Savaş nedeniyle okulundan uzak kalmış bir çocuğa ilham olan bir aşk hikayesidir aslında söz konusu olan. Ön plana Danyar ile Cemile'nin yasak aşkını alırsak kitabın vermek istediği mesaja yazık etmiş oluruz. Kitap anlatıcının kendi yaptığı tabloyu incelemesiyle başlar. Yine aynı tabloya bakarak Danyar ve Cemile'ye seslenmesiyle biter. Bu aşk hikayesinin kahramanı Danyar'ın vatanını anlatan türkülerini dinleyen çocuk, ben de bu toprakları bir şekilde anlatmalıyım diyerek Danyar'dan ilham alır. Cemile'yi daha tanımadan Danyar'ın sevdalı davranışları çocuk tarafından fark edilmektedir. Başlarda öksüzlüğüne yorsa da sonradan onun tabiata ve vatanına aşkından böyle olduğu kanısına varmaktadır. Kelimelerin her şeyi anlatmaya yetmediğini anlayan çocuk, ressam olmaya karar verir. Annesinin resmi sanat olarak görmemesine aldırmaz çünkü onlar Cemile'nin de aşkına da anlam veremedikleri için sanattan anlamaları beklenemez. Herhangi bir köyde karşımıza çıkabilecek basitlikte olan bu hikayenin güzelliği bir çocuğa ilham olmasında, bozkırların ihtişamını gözler önüne sermesindedir.