Puan vermedi·232 syf.··Beğendi
· Merhabalar bugün size Tatar çölü kitabının tarifini vereceğim. Afiyet olsun
.
Malzemeler; Yalnızlık (ne kadar varsa kendinizde)
Boşa umut etmek (8 su bardağı)
Alışkanlıklarla geçen bir ömür (1 kova)
Ben şimdi size yalan söyleyemem ama sizi de olumsuz yönde etkilemek istemem.
Objektif bir bakış açısıyla kitaba baktığımızda şunu söylüyorum kendime;
Yani bu ana fikri anlamak için 232 sayfa okumaya gerek var mıydı ?
Kitabı okurken çok beğenmemiştim ama okuduktan sonra beğendim, garip bir şekilde üzerimde atlatamadığım bir huzursuzluk bıraktı.
Yani kitabı sevdim mi sevmedim mi ben de anlamadım.
Konusundan bahsedersek;
Guavanni Diago diye bir adamımız var. Kendileri asker.
Bunu Bastiani kalesi’nin olduğu yere yani Tatar çölüne göreve yolluyorlar. Bastiani kalesinin olayı şu ama; ülkenin sınırında ve asla savaş çıkma gibi bir olayı yok. Yine de herkesin yani oraya göreve giden her askerin tek hayali, orada bir savaş olması. Yıllarını boşa harcama fikrine dayanamıyorlar çünkü. Gelenler oluyor, gidenler oluyor, gidemeyip kalanlar oluyor. Çölün ortasına insanlar umut ekiyor. Çölde bir şey yeşerir mi ? Yeşermez. Ama onlar salak olduğu için bilmiyorlar bunu dermişim dkdkdkdkkdkd (edebiyat nasıl yapılmaz işte böyle)
Sonra efendim. Diagocuğum 25 yaşında bir çıtırken gittiği Bastiani kalesinden 55-60 yaşlarında bir amca olarak ayrılıyor. Arkadaşlar bu spoiler değil bu arada oradan kurtulamayacağı belliydi dödldlşalf
.
Yani 60 yaşına kadar her yaş evresini ve o yaşlarda ne hissettiğini, hangi yaşlarımızın alışkanlığın alıp götürdüğü ve hayatın bu kadar hızlı akmasının korkunçluğunu yazar çok güzel yansıtmış ama bunu bitince anladım işte. Kitap aslında akıcıydı ve saçma bir şekilde okurken siz de savaşın çıkmasını bekliyorsunuz. E hadi savaş olsun. Onların boşuna bekleme umudunu kabullenmek istemiyorsunuz.
.
Arkadaşlar yalnızlık zor. Kendinizi Tatar çölündeki Bastiani kalesine hapsetmeyin. Yoksa sonra Guavanni gibi bir penceren bakarak beklersiniz. Neyi beklediğini anlamak çok zor değil.
.
Bu arada kitabın sonu tam olarak İBRETLİK. Başkasından duyarsın ve ‘ay ne diyorsun!’ olursun ya öyleydi. Sanırım ben kitabı beğenmişim bu arada (sanırım). Kitaplarla kalın :)