Giriş Yap

Aiskhylos

Yazar
8.3
1.488 Kişi
Tam adı
Eshilos, Aeschylus, Aiskhulos
Unvan
Antik Yunan Oyun Yazarı
Doğum
Eleusis, Atina, M.Ö., 525
Ölüm
Gela, Sicilya, M.Ö., 456
Yaşamı
Eshilos (Yunanca: Αἰσχύλος, Aiskhylos) (d. yak. MÖ 525/524  – ö. yak. MÖ 456/455) Antik Yunan oyun yazarıdır. MÖ 5. yüzyılda tragedyanın asıl şeklini aldığı yazar Eshilos'tur. (MÖ 525-424) Eleusis'te doğmuştur. Bu tarih, Peisistratos'un parlak egemenliğinin onun ölümüyle son bulmasından üç yıl sonraya geliyor. Onun dönemi büyük politik kişiliklerin dönemi olmuştur. Isthenes, Miltiades, Themistokles, Kimon, Ephialtes, Perikles gibi. Tümden kişisel olan nitelikleri açısından Eshilos Eleusis site devletindeki eski bir soylu aileden gelmedir. Dönemin şairleri Pindaros, Simonides, Khoirilos, Sofokles ile ilişki içindeydi. Eshilos salt bir yazar değildi, dönemin etkin düşünürlerindendi. Tragedya yazmaya yaklaşık MÖ 500'lerde, yani gençliğinde başlamıştır. 2. yüzyılda coğrafyacı Pausanias'a göre bir gece tanrı Dionysos rüyasına girip, ona yeni oluşmakta olan tragedya sanatına yönelmesini söyler. Eshilos rüyasından uyanınca bir tragedya yazmaya başlar. Maraton, Salamis, Pers savaşlarına katılmıştır. Tragedya yarışmalarına gençliğinde katılmaya başlamıştır. İlk ödülünü 485'te kazanmıştır. Eserlerinde koroya önem vermiş, oyunlarını mitolojiden almıştır. Tanrıların ve kahramanların en önemli ve en etkileyici taraflarını seçmiştir. Eshilos, konuları bakımından birbiri ile ilgili üç oyunu birleştirmiş (trilogia=üçleme), sonuna bir satyr oyunu eklemiştir. Doksan kadar oyun yazmış olmasına rağmen elmizde sadece yedi tanesi ulaşmıştır. MÖ 458'de Orestia adlı trilogiasıyla (Agamemnon, Adak sunucuları, Eumenidler) son zaferini kazanmıştır. Trilogianın konusu Orestes in babasının katilinden ve annesinden aldığı öçtür. Yarışmalarda elli iki kez ödül kazandığı sanılıyor. 472'de sahnelediği Persler adlı oyunu diğerlerinden tarihi, konu olarak işleme bakımından farklıdır. Bu oyunda yazar, Atinalıların yiğitliklerini, Perslerin ağzından övüp Perslerin yenilgisini tanrılara bağlar. Elimize geçen yedi oyunundan ilk yazılanı Yalvarıcılar'da elli kişilik koro ve bir kahraman vardır. Eshilos bu oyunda tek bir oyuncu kullanırken Persler, Tebai'ye Karşı Yediler ve Zincire vurulmuş Prometheus adlı oyunlarıyla tragedyaya ikinci oyuncuyu getirmiştir ve böylece karşılıklı konuşmaların oranı artmıştır. Oidipus'un oğullarının çatışmasını anlatan Tebai'ye Karşı Yediler ile MÖ 467'de birincilik kazanmıştır. Zincire vurulmuş Prometheus'ta koro şarkılarının azalmasıyla oyunu konuşmalar ilerletmiştir. Konusu Promethes'un ateşi çalıp insanlara öğretmesi nedenyile Zeus tarafından cezalandırılmasıdır. Eshilos oyunun sunulması ile ilgili de maske, elbise ve yüksek ayakkabılar gibi yeniliklerde getirmiştir. Dili güç anlaşılan, ağdalı bir dildi. Toplumdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir. Karakterlerin derinine pek inmemiş, kahramanların kin, intikam, gurur gibi duygularını başarıyla aktarmıştır. Eshilos kendi doğduğu yer olan Eleusis'te temellerini bulmuş Demeter tapımı Eleusian gizemlerine yönlendirilen yunanlılardan birisiydi. İsmindende anlaşılacağı gibi tapımın üyeleri bir anlamda mistik, ulaşılması güç bilgiler edinmek zorundaydı. Bu tapımın üyeleri aksi taktirde ölüm cezası alacakları koşulda tapım dışındakilerce gizemlerle ilgili hiçbir şey anlatmama, tapımın üyelerinin kendilerinden olmayana gizemler konusunda hiçbir şeyi açığa vurmama amacıyla aksi taktirde ölümle cezalandıracakları gerçeği dolayısıyla, gizemlerle ilgili detaylar çok azdır. Bununla birlikte, Aristoteles'e göre Eshilos'un oyunlarından birine gizli bölümlerle ilgili ipuçlarını gizliden aktardığı iddia edilir. Bazı kaynaklara göre halktan kızmış biri sahnede performans sırasında Eshilos'u öldürmeye çalışmış fakat Eshilos kaçmıştır. Kendisi aleyhine açılan dava için hakim önündeyken Eshilos bu yaptığının hoş görülmesini dilemiştir. Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür. Oyunları Persler Tebai'ye Karşı Yediler Oresteia Agamemnon Adak Sunucuları Yakarıcılar Eumenidler Zincire Vurulmuş Prometheus

İncelemeler

Tümünü Gör
78 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Başkaldıranların Başı: Prometheus
Prometheus Yunan mitolojisinde insanın yaratıcısıdır. İnsanlara tüm meziyetleri o öğretmiştir. Bu tragedyada Zeus’un karşısındaki durumu anlatılır. Diğer tragedya incelemelerimde olduğu gibi bunda da biraz konunun öncesinden bahsetmek doğru olur. Gelin kısaca Prometheus’a kadar Yunan Theogonisine (mitolojinin tanrılardan bahseden kısmı) bakalım. Yunan mitolojisinin Khaos ile başladığı söylenir: “Khaos karışık ve hiçbir şekil almamış olan uçsuz bucaksız boşluğu ve karanlığı ihtiva ediyordu. Khaos'dan geniş göğüslü her şeyin dayanağı olan Gaia(Yer) çıktı. Sonra sevginin temeli, bütün varlıkları, her şeyi birbirine doğru çeken, birleştiren, hayatı kuran, çoğalma sembolü olan Eros(Aşk) doğdu. Khaos'dan Erebos(Gece) doğdu. Onlar da birleşerek yerin üst tabakasının ışığı olan Aither ve yeryüzünün ışığı olan Hemera'yı doğurdular. Işık meydana geldikten sonra yaratılış durmadan devam etti. Khoas bunları doğururken Gaia da Ölmezlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli bulunan göğü Uranus'u doğurdu. Ona, yani göğe kendi büyüklüğünü verdi ki tamamıyla kendisini kaplasın, içine alsın. Ondan sonra Gaia yüksek dağları, ahenkli dalgaları bulunan Pontos'u(Deniz) meydana getirdi.” Sonra Gaia ve Uranos birleşerek 12 Titan’ı doğurdu: Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetos, Kronos, Theia, Rhea, Mnemosyne, Phebe, Themis, Tethys. Uranos garip bir şekilde doğan çocuklarından korkuyor, doğduklarında yeraltına hapsediyordu. Karısı Gaia buna daha fazla dayanamadı ve kocasının yaptıklarının hesabını sormak için kanlı bir plan tasarladı. Gaia göğsünden parlak bir çelik çıkardı ve onunla bir tırpan yaptı. Bu tırpan Uranos’u biçecekti. Sadece Kronos plana uydu ve babasını biçti. Uranos öldükten sonra yeraltına itilen Titanlar yeryüzüne çıkarıldı ve onların saltanatı başlamış oldu. Başlarında Kronos vardı. Kronos kardeşi Rhea ile evlendi. Bu evlenmeden: Hestia, Demeter, Hera, Hades, Poseidon ve Zeus doğdu. Kadere bakın ki Kronos babasına yaptığı şeyin kendisine de olacağından korktuğu için çocuklarını doğar doğmaz yutuyordu. Rhea sadece Zeus’u kurtarabildi ve sakladı. Kader yine istediğini alacaktı. Zeus büyüdü ve Kronos’u tahtından indirdi ve kardeşlerini kurtardı. Bundan sonra tahtlarından olan Titanlarla Zeus arasında yıllar yılı sürecek korkunç bir savaş başlamıştı. Ama bu savaş kaba kuvvetle kazanılacak bir savaş değildi. Zeus’a savaşı kazanması için Prometheus akıl vermişti. Titan İapetos’un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios yıldırımlarla öldürüldü. Atlas’ın omuzlarına gökkubbe yüklenerek ayakta bekleme cezası verildi. Prometheus ve Epimetheus ise insanın yaradılışında önemli pay sahibi oldular. Prometheus kendi soyu Titanların yıkılması için Zeus’a akıl vermişti. Ama savaş bittikten sonra beklediği değeri görmeyince dedelerinin intikamını almak için insanı yarattı. İlk insanı Prometheus kendi gözyaşıyla balçığı karıştırarak yarattı. İnsan doğduğunda acınacak kadar acizdi. Kendini koruması için elinde bir şeyi yoktu. Elbise yerine yapraklardan giyiniyor, kanlı etleri yiyordu. Onlara acıyan Prometheus onlara ateşi ve diğer bütün sanatları öğretti: “Bir gün bir rezene sapı içinde Çaldım götürdüm insanlara ateşin tohumunu.” “Uzun sözü kısası şunu bilmiş ol: Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.” İnsanlar bunlara sahip olunca şımardılar ve Tanrılarla kafa tutmaya, onlarla kendilerini bir görmeye başladılar. Ama bu uzun sürmedi. Zeus kendisinden habersiz ateşi insanlara veren Prometheus’u çözülmez çelik bağlarla bir kayaya çaktırdı, insanlardan da ateşi geri aldı. Zeus’un öfkesi insana karşı dinmemişti ve kadınları yarattı. Pandora efsanesi de doğmuş oldu. Hülasa Prometheus Zeus’u tahtından indirme şansını yakalayamadı. Şimdilik bizi ilgilendiren mitlik kısımlar bu kadar. Zincire Vurulmuş Prometheus öyle bir tragedyadır ki baskıcı yönetimlerine karşı takınılan tavır, başkaldıran insan, kader, özgürlük-kölelik, kaba kuvvet-akıl kıyaslamaları gibi çeşitli konularda bize yorumlar sunar. Baştan beri anlattığımız hikayede başta olan zorba saltanatlar Zeus’a kadar hep kaba kuvvetle yıkılmıştı. Zeus da bunu denedi ama başaramadı. Sonuç olarak akıl danıştı ve Kronos’u devirdi. Ama her başa gelen gibi Zeus da kendi kanunlarını koymaya, herkesi kendi istediği gibi yönetmeye başladı. Akılla gelen yönetim yine baskıcı yönetime dönüşmüştü. Burada saltanat olanlar kaba kuvvetin Prometheus ise aklın simgesidir. Akıl kaba kuvvetten üstündür. Tragedyaya da bu yön kuvvetlice vurgulanır: “Günün birinde bir öfkedir sardı tanrıları, Birbirine girdi bütün ölümsüzler, Kimi der Kronos gitsin, Zeus otursun tahtına, Kimi Zeus’un hiç başa geçmesini istemez. Boşuna öğütler verdim o zaman hepsine: (…) Gücün hakkından güçle geliriz sandılar. Oysa bana anam, Themis ya da Gaia (…) Kaç kez öngörüşüyle söylemişti bana Nasıl kazanılır gelecek zamanlar, Güçlei zorla değil, akılla kazanılır demişti.” Gücü zorla ele geçirmek olanlar, kendilerini her şeye kadir sanırlar. Önüne çıkanların hepsini sindiririz düşüncesindedirler. Ama “iktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır…Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez…” Bu bakımdan Prometheus tragedyası politik bir tragedyadır. Özgür düşünceye gem vurulamaz ise birilerinin başkaldırması lazım gelir. Prometheus bunun için insanları yaratmıştı. İnsan başkaldırmak için yaratılmıştı. “İnsan başkaldıran bir hayvandır” tezlerinin çıkması da bu yüzdendir. Ama insan her zaman olduğu gibi kendini bir şey sandı ve şımardı. Cezasını fazlasıyla da çekti. Akıllandı mı insan? Akılla her şeyin üstesinden gelinebilir ama insan o aklı hep başka şeye kullanır, kendi için kullanmayı akıl edemez. Bu yüzden acizdir. Sizce de öyle değil mi? Kendi işimize yarayacak şeyleri hep başkasının üzerinden akıl ederek kazanmaya çalışırız. Prometheus bizi hazıra iyi alıştırmış. Günümüz insanı nerede hazır orada nazır. Ama tabii bu insanın Prometheus tarafında yaratılış amacını değiştirmiyor. O yüzden gerçek insan mitoloji nazarında başkaldıran insandır. Normalde kitap hakkında bir şeyler yazmayı düşünmüyordum. Ama daha önce okuduğum tragedyalara hep yazdığım için üstün körü olsa da bunu da boş geçmek istemedim. Bahsedilecek bir iki konu daha var ama daha oturaklı bir yazı okumak ümidiyle es geçiyorum. Bu gibi mitler dünya edebiyatının kaynaklarıdır. Okuduğumuz çoğu kitapta karşılaşırız. Bu yüzden bu tragedyaları okumak ayrı bir emek ve bilgi istiyor. Ben de az çok en önemlilerini okumuş sayılırım. Bu konuda danışmak isteyenlere kapım her zaman açık. Keyifli okumalar. “Başı dertte olmayana kolay gelir Dertliye akıl öğretmek, yanıldın demek, Ama ben biliyordum başıma gelecek olanı. Bile bile, isteye isteye suç işledim. Buna karşı söyleyecek bir sözüm yok.”
·
6 yorumun tümünü gör
Reklam
78 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
“Bir gün bir rezene sapı içinde çaldım götürdüm insanlara ateşin tohumunu.” Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi kitaplarından biri olan Zincire Vurulmuş Prometheus, Sabahattin Eyüpoğlu ve Azra Erhat çevirisi olmakla birlikte, Zeus’tan ateşi çalarak insanoğluna yardım ettiği için kayalıklara zincirlenen, insanlara duyduğu sevgi ve merhametle tanınan Prometheus’un hikayesini konu almaktadır. Tanrıların kurduğu düzene karşı çıkarak onları eleştirdiği için demirci bir tanrı olan Hephaistos tarafından zincire vurulmuştur. Hephaistos, Prometheus’a karşı derin vicdan azabı duyarak ona bu acıları yaşattığı için sanatına karşı kin duyar. Boşuna öğütler verdim o zaman hepsine: Gücün hakkından güçle geliriz sandılar. Oysa bana anam, Themis ya da Gaia Kaç kez öngörüşüyle söylemişti bana Nasıl kazanılır gelecek zamanlar, Güçleri zorla değil, akılla kazanılır demişti.” Aiskhylos bu tragedyasında aklın kaba kuvvet yerine tercih edilmesini ve bunun üstünlüğünü bizlere anlatmaktadır. Güce sahip olan acımasızlaşır, anlayışsızlaşır, eziyet etmeye başlar. Sözünün hükmedemediği alanlarda kaba kuvvete başvurur daha sonra bunu alışkanlık haline getirir ve bu böyle sürer. Zeus tüm bunların verdiği güçle sarhoş olmuş kendisine karşı çıkan her tanrıya eziyet edip ibret olması için diğer tanrılara göstermektedir. Gayet keyifle okuduğum bir tiyatro eseri olan bu kitabı Yunan Mitolojisine ilgi duyan herkese tavsiye ederim.
78 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Aiskhylos, Yunan tragedyasının ilk ve en başarılı yazarlarından birisi, günümüze birkaç oyunu kalmış olsa da o dönemde birsürü insanı etkilemiş bir kişi. Prometheus'un öyküsünü aslında üç tragedya ile anlatmış fakat bize bunlardan birisi, yani Zincire Vurulmuş Prometheus kalmış. Şimdi Prometheus karakterinin temelinden ve kim olduğundan bahsedeyim, devamında da kitap hakkında görüşlerimi sunayım. İlginiz varsa tamamıyla araştırmanızı öneririm fakat ben öyküsünden yüzeysel olarak bahsedeceğim. Prometheus, Zeus'tan sonra aklını işe yarayacak biçimde kullanabilen ilk tanrılardan, haliyle Zeus'un da ona karşı bitmek bilmeyen bir öfkesi var. Gerekince zincire vuruyor, ciğerini sürekli bir kartala yediriyor vs. Nefretinin tek sebebi tanrının zekası da değil, Prometheus'un tanrılardan bağımsızlaşıp insanlara yardım etmesi ve her daim bizi savunması. En büyük suçu da, Zeus'un insanlardan aldığı ateşi tekrardan insanlara vermesi; ateş sayesinde de insan ırkının gelişimi sağlanıyor. Başka bir açıdan bakınca da bunu bir kuşak çatışması olarak yorumlayabiliriz; Zeus'un dedesi de, babası da, kendisi de aynı şeyleri yaşıyor ve sebep olanlar yine kendileri. Prometheus, zekasıyla ve başkaldırısıyla da bu kuşaklar arasında en sivrilen karakter. Ayrıca önsözde de belirtildiği gibi bu oyunun ve mitin politik bir yönü de var. Prometheus, baskıcı iktidarlara karşı düşüncenin gücünü ve devrimi temsil ediyor. Günümüz gözüyle bakınca Prometheus'u yeni yorumlarla çok daha sağlıklı şekilde anlamlandırabiliyoruz aslında, Aiskhylos bütün çağlarda süregelen bir sorunu kısacık bir tragedyada anlatmış. Oyun da Prometheus'un zincire vurulduğu andan başlayıp Zeus'un elçisi Hermes ile konuşmasına kadar sürüyor. Anlatımda hem o zamanın epik söylemleri bulunuyor, hem de günümüz roman karakterlerinin izlerini fark edebiliyoruz. Elli sayfaya en fazla bu kadar anlam sığdırılabilirdi sanırım, okuduğum onlarca kalın kitaba göre bana daha dolu geldi. Sona gelirken Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu'ndan da bahsetmek istiyorum, ikisi de cumhuriyet sonrası dönemde kültürümüze ve edebiyatımıza en çok katkı sağlayan isimlerden ve bu eseri de mükemmel şekilde çevirmişler. Okurken ek olarak Azra Erhat'ın
Mitoloji Sözlüğü
'nden de yararlandım fakat eser çok temel karakterler içeriyor, mitoloji bilgisi hiç olmayan okurlara bile gönül rahatlığıyla önerebilirim. Kitapta da yer alan Goethe'nin Prometheus şiirinden dizeleri bırakarak bitirmek istiyorum. Kendisi de bunun gibi unutulmaz eserlerden etkilenip belki de yakın çağın en iyi trajedilerinden birisi olan Faust'u yazmış. Yunan mitolojisini de, Aiskhylos'u da okumaya kesinlikle devam edeceğim. Başka kitaplarla görüşmek üzere. "Şu evrende siz tanrılardan Daha zavallısı var mı bilmem: Kurban vergileri Dua üfürükleriyle beslenir Haşmetli varlığınız zar zor. Size umut bağlayan budalalar, Çocuklar, dilenciler olmasa Yok olur giderdiniz çoktan. Ben de bir çocukken Ne yapacağımı bilmez olunca Çevirirdim güneşe doğru Görmediğini gören gözlerimi; Yakarışımı dinleyecek Bir kulak varmış gibi yukarıda; Varmış gibi derdimle dertlenecek Benimkine benzer bir yürek yukarıda."
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48