YÜZYÜZE / İNCELEME
.
Daha önce "Beyaz Gemi" adlı eserini okuduğum Aytmatov'u, biraz daha yakından tanıyabilmek için bir başka kısa eserini, Yüzyüze'yi elime aldım ve 62 sayfalık kısa soluklu hikayeyi tek seferde bitirdim. Dürüst olmam gerekirse eser kısa olduğundan hakkında konuşulacak çok bir şey de barındırmıyor, o yüzden bu incelemeyi kısa tutup Cengiz Aytmatov hakkında bilgi vermek daha mantıklı geldi. Kendisi bir Kırgız Türk'ü ve çocukluğunun çok büyük bir kısmını Kırgızistan'da, o birbirinden sert ve soğuk kış havalarında, kapkarlı dağların arasında ve döneminin getirdikleri olarak da Sovyet boyundurluğu altında geçirmiş. Eserlerinin çoğunda bu sert iklimi, çaresizlik ve boyundurluk içinde geçen bir ömrü, çevresindekilerin bir bir çöküşünü ve halkının özgürlük hayalini anlatır kendisi. Tıpkı "Beyaz Gemi" ve "Yüzyüze"de olduğu gibi.
"Yüzyüze"yi okurken o karlı dağların soğuğunu, halkın çaresizliğini, imkanların kısıtlılığını hissetmemeniz içten bile değil. Aytmatov'un en öne çıkan özelliğidir bu. Sizi odanızdan alır, taa Kırgızistan'ın o karlarla kaplı tepelerine, binbir türlü derdin içine bırakır. İstemeseniz de hafiften canınız sıkılır, kitabın başında "Yaşanmış bir olaydan uyarlanmıştır." yazmasa bile o kadar emin olursunuz ki anlatılan hikayenin kesinlikle yaşanmış olduğuna, dertlenirsiniz, hafiften burkulursunuz. Bu hissi 62 sayfalık eserinde de hissettirir size, 400 küsür sayfalık eserinde de. Hikayeler az biraz benzerdir, çoğunda yine o karlı tepelerde yaşayan ailelerden biri anlatılır, çaresizliklerini, yaşam mücadelelerini bazen 62 sayfada bazen 400 küsür sayfada görürsünüz. Yüzyüze'de anlatılan hikayeyi özetlemek gerekirse; Hikayemiz, Sovyetler Birliği'nin içinde olduğu bir savaştan dolayı seferberlik ilan edip tüm erkekleri askere çağırmasını ve o savaştan bir şekilde köyüne kaçmayı başaran bir erkeğin, Seyde'nin kocasının, Seyde'nin yardımıyla köyünün dağlarındaki mağaralardan birinde hayatta kalmaya çalışmasıyla başlıyor. Kocasının asker kaçağı olması, yerel halktan bunu saklamaya çalışırken binbir takla atması, mevsimin getirdiği kıtlık, bu kıtlıktan kaynaklı açlık, savaştan dolayı çaresiz olan halk; öteki yandan da evde bakmak zorunda olduğu kaynanası ve yeni doğmuş çocuğu derken sırtındaki yük katlandıkça katlanan başkahramanımız Seyde'nin, yaşam mücadelesini, hayata tutunma çabasını anlatarak da devam ediyor. Benim çok çok beğendiğim bir kitap olmasa da Aytmatov ile tanışmak için birebir olduğunu düşündüğüm, tek solukta bitirilebilecek güzel bir kitap. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
.
Benim puanım : 7.5/10