10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
Bu kitabı çevremdeki herkes çok övdü. Okumak için sabırsızlanıyordum. Okudukça heyecanım arttı, tüm duyguları yaşattı bana diyebilirim. Bu kadar geç kaldığım için çok üzgünüm açıkçası. Çünkü hayatım boyunca unutmayacağım bir kitap. Beni çok derinden etkiledi. Zülfü Livaneli Serenad'da bize samimi ve sıcak bir aşk hikayesi sunuyor. Katolik alman olan Max ve Yahudi Nadia'nın nazi Almanyası döneminde yaşanan içleri ısıtan aşk hikayesini. Zülfü Livanelinin Bu hikâyede bize kuru bir aşk hikayesi sunmasını beklemek aptallık olurdu elbette. Eser bizim bazı şeyleri sorgulamamızı da istiyordu. Farklı ırk ve dinden olan 3 kadının: Ayşe, Mari ve Nadia'nın sahip olduğu din ve ırkları sebebiyle yaşadığı haksızlıklarını ve hikayelerinin baş kahraman Maya'nın hayatıyla birleşmesini ele alıyor. Yakın tarihte yaşanan olaylarla bağlantılı ilerleyen hikâyede yer yer kendinizi "yok artık bunlar gerçekten oldu mu?" Diye sorgularken buluyorsunuz. Bende içinde geçen birçok konuyu daha sonra araştırmak üzere not aldım: Mavi alay, Struma gemisi, Ermeni tehciri, 6-7 Eylül olayları vb. Tarihi çok sevmememe rağmen bende çok fazla merak uyandırdı. Tüm bu olaylarda haksızca katledilen, ezilen ve kavuşamayanlar için çok üzüldüm. Serenad'da baştan sona kadar ince ince işlenmiş bir konu var. "Ön yargı hastalığı" Evet. Ön yargılı olmak bir hastalıktır ve tedavisi çok güçtür. Doğu batıya, batı doğuya karşı ön yargılı. Yahudiler, Hristiyan ve Müslümana karşı, Müslüman ise Yahudi ve Ermeniye karşı ön yargılı. Toplum dul kadına karşı ön yargılı. Zenginler fakire, Fakir zengine karşı ön yargılı. Oysa ne fark ederdi ki hepimiz aynıydık. Hepimiz doğup büyüdük ve aynı şey olduk. İnsan olduk. Sahip olduğumuz kimliklerin ötesinde hepimiz insandık. Burda Maya ' nın abisiyle olan bir konuşmasından bir kesiti yazmak istiyorum. + abi sen insanlara bakarken rütbeler, dinler, ırklar görüyorsun. -sen ne görüyorsun peki? + İnsan. Sadece insan. Bu konuşma hayata bakışımın özeti.. Maya Duran 35 yaşında dul bir kadın. Tüm önyargılara rağmen karşısındaki adama inanarak onun hikayesinin peşinden gidiyor. Önyargıları kırmak için çabalıyor. Korkusuzca her şeyi göze alarak bu hikayeyi ortaya çıkarmaya çalışıyor. O mükemmel, acı dolu, tüm zorluklara rağmen canlı kalan aşkın sürecini ve üstü örtülmüş bir mezarlığı anlatan " Serenad" hikayesine ulaşmayı başarıyor. Struma' nın mezarlığa dönüştüğü yerde göz yaşlarımı tutamadım. Nadia' nın o bulunduğu kötü ortamlara, yaşadığı acılara rağmen yazdığı mektupta çok iyi olduğunu anlatması ve onu 55 yıl unutmayan Max' i ikisinin birbirine olan aşkını asla unutmayacağım. Bu kitaptan çıkarmamız gereken çok ders var. Umarım hepiniz okurken kendinizi, çevrenizi, dönemimizi, insanlığınızı sorgulamışsınızdır. Çünkü ben çok sorguladım. Keşke önyargıları kırabilsek, din, dil, ırk ayrımı yapmadan birbirimizi sevebilsek... En önemlisi keşke İNSAN OLABİLSEK. Başucu kitabım oldu..
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
·
9 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yüreğine sağlık , güzel dost🤍