huzurlu yaşamak sadece tanrı işi değildir.
“Güç” mimari Zeus’un “Akıl” Mimarı Prometheus ile
İktidar savaşı,
Zeus’un tekelinde olan aklın başkaca
Kafada olmasını istemediğinin uğraşı.

KORO
Zavallı Okuyan seni dinleyen yok sus artık,
Bak kimse kalmadı karşında, inan ki bıktık.

OKUYAN
Biraz daha konuşup gideceğim,
Yere düşen kitabı elbette götüreceğim.
Çok şiirsel yazılmış Prometheus’un dramı
Beğenmemek elde değil, tavsiye de edilir.
Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan
Çevirisi mükemmel iki usta elinden
Önsözü açıklayıcı, piyese değer vermekte
Piyesten sonra eklenen “Ekler” kısmında
Hesiodos ve Goethe eserlerinden, kısa
Prometheus hakkında bilgi vermekte.

Son
Perde kapanır, okuyan kitabı yerde bırakır. Daha sonra uygun bir inceleme yazılacaktır. Sevgi ile kalın…
78 syf.
·Puan vermedi
Bugün sabah 1000kitap uygulamasına girdiğimde nasıl o sayfaya geldim şu an tam hatırlayamasam da, uygulamada gezinirken, Zincire Vurulmuş Prometheus kitabının (#32029374) incelemesini gördüm, bir inceleme ilk defa beni bu kadar istekli kıldı. Kitabı hemen bugün satın aldım ve ince olmasının da etkisini inkar etmeden, akıcılığı ve çekiciliğiyle sürüklenerek okuduğumu söylemek istiyorum.

Kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın baskısını yaptığı, Tercüme Bürosu faaliyetleri kapsamında Azra Erhat ve Sabahattin Eyuboğlu'nun yapmış oldukları çeviri metinden okudum. Kitap, eserin düşüncesi ve bu düşüncenin farklı işlenişleri ile ilgili Azra Erhat'ın yazdığı önsözle başlıyor ardından ana tiyatro metni sade ve akıcı bir Yunan Tiyatrosu örneği, kitabın sonuna ise Hesiodos ve Goethe'den Prometheus ile ilgili metin kısımları eklenmiş, bu iki ek de çok hoş metinlerdi.

Kitap, tanrıların tanrısı Zeus'un öfkesini üzerine çeken, Prometheus'un cezasını çekişi sırasındaki konuşmalardan oluşuyor, Prometheus ne yapmış da bu cezayı hak etmiş, bunu ben anlatmayacağım onu zincirlere vurulmuş Prometheus'tan okumak daha keyifli size de öneririm...

Kitabın işlediği konulardan bir tanesi isyan, başkaldırı bu düşünce insanın varlığına işlemiş bir durum olarak belirtiliyor, ben de biraz bundan bahsetmek istiyorum, isyan fikri yazarların sürekli işlediği bir fikirdir. İnsan türü içinde özellikle yazarlar için bu edişin gerekli ve olağan olduğunu düşünüyorum, bu savıma destek olarak, Antik Yunan döneminden bu yana genelde yazarların başkaldıran olmalarını belirtmek istiyorum. Bu isyanın içerisinde önemli bir yer alan konu ise yönetime isyandır, bunun dışında yazar, her şeye isyan eder hatta burada aklıma Şükufe Nihal'in başkaldırısı geliyor;

"Tanrım, bu suç senindir:
Dokuz katlı gökleri sezdirmek, neden, bana?
Affeyle benziyorsam,
Yerlerde sürünmeye isyan eden Titan'a..."

Şiirde işlendiği gibi bir yazar kendisine sezdirilen tanrısallıktan bile (daha çoğuna ulaşamadığı için) isyan edebilir. Hele ki bu isyanı Tanrıların insanlara gönderdiği kadın ırkından (kitapta bahsedilir, Pandora) birisi yapıyorsa daha kulak verilesi oluyor. Benim bu konu üzerine kişisel düşüncem, başkaldırının nedenini alan oluşturma çabası olarak görüyor olmam; bir insan çevresindeki etkilerden sıyrılmak ya da onları özgün bir biçimde kullanabilmek için kendi alanlarını oluşturmaya zorunludur, yoksa insan belleğini düşünecek olursak her yeri dıştan gelen kabullerle dolu bir zihin hepsine sahip çıkıp hiç birisini yok etmeye kalkmazsa kendi muhtemel ürününe, hatta kendisine ihanet etmiş olur.

Prometheus belki bize ateşi getirirken, biz ondan aynı zamanda isyan etmeyi de öğrendik ve bununla birlikte isyanın cezası her dönem zincirler olmuştur.

Kaba kuvvet ve akıl savaşımı konusunda ise her ne kadar kaba kuvvet anlık işlerliği daha yüksek olan bir saldırı olsa da kitapta da işlendiği üzere akıl bu savaşımın kazananı olacaktır. Buna destek düşüncem ise şu ki; akıllar nesiller arası geçme yollarını keşfetmiştir ancak kaba kuvvet kolun çürümesine kadardır (söylediğim akıl geçişi, zihnin genetik aktarımından çok, kültür birikimidir).

Kitap hakkında bahislerimden sonra söylemek istediğim, bir kitap her okur için aynı çekicilikte değildir, o okur için bile her zaman eş çekicilikte değildir...
78 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Mükemmel bir çalışma olmuş, zaten Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu elini neye atsa, böyle bir şey çıkıyor ortaya. Özellikle Azra Erhat'ın ön sözüne (Okurken dikkatimizi çekmesi gereken birçok şeyi vermiş bu ön sözde.) ve Hesiodos ile Goethe eklerine bayıldım. Aiskhylos'un tragedyasından ziyade, bu iki güzel insanın çalışmasına vuruldum sanırım.

Bu kitabı, dikkati çekmiş olmak kaydıyla okumak üzere eline alacaklar zaten biliyordur Prometheus'u. Burada ek bir bilgi verilmesine gerek görmüyorum (Tesadüfen eline alanlar da kısacık bir araştırmayla veya ön sözle yeterli bilgiyi temin etmiş olacaklar nihayetinde.) ama, onun "bilge asi" yanına, Azra Erhat'ın deyişiyle son sözü söylüyor oluşuna, "bilinç ve özgürlük"e özellikle takılmanızı, bunun üzerine mutlaka konuşup tartışmanızı öneririm.

"Bilinçli ve özgürce" okumalar.
78 syf.
·9/10
mitolojiye karşı özel olarak duyduğum ilgi yüzünden daha da bir sevdiğim eser oldu.

eser anlam analizi bakımında varoluşçuluğun antik dönem versiyonu gibi insanın ruhunda yaşadığı acıyı tanrı-insan ekseninde öyle güzel işliyor ki şahsen bayıldım desem yeridir.

tanrılıktan nefret eder prometheus ve kendini insana yakın hisseder. halbuki o bir titandır. bu yüzden tanrılardan ateşi çalarak insanlara verir. bu amaç için zeus'u ve olympos'u karşısına alır. ateş mitolojide bilinci simgelediği için tanrılara göre insana tanrılık armağan etmiştir prometheus...

tabi tanrılar onu dağın zirvesinde zincire vururlar. kartallar ve diğer vahşi hayvanlar karaciğerini yemeye başlar. ancak karaciğeri yenildikçe çoğalır. eksildikçe artar. acısı hiç bitmez. onu bu sonsuz acıdan herakles'in kurtardığı söylenir. insan gibi acı çekmesini engeller.

ancak eserle anlatılma istenen asıl konu prometheus'u tanrılıktan sıkılan bir tanrı olarka insana yaklaşması değildir aslında. kronos'u devirirken zeus'a yardım ettiği ve zeus'un her açığını ve zayıf noktasını bildiği için zeus tarafından zincire vurulmuştur. prometheus bir devrimcidir. insanla ittifak kurarak zalimleşmeye başlayan zeus'u devirmeye yönelmeden zeus tarafından alt edilmiştir. o yüzdendir ki ''özgür prometheus'' anılır.

ve aslında 3 tragedyadan oluşuyor. ancak sadece zincire vurulmuş prometheus kalmıştır geriye... diğer ikisi: ise ateş taşıyan prometheus, kurtulmuş prometheus'tur.

peki asıl tartışma konusu şudur: antik dönem insanları mitoslara inandılar mı?

okuduğum kitaplar ve filozoflara göre vardığım sonuç, hayır. sadece döneminde nam salmış ve büyük zaferler elde etmiş ve odak noktası olabilmiş insanların süreç içerisinde ilahlaştırılması hususu vardı sadece.

zeus ise zalim bir despotu, bir diktatörü temsil eden bir vasfa dönüşüyor ilk bildiğimiz halinden...

prometheus ise insan mücadele etmenin, onurlu olmanın erdemini sunuyor.

oyunu ise ayrı bir güzeldir. eğer yeniden sahneye çıkarsa hiç kaçırmayın derim.
78 syf.
·2 günde·10/10
Bir mitoloji aşığına huzur verecek bir kitap. İnsanların aşığı Prometheus'un başına gelenler kendi ağzından dinliyoruz. Kitabın ekler kısmında Hesiodos'tan ve Goethe'den de alıntılar olması çok hoş olmuş. Keyifli okumalar.
71 syf.
Neredeyse her anlatı, her kutsal metin, her düşünsel gelenekte aynıdır "insan, nasıl insan oldu?" sorusunun cevabı: başkaldırarak, isyan ederek, kafa tutarak, inkar ederek, karşı gelerek... Bizim düşünce havzamızda da, Kur'an'daki cennetten kovulma ve yeryüzüne indirilme ile ilgili ayetler "Adem, beşerdi; isyan etti, insan oldu" şeklinde değerlendirilmeye müsaittir. Ve bu, bazı farklılıklarla üç dinde de aynıdır.

Özgürlük, özü gereği, özü gürleştirme bilinçli tavrını gerektirmektedir. Özü gereği o, verili olamaz ya da tesadüfen bulunamaz. Tanrı-insan ilişkisi nasıl yorumlanırsa yorumlansın, bu ilişkide insanın özürlüğü (o veya şu anlam veya oranda) temin edilmek zorundadır. Bu böyledir, çünkü, Tanrı ya da Tanrılara tazim/kulluk bilinci gerektirir; onun varlığına 'kendi rızasıyla' boyun büküp saygı duymadıkça insan, ikisi arasındaki irtibatın Tanrı(lar) için pozitif bir nitelik taşımayacağı açıktır.

Bu eser, Yunan Mitolojisinde, insanın tanrılar karşısında ne zaman, nasıl özgürleştiğini anlatan en önemli eserdir. Aiskhylos, Porometheus'un, insanları özgürleştirmek için tanrıları karşısına alması sonrası çarptırıldığı cezaları ve bu durumun onu ziyaret eden bazı tanrılar nazarındaki görünümünü resmetmiştir.

İnsanı insan kılması, ona gücün, başkaldırının, yani uygarlaşmanın yolunu açması için onlara neler neler verdiğini uzunca anlatır Prometheus. Ve cezasını hakettiğini belirtir defalarca. Ama çok vurgulanan başka bir şey de vardır: Zeus'un sırrını saklamaktadır ve Zeus birgün ona muhtaç kalıp, zincirlerini çözmek zorunda kalacaktır. Mitoloji uzmanı çevirmen Azra Erhat'ın da önsözde belirttiği gibi tragedyada efendi Zeus, köle Prometheus'tur. Ama gerçek tam tersidir: bugün de Zeus zorba bir tiran, Prometheus ise insanlığın kalbine taht kurmuş bir özgürlük savaşçısı olarak anımsanır. İnsan özgürleştikçe, ona bunu bahşeden Prometheus'un insanlık nezdindeki kıymeti de artarak sürmüştür denilebilir. İlahi din anlatılarında insana özgürleşmenin yolunu açan İblis ile Prometheus tragedyasının bir karşılaştırması da ilginç olabilir.

Aiskhylos'un, bize kadar ulaşmamış olsa da, iki tragedya daha yazmış olduğu kaydedilir: biri ateşin nasıl çalındığını anlatır, diğeri de Prometheus'un zincirlerinden nasıl kurtulduğunu, Zeus ile aralarında nasıl bir anlaşmaya vardıklarını. Başlangıç ile sonuç sayılabilecek bu iki metin elimizde değilse de, en önemlisi elimizdedir ve bu metin sayesindedir ki Prometheus, görsel bir paradoksla, zincire vurulmuş özgürlük tanrısı olarak yer etmiştir zihinlerde.
78 syf.
·10/10
Özgür düşüncenin üstün olduğunu içten içe vurgulayan bu eser, bence her gencin baş ucu kitapları arasında yer almalıdır. Anlatıda Prometheus'un arketipsel özelliği barındırması ise geniş kapsamlı inceleme oluşturabilir. Zengin dimağlara lezzet katan bu eseri herkese tavsiye ederim.
78 syf.
·2 günde·7/10
Tatil günümü değerlendirip,bir kitap bitirmiş olayım gayesi ile başladığım bu eser…
Batı edebiyatının temeli olan Yunan Edebiyatını sevdiğimden olsa gerek tragedyaları ilginç bulup fırsat buldukça okuyorum.Ve tragedya denilince akılma gelen 3 isimden biri olan Aiskhylos… Bahsi geçmişken ünlü yazarımıza biraz değineyim ;Aiskhylos : insan tanrılar karşında acizdir.Tanrılarla mücadele edemez.Hatta tanrılar ile mücadele etmek günahtır diye düşünür.Ve eserlerine bu düşünceyi yansıtır.Bu durumun en güzel örneğini ise Zincire Vurulmuş Prometheus bu eserdir.Prometheus eserde kaderine razıdır.
Prometheus kitapta geçtiği kadarıyla ‘düğümleri çözen ‘ anlamına gelir. Peki ne düğümü ? Aslında insanlığın düğümü Prometheus insanlığı temsil eder.İnsanlardan yanadır.İnsanlara ateşi verip onların gelişimi sağlar.Ateşi baş tanrı olan Zeus’tan çalar ve insanlara verir.Vefa görmez ama insanlar bu sayede ilimleri,sanatları öğrenir.Yani medeniyeti insanlara verendir.Nihayetinde Zeus tarafından cezalandırır.Kayalıklara zincirlenir ve dahası bir kartal onu her gün yiyecek lakin ölümsüz olduğu için sürekli acı çekip ölemeyecektir. Şiirsel anlatı, efsanevi öğeler hep derim mitoloji insana büyük bir genel kültür sağlıyor bundan dolayı sadece yarım saatte bitirebileceğiniz bu tragedyayı tavsiye ediyorum.Kitabın ekler bölümünde de ilgi çekici efsaneler mevcut.Pandora Efsanesi beğenerek okuduğum,yeni bilgiler öğrendiğim dizelerden….

Yazarın biyografisi

Adı:
Aiskhylos
Tam adı:
Eshilos, Aeschylus, Aiskhulos
Unvan:
Antik Yunan Oyun Yazarı
Doğum:
Eleusis, Atina
Ölüm:
Gela, Sicilya
Eshilos (Yunanca: Αἰσχύλος, Aiskhylos) (d. yak. MÖ 525/524  – ö. yak. MÖ 456/455) Antik Yunan oyun yazarıdır.

Hayatı

MÖ 5. yüzyılda tragedyanın asıl şeklini aldığı yazar Eshilos'tur. (MÖ 525-424 ) Eleusis'te doğmuştur. Bu tarih, Peisistratos'un parlak egemenliğinin onun ölümüyle son bulmasından üç yıl sonraya geliyor. Onun dönemi büyük politik kişiliklerin dönemi olmuştur. Isthenes, Miltiades, Themistokles,Kimon, Ephialtes, Perikles gibi. Tümden kişisel olan nitelikleri açısından Eshilos Eleusis site devletindeki eski bir soylu aileden gelmedir. Dönemim şairleri Pindaros, Simonides, Khoirilos, Sofokles ile ilişki içindeydi. Eshilos salt bir yazar değildi, dönemin etkin düşünürlerindendi.

Tragedya yazmaya yaklaşık MÖ 500'lerde, yani gençliğinde başlamıştır. 2. yüzyılda coğrafyacı Pausanias'a göre bir gece tanrı Dionysos rüyasına girip, ona yeni oluşmakta olan tragedya sanatına yönelmesini söyler. Eshilos rüyasından uyanınca bir tragedya yazmaya başlar. Maraton, Salamis,Pers savaşlarına katılmıştır. Tragedya yarışmalarına gençliğinde katılmaya başlamıştır. İlk ödülünü 485'te kazanmıştır. Eserlerinde koroya önem vermiş, oyunlarını mitolojiden almıştır. Tanrıların ve kahramanların en önemli ve en etkileyici taraflarını seçmiştir.

Eshilos, konuları bakımından birbiri ile ilgili üç oyunu birleştirmiş (trilogia=üçleme), sonuna bir satyr oyunu eklemiştir. Doksan kadar oyun yazmış olmasına rağmen elmizde sadece yedi tanesi ulaşmıştır. MÖ 458'de Orestia adlı trilogiasıyla (Agamemnon, Adak sunucuları, Eumenidler) son zaferini kazanmıştır. Trilogianın konusu Orestes in babasının katilinden ve annesinden aldığı öçtür. Yarışmalarda elli iki kez ödül kazandığı sanılıyor. 472'de sahnelediği Persler adlı oyunu diğerlerinden tarihi, konu olarak işleme bakımından farklıdır. Bu oyunda yazar, Atinalıların yiğitliklerini, Perslerin ağzından övüp Perslerin yenilgisini tanrılara bağlar. Elimize geçen yedi oyunundan ilk yazılanı Yalvarıcılar'da elli kişilik koro ve bir kahraman vardır. Eshilos bu oyunda tek bir oyuncu kullanırken Persler, Tebai'ye Karşı Yediler ve Zincire vurulmuş Prometheus adlı oyunlarıyla tragedyaya ikinci oyuncuyu getirmiştir ve böylece karşılıklı konuşmaların oranı artmıştır.

Oidipus'un oğullarının çatışmasını anlatan Tebai'ye Karşı Yediler ile MÖ 467'de birincilik kazanmıştır. Zincire vurulmuş Prometheus'ta koro şarkılarının azalmasıyla oyunu konuşmalar ilerletmiştir. Konusu Promethes'un ateşi çalıp insanlara öğretmesi nedenyile Zeus tarafından cezalandırılmasıdır.

Eshilos oyunun sunulması ile ilgili de maske, elbise ve yüksek ayakkabılar gibi yeniliklerde getirmiştir. Dili güç anlaşılan, ağdalı bir dildi. Toplımdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir. Karakterlerin derinine pek inmemiş, kahramanların kin, intikam, gurur gibi duygularını başarıyla aktarmıştır.

Eshilos kendi doğduğu yer olan Eleusis'te temellerini bulmuş Demeter tapımı Eleusian gizemlerine yönlendirilen yunanlılardan birisiydi. İsmindende anlaşılacağı gibi tapımın üyeleri bir anlamda mistik, ulaşılması güç bilgiler edinmek zorundaydı. Bu tapımın üyeleri aksi taktirde ölüm cezası alacakları koşulda tapım dışındakilerre gizemlerle ilgili hiçbir şey anlatmama, tapımın üyelerinin kendilerinden olmayana gizemler konusunda hiçbir şeyi açığa vurmama amacıyla aksi taktirde ölümle cezalandıracakları gerçeği dolayısıyla, gizemlerle ilgili detaylar çok azdır. Bununla birlikte, Aristoteles'e göre Eshilos'un oyunlarından birine gizli bölümlerle ilgili ipuçlarını gizliden aktardığı iddia edilir. Bazı kaynaklara göre halktan kızmış biri sahnede performans sırasında Eshilos'u öldürmeye çalışmış fakat Eshilos kaçmıştır. Kendisi aleyhine açılan dava için hakim önündeyken Eshilos bu yaptığının hoş görülmesini dilemiştir. Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.

Oyunları

Persler
Tebai'ye Karşı Yediler
Oresteia
Agamemnon
Adak Sunucuları
Yakarıcılar
Eumenidler
Zincire Vurulmuş Prometheus

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 623 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 389 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.