9/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2020 18:16
"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi..." Trenlerin doğudan batıya gittiği bir istasyonda, kimsenin uğramadığı, uğrayanında asla yaşamadığı bu kurak çölün ortasında çalışan birkaç Kazak Türk'ünün hikayesi Cengiz Aytmatov'un narin uslübuyla buluşur, kahramanın tek bir günü anılarıyla birlikte bir ömüre, asra, yıla, yüzyıla dönüşür. Hepimiz bir yolculuğa çıktığımızda pencereye bakıp hayallere, anılarımıza ve geleceğimize yönelik düşüncelere kapılırız. Bu durumu Aytmatov harika bir şekilde kitabında işliyor ve Sovyetler'in hakim olduğu sıralarda geleneklerine sahip çıkmaya çalışan Yedigey'in bir ölüyü atalarının mezarına gömme isteği üzerine çıkılan yol, uzuyor da uzuyor. Kitabın içeriğinden çok verdiği mesajlardan bahsetmek istiyorum. Kitapta efsane şeklinde anlatılan, eski bir Moğol işkence yöntemi olan "mankurtlaştırma", Aytmatov sayesinde "modern mankurtluk" tanımıyla birleşmiş ve literatüre geçmiştir. Bu tür modern mankurtlar, sadece Sovyetler dönemi Kazakistan'ında değil aslında tüm dünyada mevcuttur ve zaten kitapta da bunun mesajları açıkca verilir. Abd ve Rusya işbirliği çerçevesinde kurulan uzay üssü tarafından malesef uzayda bulunan ve bizden kat kat yüksek bir çağdaşlık düzeyine ulaşmış olan canlılar ile tüm dünyanın iletişimi kesilmiş ve buna imkan vermemek adına da çeşitli önlemler alınmış yani mankurtlaştırılmıştır. "Devlet" tanımı olmayan bir uygarlığa benzeme olasılığı korkutmuştur onları çünkü. Günümüz toplumları da "globalleşme" adı altında tek tip insana, tüm ideolojilerin tek olduğu bir mankurta dönüşmektedir. Destanlarla dolu kitapta Nayman Ana için gözleriniz yaşarırken, kitap sonuna geldiğinizde aslında kendi kültürünüz, gelenekleriniz için de aktığını anlıyorsunuz o gözyaşlarının. Geleneklerine bağlı Kazangap'ın mankurt oğlu Sabitcan gibi kişiler toplumlarımızda hala mevcuttur çünkü. Fakat uzay istasyonunda kendi çemberlerinin dışına çıkıp bu farklı uygarlığın insanları ile iletişime geçen astronotlar, benliğini unutan kültürlere bir umut niteliğindedir. Bizi etkileyen, bilinçaltımıza geleneklerden uzak şeylerin "güzel" olduğunu yükleyen her türlü sisteme karşı silkelenip, özümüze sahip çıkarsak bizi farklı kılan benliğimizi ancak o zaman ileriki kuşaklara taşıyabiliriz.
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.