Puan vermedi·567 syf.····Okunma: 06 Aralık 2020 15:56 Kitaba başlamadan önce bir psikoloğun nasıl olur da Nobel Ekonomi Ödülünü alacağını düşünüyordum, kitabı yarıladıktan sonra bunun mümkün olacağını çok daha iyi anladım. Bölümüme devam ederken, Sosyoloji, Davranışsal Ekonomi vb. dersler elbette almıştım. Ancak ekonomik yaşantımız da dâhil olmak üzere insan yaşantısında karar alma süreçlerinde psikolojik birçok etkenin varlığına Daniel Kahneman’da şahit oldum.
Günlük yaşantımızda düşünce, davranış ve kararlarımızda inanılmaz bir sistemin etkisi altındayız. Düşünürken farkında olmadığımız sistemler devreye giriyor. Daniel Kahneman bu düşünme biçimini iki şekilde kategorize ediyor:
1.Sistem; hızlı ve aniden düşünerek, çaba sarf etmediğimiz, denetimsiz durum. 2.Sistem ise; karmaşık problemler, aynı anda iki şeye odaklanma, vergi beyannamesi doldurmak gibi…
Kahneman ‘’ 1.Sistem, bahsedildiği gibi pratik düşünmenin, sorgulamamanın bir sonucunda cereyan eden aslında deneyim ve tecrübelerle de oluşturulmuş bir sistemdir. Bu sistemde aynı anda birden fazla işi yapabiliriz. Örneğin, boş bir yolda araç kullanırken bir yolcu ile güvenli şekilde sohbet edebiliriz; Ancak 2.Sistem devreye girdiğinde yani, meşakkatli, dikkat gerektiren bir işi yapmak durumunda kalındığında, ikinci bir işi yapamaz, zorlanırız. Örneğin, araba sürücüsü dar bir yolda kamyonu sollarken muhtemelen yanında oturan kişinin ne dediğine o an odaklanamaz ve adeta anlık olarak duyma yetisini kaybedebilir. Çünkü sürücünün dikkati, seyir halinde olduğu dar yolda kamyoneti sollamaya odaklanmıştır. İşte 2.Sistem bu durumlarda devreye girer. ‘’ diyor.
Müller-Lyer Yanılsaması denilen görsel yanılsamalar dışında, günlük yaşantımızda Bilişsel Yanılsamalar da olduğundan bahsediyor. Daniel Kahneman üniversite yıllarında aldığı psikoterapi derslerinden birinde hocalarının onlara verdiği bir bilgi ile Bilişsel Yanılsama’nın en güzel örneğini sunuyor:
Hocaları onlara: ‘’Eğer bir gün karşınıza, zaman zaman önceki tedavilerinde yanlış hatalar yapıldığını, birçok doktora gittiğini ve hepsinin başarısız olduğunu, ancak sizin ötekilerden farklı olduğunuzu söyleyen bir hasta ile karşılaşır ve siz de aynı hissi paylaşıp, hastayı anladığınıza ve ona yardım edebileceğinize emin olursanız, bu noktada hastanın tedavisini üstlenmeyi düşünmeyin bile, muayenehaneden atın onu! Büyük ihtimalle psikopatın tekidir ve ona yardım edemezsiniz.‘’diyor. Bu durum Müller-Lyer Yanılsaması’na benzer bir durumdur. Çünkü bu derste öğretilmek istenen hastaya karşı ne hissedilmesi gerektiği değildir. Hastaya duyulan sempatinin uzmanın kontrolü altında olmadığı bu durum 1.Sistem’den doğmaktadır. Buradaki benzerlik, çizgilerin uçlarındaki kuyruklar gibi geçmişinde sürekli yanlış tedavi görmüş olduğu söylenen hastanın cazibesine kapılmaktır. Bu bir bilişsel yanılsamadır ve böyle bir durumda 2.Sistem ile hareket etmek gerektiği vurgulanmıştır.
2.Sistem zihinsel çabanın ürünüdür. Psikolog Eckhard Hess gözbebeklerinin ruha açılan pencere olarak tanımladığı bir makalesinde; insanların iki haneli sayıları çarparken, problemler ne kadar zor ise gözbebeklerinin o denli büyüdüğünü ve çözüme ulaştığında da gözbebeklerinin küçüldüğüne dair bulgular yaptığı bir deneyden bahsediyor. İnsanlar zihinsel bir depar attıklarında fiilen körleşebilirler. Öte yandan bir işte beceri kazandıkça, o işe harcadığın enerji miktarı azalır. Beyin incelemeleri, bir eylemle ilgili yetenek ve beceri arttıkça beynin daha az sayıda bölgesinin aktifleştiğini ortaya koyuyor. Çok zeki bireyler aynı sorular karşısında diğerlerine göre çok daha az çaba sarf ederek çözüme ulaşırlar. Bu ‘’en az çaba yasası’’ hem bilişsel hem de fiziksel güç sarfı açısından geçerlidir. Yani bu yasa; insanlar için hedefe ulaşmanın birkaç alternatif yolu varsa, en az çaba sarf ederek ulaşabileceği yolu benimsediklerini ileri sürüyor.
Kahneman’ın değindiği bir diğer konu ise, Hale ya da Halo Etkisi. Düşünsel sistemde yaptığımız yanlışlardan bir diğerini de Hale Etkisi ile açıklıyor, ki bu durum benim de diğer insanlar kadar sık karşılaştığım bir önyargı biçimidir. Bir lideri beğeniyorsanız, muhtemelen onun bütün fiziksel özellikleri de dâhil olmak üzere sesini, giyinişini, her şeyini beğeniyorsunuz demektir. Bu tam tersi durum için de geçerlidir. Yani bir kişi ya da lideri sevmiyorsanız, muhtemelen size onun her türlü davranışı - iyi davranışları da içinde olmak üzere- beğenmiyorsunuzdur. Bu durumla siyasi olaylarda, günlük hayatımızda sıkça karşılaşırız. Oldukça tehlikeli olan bu önyargı biçimi, kararlarımızı ve yaşantımızı olumsuz yönde etkileyebiliyor. :)
Kahneman’ın bu zengin içerikli eserinden anladığım üzere, tercihlerimizde farkında olmadan bizi etkileyen birçok mekanizma devreye giriyor. Özellikle günlük yaşantımızda hale etkisini fazlasıyla yaşıyoruz ve seçimlerimizi bu etkiye sebep olan olgular yönetiyor. Gerek ekonomik hayatta, gerek günlük yaşantıda, sağlıklı ve doğru kararlar almak istiyorsak mantıklı ve istatistiksel verilere dayanarak düşünme metodu olan 2.Sistem’i etkin kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Ancak 1.Sistem’i de devre dışı bırakmamalıyız. Çünkü 1.Sistem bize pratik düşünmek konusunda yardımcı olan sistemdir. Bu iki sistemi de düzgün kullanabilmek için iyi tanımamız ve eksikliklerini bilmemiz gerekiyor. Özellikle 1.Sistem’in içerisinde oluşan hataları önlemek için bir tarlada olduğumuzu ve oranın mayın tarlasını olduğu gerçeğini bir an hatırladığımızı düşünerek hareket ettiğimiz gibi, yavaş düşünmeye çalışmamız ve odaklanmamız ve 2. Sistem’den yardım almamız gerekiyor. Aksi halde kitapta bahsedilen birçok hataya düşer, seçimlerimizi bu hatalar doğrultusunda yapabiliriz. Kanımca bu hatalara düşmemek için bu kitaba kulak vermekte fayda var.