9/10
·112 syf.··
2020 62. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 21:00
Okudum. Sürüklüyordu satılar beni. Adeta bir akarsuyun, küçük dingin su yolunda, önüne katıp götürdüğü bir küçük dal parçası gibi, şırıl şırıl ama yavaş yavaş dingin ve serin yolculuğu gibi okudum. Sonra filmini izledim. Doğru okumadığımı düşündüm. Bir gece de bir daha okudum. Yine sürüklüyordu satırlar beni. Bu defa akarsuyun önüne katıp götürdüğü, bir çağlayana karışıp, şarıl şarıl ve hoyrat ve azgın bir yarıktan aşağı fırlatıp attığı küçük bir dal parçasının yolculuğu gibi okudum. 1914’te Fransız bir kız çocuğu dünyaya gelir. Fransa’nın sömürgesi olan Çinhindi bölgesinde. Bu kız burada büyür. On yedi yaşına geldiğinde bu topraklardan uzaklaşıp, Fransa’ya dönecektir. Yaşamının bu on yedi senesi, seksen üç yıllık ömrünün geri kalanını şekillendirecektir. Biz bilmiyoruz bunu. Biz sadece Fransa’ya dönmeden önceki son bir buçuk yılına şahit oluyoruz bu kitapta. Bölgenin ve tarihin hiç bir izi yok satılarda. Hiç bir karakterin adı da yok. Sadece yer isimleri var. Bir de renk ayrımı, ırk ayrımının izleri hissedilebiliyor. Fransız bir kız Çinli bir erkek. Fransız kız beyaz kadın olarak anlatılıyor erkek ise sadece Çinli. Vücudunda hiç kıl olmayan, altın sarısı ten rengine sahip bir erkek. Kız daha on beş buçuk yaşında ve Çinli ondan iki kat büyük. Fransız olan beyaz olmanın tarifsiz ayrıcalığına sahip ne ise bu. Çinli erkek ise korkak. Fransız, bir beyaz ama beş parasız. Çinli ise çok zengin. Fransız aşkın ne olduğunu bilmiyor henüz on yedisinde anlıyor bunu. Çinli ise o gün öğreniyor, Fransız on beş buçuk yaşındayken. Fransız on beş buçuk yaşında kırılgan ama hoyrat, Çinli kuvvetli ama naif. Kız on beş buçuk yaşındayken bir gemide başlayan hikaye, kız on yedisindeyken başka bir gemi ile son bulur. Üstünden yıllar geçer. Kız bir gün bir telefona “alo” der. Belki de bu telefondan sonra bu kitabı yazmaya karar verir.
1000Kitap
SevgiliMarguerite Duras · Can Yayınları · 19941,300 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.