• Altıncı Koğuş'ta bir taşradaki epey kötü durumda olan, yeni bir düzene, disipline ihtiyacı olan bir hastanede çalışan doktor Andrey Yefimıç ve onun felsefeden, dinden, toplumdan bahseden konuşmalarıyla dikkatini çektiği hastası Ivan Dmitriç'in hikayesini okuyoruz. Hikayedeki temel karaterler diyebileceğimiz bu doktor ve hastasının arasında geçen konuşmalar birçok şeyi sorgulamamıza sebep oluyor bir noktada. Doktor hiç bir şeyi değiştiremem düşüncesiyle hareket eden olaylara, durumlara karşı kayıtsız kalan bir tip. Takip edilmeden doğan endişe ve tedirginlik gibi psikolojik rahatsızlıkları olan Ivan Dmitriç ise doktorun tam aksi; adaletsizliklere, kötü koşullara karşı çıkan biri.
•
• Ivan Dmitriç'in akıl hastalığına karşı bakışı, sistemdeki problemleri dile getirmesinin karşısında doktorun hapishanelere, tımarhanelere karşı aslında yine sisteme bakış açısını konuştukları kısımlarda varolan sistemin olağanlığına rağmen yöntem böyle olmasaydı keşke dediğim cümleler okudum. Altıncı Koğuş kısacık bir kitap, birkaç saatte okunabiliyor, evet. Ama okuduğum 68 sayfada cümleleri cımbızlayıp üzerine düşündüğümde akıl hastalığının kültürel tarihinden, cezaevi sistemindeki yöntemin işlevselliğinden tutup sınıf statülerine, kayıtsızlık, eşitlik, yabancılaşma kavramlarına kadar düşünecek o kadar çok şey vardı ki.
•
• Dikkatimi çeken birkaç alıntı bırakmadan önce şunları da söyleyeyim: Çehov'un 1892'de yazdığı bu kitabı okuyup günümüze dönünce hemen hiçbir şeyin değişmediğini, toplum olarak bizim de çoğu şeye doktor Andrey Yefimıç gibi kayıtsız kaldığımız gerçeği hem sinir bozucu hem de üzücü. Hemen her yorumu böyle bitiriyorum ama düşünmeye, sorgulamaya sevk eden bir kitap Altıncı Koğuş, tavsiyemdir. :)
•
• Bu incelemeye ayrıca buradan ulaşabilirsiniz: