KORKAKLAR BİN KERE ÖLÜR, CESURLARSA BİR KERE!
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2020 70. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 10:57
Öyle bir kitap okudum ki, 500 sayfa daha okusam verdiği hazza doyar mıydım bilmiyorum. Tarihi romanlara ilgim üst düzeydedir, bazıları ise geçmişi anlatmakla kalmaz, zaman makinesiyle yolculuk yapıp o döneme gitmiş gibi hissettirir. İşte Fedailerin Kalesi Alamut da böyle bir kitap. Alamut, "kartal yuvası" demek. Sarp kayalıkların tepesinde bulunan, ele geçirilmesi zor, muhkem bir kale. Hasan ibni Sabbah, bu kalede Şiiliğin İsmaili koluna mensup bir örgüt kurar. Bu örgütte üst düzey askerler, yöneticiler ve müderrisler bulunur. Askerler sıkı bir disiplinle ilmî, dinî ve askerî eğitim alır. İsmaili öğretiye göre Peygamber soyundan İsmail, yedinci imamdır. Ahir zamanda zuhur edecek olan Mehdi, İsmail soyundan gelecektir. İsmaililer, Sünnileri topyekûn kâfir ilân ettikleri gibi diğer Şii akideleri de hak yolda olmadıklarını düşünerek tenkit ederler. Vladimir Bartol, Şiiliğin bütün bilgi ve hissiyatını ayrıntılarıyla romanında işlemesine rağmen romanda Sünni inancı ve Sünnilerin ehli beyte bakışını yansıtan bilgiler bulunmamaktadır. Konuyu on yıl araştıran ve İran'da yaşıyormuşca tarihe, kültüre ve dine hakim olan yazarın bu konuyu görmezden gelmesine anlam veremedim. Ayrıca Türklerden, "Türkistan'dan gelen at hırsızları" şeklinde bahsedilmesi, Alamut'u alamayacağını fark eden Türklerin korktuklarının ve savaşmamak için bahaneler ürettiklerinin vurgulanması, Türklerden sadece sayısal üstünlükleriyle başarılar elde eden bir millet algısının yaratılması tarihsel gerçekliğe aykırı, subjektif bir tutumdur. Bu bakımdan romanın tek yönlü olduğu düşüncesindeyim. Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizamülmülk üç samimi arkadaştır. Hasan'ın onlara açıkladığı yüce bir amacı vardır. Selçuklu'yı yıkmak ve Türkleri İran'dan kovmak. Üç arkadaş, bu amacı gerçekleştirmek için çalışacaklarına dair birbirlerine söz verirler. Fakat ilerleyen yıllarda verilen söz unutulur. Ömer Hayyam şarap ve kadınlarla gününü gün ederken Nizamülmülk ise verdiği sözün aksine Selçuklu'nun veziri olacaktır. Böylece Hasan ile Nizam arasında amansız bir düşmanlığın tohumları yeşerecektir. Hasan Sabbah, yirmi yılını bir plân üzerine kurar. Alamut'taki askerlerden en özel olanları seçip ölüme seve seve koşan suikastçiler yetiştirmek, böylece Selçuklu'ya ve bütün dünyaya korku salmak. Alamut'un arkasında askerlerin bilmediği gizli bahçeler vardır. Bu bahçeleri köşklerle, ışıklarla, çiçeklerle süsletir ve bahçelerde birbirinden güzel cariyeler bulunmaktadır. Hasan'ın verdiği haşhaşlı hapları içen askerler, muhtelif sanrılar görmekte ve zevküsefadan coşmuş bir halde hurilerle cennette olduklarını zannetmektedirler. Ve o andan itibaren anlarlar ki, Seyduna bir peygamberdir ve cennetin anahtarı onun elindedir. Burada ek bir bilgi ilave etmek isterim: İngilizcedeki “assassin” (suikastçi) kelimesi, "haşhaşi"den gelmektedir. Fedailerin üzerinde yaptığı bu deneyi en yakın arkadaşlarına gösterince hem zekâsına hayranlık duyulmuş hem de sahtekârlıkla itham edilmiştir. Hasan'ın verdiği cevap ise onları büsbütün şaşırtmıştır: “Bütün peygamberler de aynısını yapmış, cennet ve cehennem masallarıyla halkı kandırmışlardır. Aslında hepsi iyi niyetlidir, uydurdukları dinle bozuk toplumu ıslah etmeye çalışmışlardır. Yani geçmişten beri anlatılan hiçbir şey gerçek değil, her şey mübahtır.” Bunları okuduğumda Hasan Sabbah'ın agnostik olduğununa karar verdim. Tanrı'nın varlığı dahil, hakikat bilinemez. Bizler bilinmezliğin kölesiyiz. Kitaptaki karakterler o kadar iyi anlatılmış ki, her biri ete kemiğe bürünmüş halde karşımızda durmaktadır. Fedailerin en özeli İbni Tahir'in, Deylem bahçelerinin en güzel kızları olan Meryem ve Halime'nin akıbeti okuru teessüre sürükler. Nihayetinde İbni Tahir'in Nizamülmülk'ü, Cafer'in de Sultan Melikşah'ı öldürmesinden sonra Selçuklu taht kavgalarına başlamış ve yıkılmanın eşiğine girmiştir. Hasan ibni Sabbah'ın yirmi yıllık plânı amacına ulaşmış ve Türk Devleti'nin İran topraklarındaki egemenliği zayıflamıştır. Böylece İran'ın çocukları, Turan'ın çocuklarına unutamayacakları bir ders vermiştir.
Edebiyat
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250,1bin okunma
··
101 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.