Struma gemisini ilk kez Sunay Akın'ın Önce Çocuklar ve Kadınlar kitabında tanımıştım. O nedenle az çok bilgi sahibiydim ama üstünde de çok durmamıştım. Daha sonra Serenad ile tekrar hayatıma girdi. İşte bu sefer kan can geldi Struma'ya. İçindeki hayatları düşünmeye sevk etti beni. Çaresizliği düşündürdü, yarım kalmışlığı... Derken Kırım Türklerinin halini öğrenip yüreğim daha da dağlandı.
Bir aşk hikayesi evet, bence aynı konu ve türdeki romana taş çıkartan cinsten hem de. Bunun yanında yaşamanın içine, kadın olarak varolma mücadelesine de çok güzel değinmiş.
Kalbinizin bir köşesinde Serenad'a bir yer ayırmaya hazır olmalısınız. Schubert' i dinlediğinizde ya da denk geldiğinizde demek istediğimi anlayacaksınız. Keyifli okumalar :)